Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sen de mi?


Sen de öyle misin acaba? En tuhaf şeyleri sabahları düşünürüm ben. Geceleri, gün ışığından sakladığımız, kılık değiştirmiş "fena fikirler" rüyalara üşüştüğü için belki de sabahları böyle oluyor insan. Herkesin vardır kılık değiştirmiş fena anıları.
Onları rüyalarda görmek cesaret ister. Hatırlamak daha büyük cesaret. Anlamak ise insanın kendiyle muhabbetini artırır. O zaman zaten sen artık "varsındır".
Biliyor musun ne düşünüyorum? Kendiyle konuşabilenler "vardır" sadece. Hiç ses vermiyorsan kendine, "olduğunu" nereden bileceksin ki?

İnsan kendi tarafında olmalı
Kendinle konuşmak için bir dilin olmalı. Yoksa sabahları, kötü bir ses, neler yapamadığını hatırlatarak, söylene söylene uyandırıyor insanı.
Neleri yapmayı unuttuğunu, zaten hep unuttuğunu. Kimleri araman gerekirken aramadığını, zaten vefasız olduğunu. O gün orada şöyle deseydin her şeyin bambaşka olacağını, ama bir türlü lafı gediğine koyamadığını...
Yenik başlıyorsun güne anladın mı? Kendi kendine, takımdan ayrı düz koşudasın bir bakıma. Kendi tarafında olmalı insan, kendi yanını tutmalı bilhassa sabahları, kahvaltıdan önce. Sabahları yataktan, şöyle söyleyeyim ben sana, insan yataktan bir takım halinde kalkmalı.
"İyi oynayan kazansın" demeli; hızlı koşan değil, güzel koşan göğüslesin ipi. Güzel koşmaya inanmalı fakat, ta derinden.
İpi göğüsleyemeyince, sonradan yani, pişman olmayacak kadar güzel şeyler biriktirmiş olmalı koşarken. Güzel şeyler biriktirdiğini insan hep kendiyle konuşa konuşa hatırlatabilmeli kendine.
Sana da olur mu? Sabahları en tuhaf şeyleri düşünürüm ben. Geriye kaç sabah kaldığını mesela. Bir aceleyle yaşamak ister insan böyle olunca. Binlerce şeye aynı anda başlamak istersin. Dev bir telaş küçültür gövdeni. Hayatın sadece kendi zamanı içinde yaşandığını anlayana kadar öğlen olur. Öğlen olunca zaten, dünya, güne doluşur, fena fikirlere yer kalmaz gürültüden. Sabahları kurulan kumdan kaleler yıkılır. Ama, biliyor musun?

Gerçekten istersen başlarsın
İnsan ancak gerçekten istediklerine başlayabilir. Sonra dönüp bakınca anlarsın ki, başlamış olduklarını istemişsin zaten; üzülecek bir şey yoktur. Onları istemeyi istemiyorsan o başka işte, sabahları insanın aklına onlar da üşüşür.
İnsanlık deryasında bir damla, insanın damlasında bir insanlık deryası olduğunu, kelimesiz, sessiz anladığından o sabahlarda, bir göğüs genişlemesiyle anlarsın ki, sen de aslında birisin. Birilerinden birisin sadece. Ne şefkatlidir bu, ne zalim aynı anda. Bitip gideceksin adını anlamayacaklar bir yandan, bir yandan sen de bir çizik atıp geçmiş olacaksın dünyadan.
Her dokunuş bir iz bırakıyorsa hakikaten sen basbayağı bir insanın ayak izlerini bırakacaksın yeryüzünde. İnsanlık adına küçük bir adım olacak belki, ama sen "güzel" yürümüş olacaksın.
Az gitmiş, uz gitmiş olacaksın yani, ama uzaydan bakılınca görülebilecek o şeyler arasında olmayacak ayak izlerin. Sen de uzaydan bakma o zaman kendine. Yakından bak, deli misin?

Kendine yakından bak
Sen de en tuhaf şeyleri sabahları mı düşünürsün? Durup dururken ilk sevişmen gelir mi aklına ve martıların ölmek için nereye gittiği? Türkçenin hiç de okunduğu gibi yazılmayan bir dil olduğunu keşfeder misin mesela aniden? Çok az sözcüğün numaracı olduğunu aslında...
Sigarayı bırakman gerektiğini, bırakırsan hayatının kaçta kaçını kaybedeceğini düşünür müsün daha yataktan kalkmadan, bırakmazsan kaçta kaçını?
Her elbisenin bir kaderi olduğunu, elbiselerin kaderlerini giyindiğimizi? Rüyalarda anne ve babalarımızın hep kılık değiştirdiğini? Sonra sen de mi kalkıp işe gidersin, benim gibi?

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Tony Blair hoş geldi
İNGİLTERE Başbakanı Tony Blair bugün ülkemize...
Çetin ALTAN
Ankara, Köyceğiz'den hiç görünmüyor
Yemyeşil koyu yaprakların arasında limonların...
Melih AŞIK
Deve kaçakçılığı
ABT Ajans Genel Müdürü Ziya Uçkan dostumuz te...
Fikret BİLA
Sezer sordu, Erdoğan cevapladı: 'Sizi kastetmedim'
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in MHP yönet...
Hasan CEMAL
Menfaat denklemi!
Türkiye'nin 'menfaat denklemi'nin içinde ne v...
Güneri CIVAOĞLU
Devenin başı
Deve kurban etmeyen bir kültür örneği vereceğ...
Abbas GÜÇLÜ
Sıfırdan dolar milyarderliğine
Genç Bakış'ta önceki gece farklı bir konuğumu...
Hurşit GÜNEŞ
Büyüme düşüşünün etkileri
Yılın üçüncü çeyreğinde büyüme rakamının yüzd...
Sami KOHEN
Talat kızgın, ama karamsar değil...
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı hiç bu ...
Metin MÜNİR
Milliyetçilik dersi? Hayır, teşekkür ederim
Kıbrıs'ta 1963 aralığında, Rumlar Türklere sa...
Faik ÖZTRAK
Büyüme neden yavaşladı? (1)
Bu yılın üçüncü üç aylık döneminde Gayri Safi...
Hasan PULUR
Avrupa bize haksızlık yaptı mı?
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nin s...
Derya SAZAK
Vatandaşın sesi
Ülke yönetimindeki üslup ve kadro anlayışının...
Meral TAMER
Gün ortasında 20 dakikalık uyku, 14 dolara
Kıskanıyorum.
Ece TEMELKURAN
Sen de mi?
Sen de öyle misin acaba? En tuhaf şeyleri sab...
Güngör URAS
Enflasyon yüzde 4, faiz yüzde 21 (...bu ne iştir?)
Merkez Bankası, 2007 yılı sonunda enflasyon h...
M. Ali BİRAND
AB geride kaldı, sırada Çankaya var...
Türkiye'de yaşamak insanı yorar.

© 2006 Milliyet