|
 |
|
|
Yine hayal kırıklığı
AB, Ankara'nın beklentilerinin aksine, Türkiye'ye sadece "işletme ve sanayi politikası" başlığında müzakere pozisyonunu hazırlaması için davet mektubu gönderiyor
Güven Özalp - Brüksel
Avrupa Birliği Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER), Türkiye'ye işletme ve sanayi politikası başlığında müzakere pozisyonunu hazırlaması için davet mektubu gönderilmesini kararlaştırdı. Bu karar, en az dört başlıkta benzer nitelikte, hatta daha da ileri giden bir yaklaşım benimsenmesini talep eden ve bu yönde girişim yapan Türkiye'nin beklentilerini karşılamıyor.
Müzakere pozisyonunun belirlenmesi için davet yapılmasının ilgili müzakere başlığının otomatik olarak açılacağı anlamını taşımaması, sürecin geleceğiyle ilgili endişe doğuruyor.
AB Komisyonu, Dönem Başkanı Finlandiya ve Türkiye, teknik çalışmaları tamamlanan ve sorun bulunmayan dört başlıkta somut adım atılarak müzakere sürecinin devam ettiğinin gösterilmesini istiyordu. Başlıklar, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından "Ekonomi ve para politikası, mali kontrol, eğitim-kültür ile işletme ve sanayi politikası" olarak sıralandı.
Süreç otomatik değil
Eğitim - kültür başlığının ele alınmadığı dünkü COREPER toplantısında diğer başlıklardan sadece sonuncusu konusunda adım atılmasına yeşil ışık yakıldı.
Rumların geleneksel blokaj yaklaşımını sadece bu başlıkta gevşetmesiyle alınan karar, teknik açıdan "açılım" olarak değerlendirilebilecek olsa da müzakere sürecindeki sıkıntıyı gidermiyor.
Rumların yaklaşımının ardında, "Türkiye'ye ve Finlandiya'ya hediye veriyor izlenimi yaratmama" ve "AB'nin 11 Aralık'ta aldığı karara uyuyor görüntüsü verme" çabası yatıyor. Türkiye'ye işletme ve sanayi politikası alanında davet mektubu gönderilmesi, bu başlıkta sorunsuz bir şekilde müzakereye geçileceği anlamını taşımıyor. Türkiye'nin pozisyonunu hazırlayıp Brüksel'e iletmesi, AB'nin kendi ortak pozisyonunu hazırlaması, bunun sağlanabilmesi için de her üye devletin onayı gerekiyor.
Rumlar belirleyici
Sürecin, teknik niteliği ağır basmasına karşın siyasi engellemeler nedeniyle "otomatik olarak işlemediğinin" en güzel örneğini, eğitim - kültür başlığı oluşturuyor. Türkiye'nin bu başlıkta müzakere tutumunu Brüksel'e iletmesine karşın AB, aylardır ortak pozisyonunu belirleyemiyor. Bunun nedeni, Fransa'nın siyasi kriterlere atıf konusundaki ısrarını sürdürmesi.
Diplomatik kaynaklar, 11 Aralık'ta alınan karar gereği AB tarafından eşik konulmayan başlıkların tümü için davet mektubunun Ankara'ya gönderilmesi, eşik uygulaması içeren başlıklar için de bunların neler olduğunun bir an önce bildirilmesi gerektiğini belirtiyor. Finlandiya Dönem Başkanlığı'nda herhangi bir başlık açılmasını mümkün görmeyen aynı kaynaklar, 1 Ocak'ta başlayacak olan Almanya'nın Dönem Başkanlığı sırasında bu yönde somut bir adım atılıp atılamayacağını Rumların ve Türkiye'ye soğuk bakan ülkelerin tavırlarının belirleyeceğini, Almanya'nın Türkiye için Finlandiya kadar yoğun çaba harcamayacağını vurguluyor.
Hırvatlar herhangi bir sorunla karşılaşmadan koşar adım ilerliyor. Bilim - araştırma ve eğitim - kültür başlıklarını açıp kapatan Hırvatistan, bugün de ekonomi ve para politikası, işletme ve sanayi ile gümrük birliği başlıklarını açacak.
Ankara: Rum etkisi sürüyor
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Dışişleri Bakanı Gül'ün, Finlandiya'nın ay sonunda sona erecek AB Dönem Başkanlığı sırasında dört alanda müzakerelerin açılması beklentisini açıklamasından bir gün sonra AB'nin sadece "sanayi ve işletme politikaları" başlıklı faslı müzakereye açma kararı, "Rumların AB - Türkiye ilişkilerine koyduğu frenin etkisini hâlâ sürdürdüğü" biçiminde yorumlandı.
AB'nin Türkiye'yle ilişkileri kısmen askıya alan kararında, dondurulan 8 başlık dışındaki 25 alanda müzakerelerin "süratle" başlayacağı mesajına yer verilmişti. Kararın ardından AB Komisyonu ve Finlandiya yetkilileriyle irtibata geçen Ankara, 7 - 8 alanda müzakerelerin başlatılması için davet mektubunun Türkiye'ye gönderileceği ve bunlardan 4'ünün en kısa sürede müzakerelere açılabileceği yanıtını almıştı.
Türkiye'nin "Rum Kesimi'nin 4 faslın açılmasına itiraz etmeyeceğini garanti eder misiniz?" sorusuna Brüksel'den "Hayır" karşılığı gelmişti.
Son durumla ilgili olarak Ankara'daki kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Müzakerelerin sürdüğünü göstermesi açısından bir adım. Türkiye'nin üyeliğini destekleyen ülkelerden gördükleri yoğun baskı nedeniyle Rumlar bunu reddedemezlerdi. Yine de sadece tek başlık için onay verdiler. Karar, Rum tarafının Türkiye - AB ilişkilerine koyduğu frenin etkisinin askıya alınmayan başlıklarda da yavaşlama getirdiğinin sinyali."
|
|
|

|