Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB, Türkleri rencide etmekte ısrarlı görünüyor


AB Konseyi'nin geçen hafta aldığı karardan sonra, Türkiye ile askıya alınmayan müzakere fasıllarından dördünde müzakereleri başlatmasının Ankara için çok büyük bir "jest" olmayacağı ortadaydı. Zira bu başlıkların kapatılması da Kıbrıs koşuluna bağlanmıştı.
AB Komisyonu da zaten sırf, "Tren her şeye rağmen yürüyor" diyebilmek için bu fasılların açılmasını istiyor. Zira müzakerelerin 12 Haziran'dan bu yana fiilen durduğu artık biliniyor. Bu fasıllarda müzakerelere başlanabilirse, kırgın olan Türklerin gönlünün bir nebze de olsa, alınabileceği hesaplanıyor.

vRumlar veto hakkını kullanıyor
Dışişleri Bakanı Gül de, söz konusu fasılların kapatılması koşulunu bilmesine rağmen, bu fasıllarda müzakerelerin açılmasını pragmatik nedenlerden dolayı istiyor. Zira Ankara, AB ile ilişkilerin her şeye rağmen yürüdüğünü göstermek zorunda. Çünkü AB üyeliği Türkiye açısından hâlâ "devlet politikası" olmaya devam ediyor.
Nedeni de malum. Ankara'nın elinde, en azından şu aşamada, tutarlı bir alternatif yok. Bunun oluşturulmasının zaman alacağı ise aşikâr. Fakat, AB Konseyi'nin müzakerelerde sekiz faslı askıya alınması ve geri kalan fasılları Kıbrıs koşuluna bağlamasıyla işin bitmeyeceği de belliydi.
Zira, daha önce de belirttiğimiz gibi, Kıbrıslı Rumlar, müzakere edilebilecek konuların üzerindeki veto haklarını da saklı tuttuklarını açıkladılar. Brüksel'den dün yansıyan haberler de zaten, AB sayesinde kendilerini güçlü bir konumda hisseden Rumların bu "hakkı" şimdiden kullanmaya başladıklarını gösteriyor.

Yaraya tuz basıldı
Bu haberlere göre, AB Daimi Temsilcileri dünkü toplantılarında, müzakerelerin dört değil, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin istediği gibi, sadece bir fasılda (İşletmeler ve Sanayi Politikaları) açılması üzerinde uzlaşmaya varmışlar.
Bu ise, AB'ye zaten fazla inancı kalmamış olan Türklerin yarasına tuz basmaktan başka bir anlama gelmiyor. Öyle görülüyor ki, Avrupa'da Türkiye'nin AB yolculuğunu tam bir eziyete çevirmeye hazır olanlar için Rumlar gerçekten bulunmaz bir nimet oldu. Yakında başlayacak olan Almanya'nın AB dönem başkanlığı sırasında da, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler açısından çok büyük gelişmelerin olmayacağını Alman Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier'ın önceki günkü basın toplantısından anlıyoruz.

Steinmeier umut vermedi
Dönem başkanlıkları sırasında üzerinde duracakları konuları sıralayan Steinmeier, AB'nin haftalardır bir numaralı konusu olmasına rağmen Türkiye meselesine mümkün olduğu kadar az değindi.
Kıbrıslı Türklerin üzerindeki ambargoların kaldırılması konusundaysa herhangi bir umut vermedi. Sadece bu iş için "yol" arayacaklarını söylemekle yetindi. Oysa, aranacak bir yol yok çünkü yapılması gereken ortada. O da, AB Komisyonu'nun bu konudaki önerilerine uymak.
Rum tarafı da zaten Almanya ile Türklerin dünyayla doğrudan değil, Rum limanları üzerinden ticaret yapmaları konusunda anlaştıklarını sızdırdılar bile. Bu aynı zamanda, "Ya Almanya buna uyar, ya da veto hakkımızı kullanırız" mesajından başka bir şey değil.
Kısacası, AB Türk halkını rencide edip yabancılaştırmaya devam ediyor.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa Mahkemesi ve bürokrasi
GÜNLERDİR Anayasa Mahkemesi'nin "memurlar leh...
Çetin ALTAN
'Şeb-i yelda' en uzun gece
Bu gece, saat 24.00'ten sonra yarının takvim ...
Melih AŞIK
Şekersiz konu!
Ülkede para eden ne varsa satmayı... Böylece ...
Fikret BİLA
Sine-i millet tartışması
Bazı kesimlerden başta CHP olmak üzere muhale...
Hasan CEMAL
Anayasa Mahkemesi ve bazı sorular!
Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi çok uzun y...
Güneri CIVAOĞLU
'Bit' kriteri
Yuvacık Barajı sadece Kocaeli'ye değil, İstan...
Can Dündar
Evet Kenan Doğulu, biz eski kafalıyız biraz!
Eurovision'da Türkiye'yi temsil edecek olan ...
Hurşit GÜNEŞ
Tayland sıcak paraya "dur" dedi
Tayland'da gelişen olaylar bu hafta uluslarar...
Doğan HEPER
İşçi üvey evlat mı sayıldı?
BİR süre önce bu köşede şöyle demiştim:
Semih İDİZ
AB, Türkleri rencide etmekte ısrarlı görünüyor
AB Konseyi'nin geçen hafta aldığı karardan so...
Sami KOHEN
Irak için yeni yaklaşımlar
DAHA geçen ay Irak konusunda "Kesinlikle kaza...
Hasan PULUR
Hiç ibret alınsaydı...
GÜNGÖR Yerdeş bizim kuşağın Ankaralılarındand...
Derya SAZAK
Sine-i millet
2007'ye Çankaya ve erken seçim tartışmalarıyl...
Meral TAMER
Coca-Cola'dan her çalışana hediye bisiklet
Bazen büyük heyecan duyarak yazdığınız bir ya...
Yaman TÖRÜNER
Roche olayının perde arkası
Önceki günkü gazetelerde, "Savcıdan ikinci Ro...
Güngör URAS
Merkez "bir şeyler" pişirmeye çalışıyor
Tayland'a sıcak paranın girişi güçleştirildi....
Serpil YILMAZ
Beyoğlu'nun ışığını Tarlabaşı yakacak
Devlet ile halkı buluşturan "yerel" güç, yasa...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, köprüleri neden atmadı?
Avrupa Birliği ile ilişkilerin geldiği noktay...

© 2006 Milliyet