Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkez "bir şeyler" pişirmeye çalışıyor


Tayland'a sıcak paranın girişi güçleştirildi. Tayland Merkez Bankası dedi ki, "Sıcak para yüzünden Tayland parası aşırı değerleniyor. Döviz ucuzluyor. İhracat gücümüzü kaybediyoruz. İhracat olmadan büyüme olmaz. Bizim döviz açığımız yok. Fazlamız var. Sıcak para bizim ekonomimize zarar veriyor. Sıcak para olarak 100 dolar getirenin 30 dolarını bir yıl bloke ederiz. 30 dolarının bloke edilmesini istemeyenin 10 dolarına el koyarız. 100 dolar getiren ancak 90 dolar geri götürür."
Bizim Merkez Bankamız ise, "Sıcak para olmaz ise, 30 milyarı aşan döviz açığını kapatamayız. İş ki döviz gelsin. Biz Türk lirasının aşırı değerlenmesini umursamayız. Döviz fiyatını sabit tutarız. Böylece döviz getirip bonoya yatıranlar net yüzde 21 faiz alır. 100 getiren bir yılda 121 götürür" diyor.
Tayland'ın döviz açığı sorunu yok ama, bizim Merkez Bankamız yılda 30 milyar doları açan cari açığın (döviz açığının) finansmanı için sıcak paraya mahkûm.
Bizde yanlış olan, faizi yüksek tutarak ülkeye fazla miktarda döviz girişine kapı açmak. Bu sıcak döviz girişi sayesinde döviz fiyatını ucuzlatarak enflasyonu aşağıya çekmeye çalışmak. Bunun ekonomiye ağır faturası var. Ve de bunu sürdürmek mümkün değil.

Döviz enflasyonu belirliyor
Merkez Bankası şimdi korkmaya başladı... Ya döviz girişi şu veya bu nedenle yavaşlarsa... Ya döviz fiyatı tırmanmaya başlarsa... O zaman enflasyon nasıl dizginlenir?
Birilerinin yaptığı hesaba göre bir ülkede kısmi dolarizasyon varsa, (insanlar tasarruflarının bir bölümünü dolara bağlıyor, dolarla borçlanıyor,dolarla alışveriş ediyorsa) o ülkede döviz fiyatının yüzde 10 artması, enflasyonun yüzde 3 artmasına yol açar.
Merkez işte bu hesaptan korkarak, halkımıza, "Dövizle borçlanmayın... YTL mevduatına geçin" diyor. Böylece döviz fiyatlarındaki olası bir artışın enflasyonu tırmandırma gücünü kırmaya çalışıyor.
Bunu sağlamak için de "Bir şeyler pişiriliyor"... Bazı tedbirlerin alınması için "kamuoyu oluşturulmasına" çalışılıyor.
Anlaşıldığı kadarıyla geçen hafta Merkez Bankası'nın düzenlediği dolarizasyondan geriye dönüş konferansında eski IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'e bu amaçla bir konuşma ısmarlanmıştı.
Ama Fischer, "ısmarlayanların bekleyişlerine ters mesajlar" verdi. "Türkiye'nin hedefi Avrupa Birliği'ne tam üyelik ise, bunun yolu "tam dolarizasyondan" (yani Avrupa Para Birliği'ne girerek euro'yu kabulden) geçer. Kısmi dolarizasyonun nedeni "cari açığın" (döviz açığının) büyüklüğü nedeniyle YTL'ye güvenin yok olmasıdır" dedi.

Sorun: Cari Açık
Özel sektörün dövizle borçlanması, halkın tasarruflarını dövize bağlaması cari açığın (döviz açığının) sebebi değil, neticesi.
Dövizle borçlanma, döviz mevduatı hiç de normal değil ama, cari açığın (döviz açığının) giderek büyüdüğü bir yapıda, Merkez Bankası'nın işini kolaylaştırıyor.
  • Özel sektör dışarıdan yüzde 6-7 faizle borçlanarak döviz getirmese bu dövizi Merkez Bankası bulmak zorunda kalacak. Döviz getirerek bozdurana yüzde 21 faiz ödeyecek. Devalüasyon riskini kamu taşıyacak.
  • Halk, tasarruflarının bir bölümünü döviz olarak mevduat hesabında tutmasa, veya döviz mevduat hesapları bir şekilde çözülse, dövizdeki bir dalgalanmada dövize kayabilecek vadesiz ve kısa vadeli YTL fonların miktarı artacak.


  • guras@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Anayasa Mahkemesi ve bürokrasi
    GÜNLERDİR Anayasa Mahkemesi'nin "memurlar leh...
    Çetin ALTAN
    'Şeb-i yelda' en uzun gece
    Bu gece, saat 24.00'ten sonra yarının takvim ...
    Melih AŞIK
    Şekersiz konu!
    Ülkede para eden ne varsa satmayı... Böylece ...
    Fikret BİLA
    Sine-i millet tartışması
    Bazı kesimlerden başta CHP olmak üzere muhale...
    Hasan CEMAL
    Anayasa Mahkemesi ve bazı sorular!
    Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi çok uzun y...
    Güneri CIVAOĞLU
    'Bit' kriteri
    Yuvacık Barajı sadece Kocaeli'ye değil, İstan...
    Can Dündar
    Evet Kenan Doğulu, biz eski kafalıyız biraz!
    Eurovision'da Türkiye'yi temsil edecek olan ...
    Hurşit GÜNEŞ
    Tayland sıcak paraya "dur" dedi
    Tayland'da gelişen olaylar bu hafta uluslarar...
    Doğan HEPER
    İşçi üvey evlat mı sayıldı?
    BİR süre önce bu köşede şöyle demiştim:
    Semih İDİZ
    AB, Türkleri rencide etmekte ısrarlı görünüyor
    AB Konseyi'nin geçen hafta aldığı karardan so...
    Sami KOHEN
    Irak için yeni yaklaşımlar
    DAHA geçen ay Irak konusunda "Kesinlikle kaza...
    Hasan PULUR
    Hiç ibret alınsaydı...
    GÜNGÖR Yerdeş bizim kuşağın Ankaralılarındand...
    Derya SAZAK
    Sine-i millet
    2007'ye Çankaya ve erken seçim tartışmalarıyl...
    Meral TAMER
    Coca-Cola'dan her çalışana hediye bisiklet
    Bazen büyük heyecan duyarak yazdığınız bir ya...
    Yaman TÖRÜNER
    Roche olayının perde arkası
    Önceki günkü gazetelerde, "Savcıdan ikinci Ro...
    Güngör URAS
    Merkez "bir şeyler" pişirmeye çalışıyor
    Tayland'a sıcak paranın girişi güçleştirildi....
    Serpil YILMAZ
    Beyoğlu'nun ışığını Tarlabaşı yakacak
    Devlet ile halkı buluşturan "yerel" güç, yasa...
    M. Ali BİRAND
    Erdoğan, köprüleri neden atmadı?
    Avrupa Birliği ile ilişkilerin geldiği noktay...

    © 2006 Milliyet