|
 |
|
|
Melisa'nın derdi neyse o olmak!
Çok özel bir yüzü, parlak bir zekâsı olan, üstelik ilkeli bir oyuncu Melisa Sözen. Günün birinde ipte dans etmek gibi bir hayali var. O yüzden siz onu sinemada izleme şansını kaçırmayın. Tercihen de "Cenneti Beklerken"de...
BİR PORTRE / ASU MARO
16 yaşına yeni girmiş, çıtı pıtı, kocaman gözlü bir kız çocuğu... Bir iş görüşmesine gelmiş, yanında annesi. Bu görüşme çok önemli, üzerinde sonradan kendisine şans getirdiğine inandığı siyah bir elbise. Ve içeri beklenen kişi girer, Çağan Irmak. Yıl 2001 ve henüz ortada değil "Babam ve Oğlum", "Asmalı Konak" bile yok. "Bir dakika cep telefonumu kapatayım" der küçük kız. Bu cümleyi bitirdiğinde rol onundur. İlk sinema filmi "Bana Şans Dile"yi çekecek olan Çağan Irmak, karşısında kendisini gerçekten dinlemeye hazır, akıllı ve hevesli bir oyuncu adayı olduğunu fark etmiştir çünkü...
"Bana Şans Dile" değil ama, Irmak'la tanışmak hayatını değiştirir Melisa Sözen'in. Birkaç sene sonra... Gerçek anlamda Irmak'ın "Çemberimde Gül Oya"sı ile parlayan Sözen, 21 yaşında sayısız dizide, filmde, reklamda oynamış durumda. Hatta seyirciyle ilk 'buluşması' üç dört yaşlarına tekabül eder...
Çocuklarının yeteneklerini küçük yaştan itibaren destekleyen bir aile onunki. Resim yapan bir anne ile çocuklarını klasikleri okumaya mecbur eden borsacı bir babanın 6 Temmuz 1985 doğumlu kızı Melisa. Erkek kardeşi Barış ile hafta içi Etiler, hafta sonu Polonezköy'de geçer çocuklukları. Bilgisayar kuşu değil, yatmaya giderken böceklere iyi geceler dileyen bir çocuk olur. Kuzenleriyle her akşam bir gösteri hazırlarlar, anne babaları da ellerine içkilerini alıp büyük bir ciddiyetle onları izler. Melisa'nın ilk rolü, beyaz yatak örtüsüne sarınarak oynadığı Marilyn Monroe'dur.
İlkokula Ata Koleji'nde başlar, ama çocuklarla kavga ettiği için dönem sonunda okuldan alınıp Lütfü Banat'a geçer. Gene Ata Koleji'nde ortaokulu okurken yüzme takımından bir günde, voleybol takımından bir haftada kaçar.
Annesi kendi hayalini kızı gerçekleştirsin, dans etsin ister. Oysa Melisa baleden nefret eden, değil tütüler giyip ortaya çıkmak, kız olduğunu bile reddeden bir çocuktur. "Gerçekler Acıtır"da izlediği Winona Ryder'a özenip saçlarını kırpar ha bire.
Bilir ki asla dansçı olmayacak
Çok okuyan bir kızdır. Annesi baleyle ilgili kitaplarla kandırır onu. Alev Baymur Bale Okulu'na giderken bilir ki asla dansçı olmayacak. Ama, bir oyuncunun dans etmesinin işe yarayacağını da akıl eder. Aklı hep yaşından önce gider zaten. Sahneye ilk kez 14 yaşındayken "Yedi Kocalı Hürmüz" müzikalinde çıkar. Orada tanıştığı Nilgün Belgün ve Levent Özdilek ile de ilk televizyon dizisinde oynar. "Kadınlar Kulübü", yönetmenin 'figüranları' insan yerine koymadığı korkunç bir deneyim olarak kalır aklında. "Acaba ben bu işi yapmasam mı?" noktasından döner, ama o gün bugündür bulunduğu setlerde misafir oyunculara kötü davranan karşısında onu bulur.
Ergenlik çağını anne babasıyla değil 'sistemle' mücadele ederek geçirir ve Pera Güzel Sanatlar Lisesi'nde kendisi gibi bir hedefi olan arkadaşlar arasında rahat eder. O zamandan konservatuvarın da kendisine göre olmadığına karar vermiştir. "Başka türlü bir şey" arar ya, o aradığını henüz bulmuş değil...
Bu arada Levent Özdilek onu İrfan Tözüm'le, Tözüm de Çağan Irmak'la tanıştırır. Arada biraz savrulur, ne istediğini bilen, ama her zaman anlatamayan bir küçük kızdır neticede. Şimdi "Maalesef bunu da yaptım" dediği, ama çok şükür hafızalardan silinmiş birkaç dizi bırakır ardında. "Çemberimde Gül Oya"daki Feriha rolü güzel günlerin habercisi olarak gelir 2003 yılında.
Yere göğe koyamadığı Derviş Zaim'le ise 16. Ankara Film Festivali'nin kapanış töreninde tanışır. Melisa Sözen gecenin sunucusudur, setten geldiği için uykusuzdur ve provasızdır. Bir de üstüne hayran olduğu yönetmen jüridedir. Rezil olur mu? Evet. Ama, hocası Cüneyt Uzunlar'ın sözü gelir aklına: "Saçmalarsan kendinle dalga geç, ama abartma, salak demesinler." Bu öğütle Derviş Zaim'in de gözüne girmiş olmalı ki, birkaç ay sonra "Bir şey yapmıyorsan konuşalım" gibi ayaklarını yerden kesen bir cümle duyar ondan. Sonrası senaryonun gelişi, gece gündüz dua ederek Leyla rolünü beklemesi... Ve hayatının en özel filmi "Cenneti Beklerken".
Bir yıl önce çektiği filmin gecikmeler sonucu "Eve Giden Yol"la aynı anda gösterime girmesinin ne büyük bir talihsizlik olduğunun o da farkında elbet. Sürekli "Vallahi aynı yıl iki tarihi filmde oynayacak kadar salak değilim" diyor. "Eve Giden Yol" hakkında politik davranmayacak kadar aklı başında. Ama saygılı da olduğundan, "Benim okuyup da oynamayı kabul ettiğim film bu değildi" diyor sadece.
Jül Sezar'da oynayacak
Çok özel bir yüzü, parlak bir zekâsı olan, üstelik ilkeli bir oyuncu Melisa Sözen. Genç oyuncu arkadaşlarıyla "Jül Sezar"ı sahnelemeye çalışıyorlar şu ara. Neyse o olmak, kimseye şirin görünmeye çalışmamak gibi bir derdi var. Evet, Audrey Hepburn'ü çok beğeniyor ve evet biraz da benziyor. Özellikle gözleri ve muzır gülüşüyle. Almodovar, Tim Burton, Peter Greenaway, Inarritu, Kim Ki-duk en beğendiği yönetmenler. Poi çeviriyor, hamurdan kuklalar yapıyor, yanından ayırmadığı, sürekli bir şeyler yazdığı bir defteri var. Bir de bir gün ipte dans etmek gibi bir hayali... Her an çaycı olarak Cirque de Soleil'e katılabilir, onun için siz Melisa Sözen'i sinemada izleme şansını kaçırmayın. Tercihen "Cenneti Beklerken"de tabii...
|
|
|




|