|
 |
|
|
TÜİK rakamları şaşırdı!
Son dönemde sık sık eleştirilen TÜİK, dün sanayi üretim oranını hem geç hem de yanlış açıkladı. Her ayın sekizinde saat 10.00'da açıkladığı verinin doğrusunu sitesine koyduğunda neredeyse öğle olmuştu
EKONOMİ SERVİSİ
Türkiye'de ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim ve teknoloji alanlarındaki istatistikleri derlemek, değerlendirmek, analiz etmek, yayımlamak ve istatistikte kullanılacak yöntemleri geliştirmekle görevli kamu kuruluşu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ilk defa sanayi üretim rakamını geç ve yanlış açıkladı.
TÜİK, sanayi üretim rakamlarını her ayın sekizinde saat 10.00'da açıklıyor. Dün bu saatte TÜİK'in internet sitesine girildiğinde aylık verinin sitede bulunmadığı görüldü. Bir süre sonra internet sitesinde yerini alan verilerde, kasım ayında Türkiye'nin sanayi üretiminin yüzde 12.8 oranında arttığı belirtildi.
Sanayi üretimi % 10.9 arttı
Oysa bu rakamın yanlış olduğu öğle saatlerinde ortaya çıktı. Düzeltmeyi yapan yine TÜİK'ti. Yenilenen verilere göre, Türkiye'nin sanayi üretimi, geçen yılın kasım ayında, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10.9 oranında arttı. 2005'in kasımında sanayi üretimi yüzde 10 artmıştı.
Kasımda, önceki yılın aynı ayına kıyasla üretim madencilik sektöründe yüzde 1 azalırken, imalat sanayiinde yüzde 11.4, elektrik, gaz ve su sektöründe ise yüzde 11.1 oranında arttı. 2005 yılı kasım ayında üretim artışları, madencilik sektöründe yüzde 20.2, elektrik, gaz ve suda yüzde 11.2, imalat sanayii sektöründe yüzde 9.4 olmuştu. Sanayi üretimi 2006 Ekim'inde ise yüzde 2.5 artmıştı. 11 aylık ortalamalara göre toplam sanayi üretimi de yüzde 6.3 oranında arttı. 2005 yılının 11 ayında, ortalama sanayi üretimi artışı yüzde 5.2 olmuştu.
TÜİK Başkanı: Güncelleme yaptığımız için aksama oldu
Tuğba Tekerek
TÜİK Başkanı Ömer Demir, daha önce yapılan eleştiriler ışığında sanayi üretim hesaplamalarının yenilendiğini, bu güncelleme nedeniyle dün verilerin açıklanmasında problem yaşandığını söyledi. Demir, sanayi üretim verilerinin neden geç ve hatalı açıklandığı yönündeki soruyu şöyle yanıtladı:
"Kamuoyunun yorumları bizim için yol gösterici. Daha önce yapılan eleştirileri dikkate aldık ve verileri sürekli güncelliyoruz, aksaklıklar biraz da bundan kaynaklandı. Sanayi üretiminde derlemiş olduğumuz firma sayısını artırdık, sektörel dağılım ve endeksler yeniden ayarlanıyor."
Demir son zamanlarda tartışılan açlık sınırı verileri ve diğer istatistiklerle ilgili soruları yanıtladı.
TÜİK'in bir hanenin açlık sınırını 190 YTL olarak hesaplarken var olan tüketim alışkanlıklarını temel alması eleştiriliyor. Ne diyorsunuz?
Metodolojik bir hata yok. Fiyata bakmıyoruz. En çok tüketilen ürünler arasında hangi ürün rastlarsa onu alıyoruz. 2100 kaloriyi sağlayacak minimum beslenmeye bakıyoruz. O minimumda ne tükettikleri bizim için önemli değil.
'Metodolojiyi tercih ederiz'
Hesaplamalar, gelirine göre toplam beş dilime ayrılan gruplardan en yoksul ikinci dilimdeki hanelerin gıda tüketimine göre yapılıyor. Bu ortaya çıkan sonucu etkilemiyor mu?
Tabii ki tüketim kalıpları değişiyor. Alt gelir gruplarındaki gıdanın kompozisyonuyla üst gelir grupları arasında fark var. Yoksulluğu belirlemek için ona en yakın gruptan gitmek en uygundur. Ancak hesap diğer gruplara göre de yapılabilir.
Burada bir tercih var...
Tabii muhakkak. Metodoloji size seçenekler sunar, siz onlar içerisinde makul olan ve sonuçların sürekliliğini sağlayacak olanını seçersiniz.
Neden açlık sınırı hesaplanırken, gelir açısından toplumun orta kesimi değil de en yoksul ikinci kesim alınıyor?
Burada açlıktan bahsediyoruz. Bir toplumun özlediği yaşam standardından değil. Minimumdan bahsediyoruz. Bir ülkede en ucuza temin edilebilen ürünleri seçmezsek durumu iyi göstermez. Verinin diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olması da önemli. Dünyada diğer kullanıcılar Türkiye'yi bir yere oturturken, buna bakarlar. Eğer, "ortalama olarak şu gelir düzeyini alalım, herkesi en az buraya taşımak için ne kadar işçimiz var görelim" gibi bir hedef varsa bu hesaplanır. Ancak bu, sanıldığından çok daha zordur.
Dört kişinin 190 YTL'ye sağlıklı bir şekilde karnını doyurabileceğini düşünüyor musunuz?
Bir kişi ne kadar yer karnını nasıl doyurur, hesabını bireysel olarak siz nasıl yaparsanız ben de öyle yaparım. Ama eğer öyle yapmak gerekseydi bu kadar bilimsel literatür oluşmazdı. Ama bu noktada '2100 kalori az, ailedeki farklı bireylere göre farklı hesaplamalar yapmak gerekir' şeklinde bir eleştiri getirilebilir.
Genel olarak TÜİK'in hesaplamaları konusunda yapılan eleştirilere ne diyorsunuz?
Yaptığımız istatistikler tartışmaya açıktır. Ama tartışmaya açık olması demek yapığımızın yanlış olması anlamına gelmez. Bir önyargı var. Şu rakamın öyle ya da böyle çıkması isteniyor ve ona göre metodoloji seçiliyor gibi bir ima var. Bu doğru değil. Biz bu istatistiği kullanıcılar için yapıyoruz. Dolayısıyla güven sağlamak önemli. Ancak ölçülü eleştirmekte de fayda var. "TÜİK bilerek hesapları yanlış yapıyor" demek, bir kamu kurumunun yolsuzluk yaptığını söylemekle aynı şey. Bu istatistik hepimizin ortak mirası, onu iyi korumalıyız.
Açıkladığı veriler sık sık tartışma konusu oluyor
TÜİK'in açıkladığı veriler, son dönemde pek çok kişi ve kuruluşça eleştirildi. TÜİK'in verileriyle ilgili en 'ateşli' tartışma, 2005 yılı büyüme rakamı üzerine oldu.
Tahminlerin çok ötesinde açıklanan yüzde 7.6'lık büyüme oranına dönük eleştiriler özellikle tarım sektörünün 2005'teki büyümesine ilişkin verilerin son anda düzeltilerek yükseltilmesi üzerine yoğunlaştı.
İşsizlik verilerinin hesaplama yönteminin 2005 başında değiştirilmesi bir süre, önceki dönemlerle karşılaştırılamama sorunlarına yol açtı. Pek çok uzman, bu süreçte TÜİK'i metodoloji değişikliklerinde saydamlık ilkesine uymadığı gerekçesiyle eleştirdi.
Bir başka değişiklik ise enflasyon sepetinde yapıldı. Kira ve benzeri fiyatları daha hızla artan bazı mal ve hizmetlerin Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki ağırlığı düşürüldü. 2005'te TÜFE'nin bu nedenle 3 puan düşük çıktığını savunan uzmanlar, yine TÜİK'i eleştiri bombardımanına tuttu. Maaş/aylık artışlarını etkilediği için enflasyon oranlarını yakından takip eden ücretliler ve emeklilerin de eleştirileri bu noktada yoğunlaştı. Maaşlara yansıyan enflasyon farkının bu nedenle düşük kaldığını belirten Türkiye İşçi Emeklileri Derneği, "TÜİK'in rakamlarına inanmıyoruz" açıklamasını yaptı.
TÜİK'in verileriyle pek çok kuruluşun verileri arasında da farklılık bulunuyor. İstanbul Sanayi Odası, 2005 sonu itibariyle sanayi kuruluşlarının katma değer artış rakamlarını, TÜİK'ten daha düşük hesapladı. TÜİK'e göre dört kişilik bir ailerinin 2005 sonu itibariyle açlık sınırı 190 YTL. Türk-İş'e göre ise bu rakam 643 YTL.
TÜİK, açıkladığı verilerden dolayı bütün bir kentle mahkemelik bile oldu! Gerçi o dönem kurumun adı Devlet İstatistik Enstitüsü'ydü (DİE).
Bolu'yu Türkiye'nin ikinci zengin ili gösteren verilerin yanlış olduğu gerekçesiyle DİE'yi 17 Aralık 2004'te mahkemeye veren Bolu Halk Platformu, bilirkişi kurulu tarafından haklı bulundu.
|
|
|

|