Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kaçırılan fırsat...


DÜNKÜ "Haaretz" gazetesinin, İsrail ile Suriye arasında son yıllarda yapılan "gizli" görüşmelerin, Türkiye'nin verdiği "tüyo" sayesinde başladığına ilişkin haberi aslında, bir "sır" değil.
Gazete iki taraf arasındaki ilk gayri resmi temasların Ocak 2004'te, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın Türkiye ziyaretinin hemen ardından başladığını bildiriyor.
Bu da şu şekilde oluyor: Esad'ın ziyareti sırasında, İsrail'in eski Ankara Büyükelçisi Alon Liel, Suriye heyetinin misafir edildiği otelde kalıyor. Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Esad arasındaki görüşmeden sonra, Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan bir arkadaşı Liel'e, bu görüşmede Suriye ile İsrail arasında temas olanaklarının konuşulduğunu naklediyor. Liel İsrail'e döndükten sonra, Türk büyükelçisi kendisine Esad'ın Türkiye aracılığıyla İsrail ile bir görüşme kanalı açmak istediğini söylüyor. İsrailli diplomat bunu zamanın Başbakanı Şaron'un ofisine bildiriyor. Daha sonra Suriye adına, Washington'da yaşayan İbrahim Süleyman adında bir işadamı ve gene o kentteki bir düşünce kuruluşuna mensup bir Amerikalı devreye giriyor...

Türkiye'nin rolü
Türkiye'nin o noktadaki rolü aslında bilinmiyor değil. O zaman Başbakan'ın Suriye-İsrail yakınlaşması için çaba harcadığı, danışmanlarının birtakım temaslarda bulunduğu, bu temasların sonuçlarının da ilgililere iletildiği Türk basınına da sızmıştı...
"Haaretz"in dün verdiği haberin bizim için yeni ve ilginç tarafı, sözü geçen şahıslar arasında Avrupa'da yapılan temasların, nihayet iki yıl sonra -Temmuz 2006'da- bir "Barış Anlaşması Taslağı"nın hazırlanmasıyla noktalanmış olmasıdır.
"Haaretz"in haberinde aktarılan anlaşmanın belli başlı maddeleri, gerçekten iki düşman ülke arasında nihayet barışın ve normal ilişkilerin kurulmasını sağlayacak nitelikte.
Ancak ne yazık ki, şu anda bu bir hayal. Çünkü ne İsrail, ne Suriye, bu esaslara dayalı bir barışa hazır. Bırakın barışı, resmi olarak bu amaçla müzakereye oturmaya dahi istekli değil. O kadar ki, haber bir ağız birliği içinde, Şam ve Kudüs'te hükümet yetkililerince yalanlandı.
Peki, gerçekten bu konuda hiçbir şey olmamış mı?
Suriye ile İsrail arasında "resmi düzeyde" hiçbir temas yapılmadığı doğru.
Ancak Liel, Süleyman, Aronson ve adı açıklanmayan "Avrupalı arabulucu" arasında muhakkak ki "resmi olmayan" görüşmeler yapılmıştır. Bunun yolunu açan da, Türk diplomasisinin taraflara verdiği "tüyo"dur.

Akademik belge
Bu çalışmalar yaklaşık iki yıl sürdü. Bu arada bir mutabakat taslağı da üretildi. Bu, aslında hukuki değeri, bağlayıcı niteliği olmayan "gayri resmi bir kâğıt"tan ibaret. Bir nevi "akademik" bir çalışmanın ürünü...
Ancak bu tür çalışmalar bazen -şartlar elverişli olduğu hallerde- resmi müzakerelerin çalışma belgesi haline gelebilir. Hatta taslak, resmi bir anlaşmanın zeminini de oluşturabilir.
Ortadoğu'da ilk Arap-İsrail barış anlaşmasının temelini oluşturan Oslo mutabakatı da böyle gayri resmi bir "egzersiz" ile başlamamış mıydı?
Ancak Suriye-İsrail barışı için gayri resmi "kanal"dan başlayan temaslar, bir dizi olumsuz olay (Hariri'nin öldürülmesi, Suriye üzerindeki dış baskılar ve İsrail'in Lübnan'a saldırması) nedeniyle beklenen sonucu vermedi.
Oysa belki bu çalışma zamanında iyi değerlendirilseydi, anlaşma için bir fırsat doğabilirdi.
Bu tür fırsatlar da her zaman ortaya çıkmıyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Irak'ta kâbus
IRAK gittikçe daha tehlikeli noktalara sürükl...
Çetin ALTAN
Politik şoförlükte sürüklenmeler ve şınanay yavrum şınanay...
Doğanın kara mizahını, miniminnacık da olsa g...
Melih AŞIK
Depreme karşı
İstanbul'da bir karış boş alan kalmayacak.. H...
Fikret BİLA
Sonuç bildirgesi PKK çizgisine yakın
Ankara'da düzenlenen ve iki süren "Türkiye Ba...
Hasan CEMAL
Evet, şiddetle diyalog olmaz!
ETA, İspanya'da Baskların bağımsızlığı için u...
Güneri CIVAOĞLU
Tribün ve Mevlana
Başbakan Erdoğan dün AKP grubunda "Kusura bak...
Abbas GÜÇLÜ
İstanbul'a artık üniversite açılmasın!
İstanbul nasıl kurutulur tartışmaları aldı ba...
Hurşit GÜNEŞ
İstanbul trafiğine yasaklı çözüm
İstanbul trafiğinin bu hale gelmesindeki etme...
Nail GÜRELİ
Gündemde daha başka neler var?
Herhangi bir insanın bir sorununa kısaca deği...
Sami KOHEN
Kaçırılan fırsat...
DÜNKÜ "Haaretz" gazetesinin, İsrail ile Suriy...
Metin MÜNİR
Büyük Türk Palavraları
Seçim yılları Büyük Türk Palavraları koleksiy...
Hasan PULUR
Başımıza taş yağmadan...
"GÖLGELER" diye bir televizyon programına gaz...
Meral TAMER
Suyumuza sahip çıkalım
Su!
Ece TEMELKURAN
Market tanrıları
Çok satan kitapları mı süpermarketlere koyarl...
Osman ULAGAY
Devletçi ekonomiye dönüş mü?
Küresel kapitalizmin başarı öykülerini dinlem...
Güngör URAS
Akaryakıtlar TÜBİTAK boyasıyla boyanıyor
Akaryakıtları boyamak dünyada petrol şirketle...
M. Ali BİRAND
Ankara'da plan var, ancak müdahele heyecanı yok
Son zamanlarda kamu oyunda bir "Kuzey Irak'a ...

© 2006 Milliyet