Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ocak 2007 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Devletçi ekonomiye dönüş mü?


Küresel kapitalizmin başarı öykülerini dinlemeye devam ediyoruz. ABD'nin muhafazakâr kesime yakın fikir üretme kuruluşlarından Heritage Foundation ile Wall Street Journal'ın birlikte hazırladığı Ekonomik Özgürlük Endeksi'nin 2007 yılı sonuçları dün açıklandı. Endekse göre dünyanın ortalama ekonomik özgürlük notunda geçen yıla göre küçük bir gerileme var ama endekse eşlik eden değerlendirmelerde, küreselleşme sürecinin dünyada zenginliği artırdığı ve gelir uçurumlarını azalttığı ileri sürülüyor.
Çeşitli ölçümlere göre bu tür sonuçlara varmak mümkün. Küresel kapitalizmin etki alanının genişlemesiyle birlikte, dünya ekonomisinin son yarım yüzyılın en yüksek büyüme hızlarına son beş yılda eriştiği de bir gerçek.
Ancak buna paralel olarak, küresel kapitalizme yönelik tepkilerin de giderek yaygınlaştığını ve küresel piyasalaşma modeline karşı devletçi - korumacı ekonomik modele umut bağlama eğiliminin arttığını görüyoruz.

Tepkinin kaynağı
Çoğu kez ulusalcı bir boyut da taşıyan bu tepkilerin iki temel çıkış noktası var.
Birincisi, küresel ekonomideki hızlı büyümenin dünyanın kıt enerji ve temel madde kaynaklarının değerini artırdığı ortamda, devletin ve hükümetlerin bu kaynaklara el koyup buradan kaynaklanan ek gelirleri bir politika aracı olarak kullanma şansı doğuyor. Bu olgunun örneklerini Rusya ve Venezüella gibi ülkelerde görüyoruz.
İkincisi, küreselleşmenin tetiklediği dönüşüm süreci pek çok ülkede, ekonomik durumu bozulan, işini kaybeden ve zenginleşen kesime tepki duyanların oluşturduğu geniş bir muhalefet cephesi yaratıyor. Demokratik ülkelerde bu cepheden destek alarak iktidara gelenler oyunu aldıkları tabanı tatmin etmek için devletçi ekonomik politikalara yönelebiliyor.
Bu olgunun örneklerini şimdilik çeşitli Latin Amerika ülkelerinde görüyoruz ama korumacı önlemlerin ABD ve Avrupa'da gündeme gelmesi de pekâlâ mümkün görünüyor. Ayrıca Tayland'da askeri darbeyle iktidara gelen hükümet de bu tür politikalara yöneldi.

Devletçi tepkiler
Küresel kapitalizmin tek yol olarak herkese bellettiği ekonomi politikası çerçevesini kırmayı amaçlayan devletçi ekonomiye yöneliş çabalarında, çeşitli ülkelerde gündeme gelen açılımlar öncelikle şunlar:
  • Doğal kaynaklara devletçe ya da ulusal şirketlerce sahip çıkılması ve bunları işleten uluslararası şirketlerle yeni pazarlıklara girişilmesi.
  • Telekomünikasyon ve diğer bazı temel hizmet alanlarında yabancı şirketlerin etki alanının sınırlandırılması ve millileştirmelere gidilmesi.
  • Yabancı sermayeli firmalarda yabancı payının sınırlandırılması ve kontrol hisselerinin yerli ortakta olmasının sağlanması.
  • Uluslararası sermaye hareketlerinin serbestisine sınırlama ya da kayıt getiren kambiyo düzenlemelerine gidilmesi.
  • Merkez Bankası'nın özerkliğinin kaldırılması.
  • Dış ticarette devlet denetiminin artırılması.

  • Bu yönelişlerin uygulamada nasıl sonuç vereceği henüz bilinmiyor ama "Yükselen Pazar ülkeleri artık küresel sistemin parçası oldu, riskleri azaldı" diye düşünenlerin uykularını kaçıracak gelişmelerin yaygınlaştığını görüyoruz.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Irak'ta kâbus
    IRAK gittikçe daha tehlikeli noktalara sürükl...
    Çetin ALTAN
    Politik şoförlükte sürüklenmeler ve şınanay yavrum şınanay...
    Doğanın kara mizahını, miniminnacık da olsa g...
    Melih AŞIK
    Depreme karşı
    İstanbul'da bir karış boş alan kalmayacak.. H...
    Fikret BİLA
    Sonuç bildirgesi PKK çizgisine yakın
    Ankara'da düzenlenen ve iki süren "Türkiye Ba...
    Hasan CEMAL
    Evet, şiddetle diyalog olmaz!
    ETA, İspanya'da Baskların bağımsızlığı için u...
    Güneri CIVAOĞLU
    Tribün ve Mevlana
    Başbakan Erdoğan dün AKP grubunda "Kusura bak...
    Abbas GÜÇLÜ
    İstanbul'a artık üniversite açılmasın!
    İstanbul nasıl kurutulur tartışmaları aldı ba...
    Hurşit GÜNEŞ
    İstanbul trafiğine yasaklı çözüm
    İstanbul trafiğinin bu hale gelmesindeki etme...
    Nail GÜRELİ
    Gündemde daha başka neler var?
    Herhangi bir insanın bir sorununa kısaca deği...
    Sami KOHEN
    Kaçırılan fırsat...
    DÜNKÜ "Haaretz" gazetesinin, İsrail ile Suriy...
    Metin MÜNİR
    Büyük Türk Palavraları
    Seçim yılları Büyük Türk Palavraları koleksiy...
    Hasan PULUR
    Başımıza taş yağmadan...
    "GÖLGELER" diye bir televizyon programına gaz...
    Meral TAMER
    Suyumuza sahip çıkalım
    Su!
    Ece TEMELKURAN
    Market tanrıları
    Çok satan kitapları mı süpermarketlere koyarl...
    Osman ULAGAY
    Devletçi ekonomiye dönüş mü?
    Küresel kapitalizmin başarı öykülerini dinlem...
    Güngör URAS
    Akaryakıtlar TÜBİTAK boyasıyla boyanıyor
    Akaryakıtları boyamak dünyada petrol şirketle...
    M. Ali BİRAND
    Ankara'da plan var, ancak müdahele heyecanı yok
    Son zamanlarda kamu oyunda bir "Kuzey Irak'a ...

    © 2006 Milliyet