|
 |
|
|
Kerkük tuzağı
Türkiye'de Kuzey Irak'a müdahalenin tartışıldığı günlerde Kerkük'te bir Türkmen karakoluna düzenlenen bombalı saldırıda 30 kişinin ölmesi kaygı vericidir. Bir kanlı tuzağa Ankara da çekilmek istenmektedir.
Kerkük'e müdahale ortamı yaratılmasında Irak yönetimi ve ABD'nin "kışkırtıcı" referandum hazırlığı, fiilen kurulan Kürt devletinin Kerkük'ü başkent ilan etme olasılığı, petrol kaynaklarına kuzeyin el koyması ve PKK'nın faaliyetlerine göz yumulması gibi "sınır ötesi" gerekçeler öne çıkıyor.
MİT Müsteşarı Emre Taner, Türkiye'nin bölgesindeki gelişmeler karşısında "savunmada" kalamayacağını ilan etti. Taner'in Sovyetler'in dağılması sürecinde olduğu gibi küresel tehditleri okuyamayan ulus devletlerin tarih sahnesinden çekilebileceklerine ilişkin uyarısı önemliydi. Ancak bu söylemin gerektirdiği politika "askercil" önlemler mi gerektiriyor, yoksa Türkiye'nin Ortadoğu'daki savaş ortamına bulaşmadan, sivil ve barışçı yöntemlerle gücünü ve etkinliğini artırmasını mı zorunlu kılıyor? Anlaşılan "devlet katı"nda izlenecek politikalar konusunda ciddi görüş ayrılıkları, hatta "bölünmeler" var.
Seçime giden Türkiye'de iktidar ile muhalefet, sivil otorite ile askerler arasında Kuzey Irak, PKK, Kürt sorununa yaklaşımda önemli farklılaşmalar gözleniyor.
ABD'nin Irak savaşını başlattığı 2003'te 1 Mart tezkeresinin Meclis'te reddedilmesiyle son bulan süreçte bu kargaşa doruğa çıkmıştı.
Genelkurmay ve MİT yetkililerinin de katıldığı MGK toplantısında, Irak'a ilişkin net bir "tavsiye"de bulunulmamıştı. Dört yıl sonra bugün de Ankara'da her kafadan bir ses çıkıyor.
Kerkük ve PKK nedeniyle Türkiye'nin güvenliğini sağlamak üzere 1 Mart öncesi koşullara dönülmek isteniyor. Ancak ABD'nin ve Irak yönetiminin bu çıkışlardan hoşnut olduğu söylenemez. Erdoğan ve Baykal'ın açıklamaları biraz da "seçime yönelik" bulunuyor.
ABD Irak'ta batağa saplanmışken Türkiye'nin Iraklaştırılması son derece tehlikelidir.
Dikkat çekici bir gelişmede PKK'nın ateşkes ilan ettiği ve Kürt sorununa barışçı çözümlerin arandığı ortamda Irak'a müdahale tartışması açılmasıdır.
Ankara'daki "Türkiye Barışını Arıyor" adlı konferansa katılan eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in Milliyet'te Belma Akçura'ya yaptığı değerlendirmeler de Emre Taner'den sonra "sivil çözüm" görüşlerini destekler niteliktedir.
Öneş, 80 yıllık cumhuriyet tarihinde uygulanan politikaların Kürt sorununu çözmekte "başarısız" kaldığını itiraf ediyor.
İsrail Lübnan'ı bombaladı da ne oldu?
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|