|
 |
|
|
HRANT DİNK ÖLDÜRÜLMEDEN ÖNCE ARKADAŞIMIZ BELMA AKÇURA'YA KONUŞMUŞTU
Ben sana döneceğim!..
Saat 13.58'de Dink'ten mesaj alıyorum. Hemen kendisini arayıp gönderdiği yazıyı kullanmak istediğimi söylüyorum. 'Şu an toplantıdayım, bir saat sonra konuşalım. Ben sana döneceğim' diyor ama dönemiyor...
Belma Akçura
18 Ocak 2007...
Saat 20.00 sıraları... Beyoğlu'nda Hacıbaba restoranına giriyorum.
Hrant Dink ile karşılaşıyoruz.
İkimizin yanında da misafirleri var... Karşılıklı başka masalardayız. Ama oturmadan önce ayaküstü sohbet ediyoruz. Milliyet'te yer alan eski istihbaratçı Cevat Öneş'in röportajını çok beğendiğini söylüyor. Yanındaki arkadaşları onaylıyor. "Devamı yarın" diyorum. Gülüyoruz.
O akşam yemekten erken kalkıyorum. Bir başka toplantıya yetişmek için. O da benimle vedalaşmak için ayağa kalkıyor. Huzursuz gibi, ama yine de gülümsüyor. Kulağıma eğilip, "Sana yarın bir yazı göndereceğim, ama hemen kullanma" diyor. e-mail'imi istiyor. "Ben size yarın atarım, onun üzerinden gönderirsiniz" diyorum. "Tamam" diyor.
19 Ocak 2007...
Saat 12.28... Hrant Dink'i cep telefonundan arıyorum. "e-mail'ini almadım" diyor. Şimdi kendisine e-mail attığımı söylüyorum.
Saat 12.29... e-mail'imi gönderiyorum; "Metni bekliyorum. Sevgiler Belma" diyerek...
Saat 13.58... Hrant Dink'ten bir e-mail alıyorum.
"....Sevgili Belma, yazıyı gönderiyorum. Kullanman gerekmiyor. Agos'ta yayımladım. Seninle de paylaşmak istedim. Yemek borcumu müsait bir zamanda muhakkak ödeyeceğim. Hrant Dink..."
'Kullanmak istiyorum'
Gönderdiği metni açıyorum: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı savunma... 17 Ocak'ta avukatlarının başvurduğunu söylüyor. Ekte Agos'ta da yer alan savunması var.
Bir insan duygularını, acılarını, hayatını bu kadar mı güzel özetler... Bir ülkeyi bu kadar mı sever?
Tekrar arıyorum. "Çok etkilendim... Avukatınız başvuruyu kesin yaptıysa kullanmak istiyorum" diyorum.
Duraksıyor. "Tamam, ben şimdi bir toplantıdayım, avukatları arayayım. Sana bir saat sonra döneceğim" diyor. Bir şeyler daha söylüyor. Sesini alamadığımı söylüyorum... Telefonda cızırtılar var. Bir saat sonra "219 50 ...den konuşalım" diyor...
Güvercine dokunurlar
Saat 15.00... Hrant Dink dönmüyor... Dönemiyor.
Ermeni olduğu için askerde terfisinin yapılmadığını düşünüp iki saat boyunca ağlayan bu güzel adam ne zaman dönecek?
Dönmeyecek!
Çünkü o, "Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede güvercinlere dokunulmaz" diyordu...
Nasıl da yanılmış...
Bilmiyordu ki bu ülkede en çok güvercinlere dokunurlar!..
Seni koruyamadık, bizi affet...
|
|
|

|