Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Ocak 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ararat'ımı yıktılar!

Agos gazetesinin merdivenlerinde bağırıyordu Hrant Dink'in eşi Rakel: "Kocamı görmeye geldim ben!" Sonra sessiz ağlayanlara dönüyordu elleri: "Biz size güvendik de kaldık bu ülkede! Size güvendik!"


Arkadaşımı vurdular... Arkadaşımın kanı yerde, kuruyor.
Sonra benim arkadaşımın kanını birileri sabunlu sularla yıkıyor.
Arkadaşımın ayakları görünüyor, taşmış gazete kâğıdından. Uzun boyludur Hrant, örtecek kadar kâğıt bulamamışlar.
Oofff... Ooff...
Ben nereden bulayım o kocaman kalbi örtecek sözleri şimdi?
Posterlerde duruyor yüzü. Birtakım adamlar çıkıp çok mühim sözler söylüyor.
Ben ne diyeyim onlara şimdi?
Benim arkadaşımı vurmuşlar!

İyileri bulurlar
Belki sizin de arkadaşınızı vurdulardı bir zaman. Sırf kalbi büyük diye, sırf insanları seviyor diye, sırf özgürlük istiyor, sırf bu "cehennem ülkenin cennet olabileceğine" inanıyor diye.
Hep mi en iyileri bulur bu kurşunlar? En samimi, en yürekli, en delikanlı olanı mı vururlar?
Ah! Kim bilecek, şimdi Hrant nasıl kocaman sarılırdı dostlarına?
Nasıl kocaman gülerdi şakalara?
Nasıl kocaman birikirdi gözünde yaş kalbini anlamadıklarında?
Nasıl kocaman bir "Of!" çekerdi Türkçe-Ermenice söylenince türküler?
Ah! Bu ülkeyi kocaman insanları öldüre öldüre küçültüyorlar!
Küçük insanların ülkesi olsun diye bu toprak, önce dara sığmayanları yok ediyorlar.


"Size güvendik!"
Agos gazetesinin merdivenlerinde bağırıyordu Rakel:
"Kocamı görmeye geldim ben!"
Yüzü şerha şerha olmuş bağırıyordu:
"Devletimiz çok temizdi. Daha da temizlendi şimdi!"
Sonra sessiz ağlayanlara dönüyordu elleri:
"Biz size güvendik de kaldık bu ülkede! Size güvendik! Böyle mi olacaktı? Söylesenize!"
Kızı Sera, merdivenlere düşmüş ağlıyordu. Oğlu Ararat, tıpkı Hrant gibi "Ooof! Oof!" çekerek ağlıyordu, kendi kollarını sarıyordu kendine. Tam göğsünde bir yara açılmış gibi tutuyordu elini kalbinde. Rakel, merdivenlerde yatan kızı Sera'nın üzerine kapanıyor, yine bağırıyordu:
"Artık kanınız daha mı temiz oldu?!"
Sera yüzünü mermer merdivene dayıyordu:
"Babamı verin bana! Babamıııı!"
Su uzattım ikisine, nafile, çaresizce. Rakel yüzüme baktı ve bağırdı:
"Biz iyiyiz çok şükür. Siz devletimize bakın. Ona bir şey olmasın!"
Ağladık sonra. Yüzümüz parçalanıncaya kadar ağladık hep birlikte. Çünkü...
Kimden hesap soracaktık?
"Faşizme karşı omuz omuza" diye bağırıp sonra eylemlerde kim önde duracak kavgası yapanlardan mı?
Solcu parti numarası yapıp 301. maddeyi savunanlardan mı?
Karşımıza birkaç gün içinde bir manyağı çıkarıp "Katil bu" diye bizimle dalga geçecek olanlardan mı?
"Menfur cinayeti içtenlikle kınayan" Kerinçsiz ve Kerinçsizgillerden mi?
"Ama koruma istememişti" diye çırpınan, başka da cümle kuramayan devletten mi?
Hrant'ın kanı daha yerdeyken, Hrant'ı çok güldürecek olan "dış mihraklar" yalanına sığınanlardan mı?
Bizim gibi insanların "korunarak" ve "saklanarak" yaşamasını isteyen "ortalamadan" mı?
Milliyetçiliği ve faşizmi tırmandıran ve şimdi bu cinayete çok üzülmüş gibi yapan gazetelerden mi?

Hesap soramayacak kadar üzgün
Hesap soramayacak kadar üzgünüm şimdi. Durmadan, manasızca tekrar ediyorum kendime:
"Ama biz haftaya rakı içecektik."
Gerçek gibi gelmiyor çünkü olup biten. Bu kadar iyi, bu kadar samimi, bu kadar hakiki, bu kadar güçlü arkadaşımın üç kurşunla, sırtından vurulmuş olması gerçek olamayacak kadar saçma.

Hrant'ı öldürdüler.
Benim Ararat'ımı yıktılar.
Slogan atacak halim yok.
Benim arkadaşımı vurdular.
Ağzım hep cam kırığı...

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Acı
Her hafta sonu geldiğinde, pazar sabahı Türk ...
Melih AŞIK
Tetiğin arkasındaki
Alçakça cinayet Türkiye'yi dünyanın gözünde b...
Fikret BİLA
Hrant Dink'i kimler öldürttü?
Hrant Dink'i tanımazdım. Kurucusu olduğu Agos...
Hasan CEMAL
Hey sen, eline kan bulaşan!
Hey sen, eline kan bulaşan! Sen değil misin? ...
Güneri CIVAOĞLU
Kan kültürü
Hrant Dink o rezilce cinayetten sonra yerde y...
Can Dündar
Aziz Nesin'in aşk mektupları nasıl yakıldı?
Allah gecinden versin: Ölürseniz arşiviniz s...
Abbas GÜÇLÜ
Bu noktaya bir anda mı gelindi!
Hoşgörü sınırları artan bir şekilde zorlanıyo...
Metin MÜNİR
Eğer bir şey hakkında konuşulamıyorsa
Uykusuzluğa en iyi çare bol bol uyumaktır. ...
Hasan PULUR
Kim bu demokrasi karşıtı...
"BİR düzen panayırıdır demokrasi, beğen beğen...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi iadesinin kaldırılmasında hukuk tartışması
Halen Meclis'te komisyonda görüşülen bir kanu...
Derya SAZAK
Sevda güvercini
Hrant Dink bir Türkiye sevdalısıydı. TCK 301 ...
Meral TAMER
Dink'in katilini hiç aramayın
Uğur Mumcu'nun katili bulunamadı. Danıştay 2....
Ece TEMELKURAN
Ararat'ımı yıktılar!
Arkadaşımı vurdular... Arkadaşımın kanı yer...
Osman ULAGAY
Değişimi çözmek ve Hrant Dink'i yaşatmak
Cuma günü öğleden sonra, o sabah dinledikleri...
Güngör URAS
Engellere rağmen... Yaşamda engel tanımayanlar
Tempo dergisinin "Engellere rağmen... Yaşamda...
Serpil YILMAZ
Dink'in şahidi Valilik'in sessiz duvarları
Gazetemizin sürdürdüğü "Baba Beni Okula Gönde...

© 2006 Milliyet