|
Hrant Dink, demokrasi ve 301 şehididir
Başbakan, "Katili 32 saatte yakaladık" diye böbürlenmesin, kumaşçının güvenlik kamerasına şükretsin
Hrant Dink'in öldürüldüğünü duyduğum andan beri beynim bana itaat etmiyor. En küçük ayrıntıyı bile kaçırmayayım diye TV karşısında geçirdiğim 2.5 gün sonunda, yakın çevremdeki dostlarımın aksine benim içimde garip bir umut filizlendi.
Dink'in öldürüldüğü güne denk geldiği için, TÜSİAD'ın açıkladığı Demokrasi Raporu'nu TV'den mecburen birkaç kez dinlemek zorunda kaldım ve büyük sermayenin 12 Mart'tan bu yana demokrasi yolunda ne kadar müthiş mesafe kaydettiğini düşündüm:
O TÜSİAD ki 12 Mart'ı sahiplenmiş, 12 Eylül askeri darbesine destek vermiştir. Bugünse kalkmış, demokrasi adına müthiş radikal taleplerde bulunmaktadır:
Genelkurmay, Savunma Bakanlığı bünyesine alınsın. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kaldırılsın. Kürtçe, okullarda seçmeli ders olarak okutulsun. Siyasi Partiler Kanunu'nda azınlıklara dayalı politikalar yapılamayacağına ilişkin madde bütünüyle kaldırılsın...
Demokratikleşiyoruz
Türkiye'de özellikle AKP'nin iktidara gelmesinin ardından, Avrupa Birliği trenine atlama gayretlerinin de etkisiyle, demokratikleşme yönünde önemli mesafeler kaydedildi. İşte bu süreçte Dink, susulan ve neredeyse 100 yıldır konuşulmayan gerçeklerin vicdanı oldu.
Tabularından ve dogmalarından emin olan bir Türkiye'den, konuşan ve kendisiyle barışmaya çabalayan bir Türkiye'ye geçişin önemli kilometre taşlarından biriydi Hrant Dink.
Hiç bir ülkede demokratikleşme süreçleri sancısız yaşanmıyor. Bazı ülkeler bunu geçmiş yüzyıllarda yaşadı, diğer bazıları önümüzdeki yüzyıllarda yaşayacak. Ve ancak Dink gibi kurbanlar verildikten sonra gerek yönetenler gerekse toplum, önünde belki yıllardır duran gerçeklerin idrakine varıyor.
Önceki gün Hürriyet'te Yalçın Bayer'in köşesinde yer alan bir okur mektubundaki şu cümlelere bakın:
"Dink'i ölünce sevdik. Biz onu vatan haini biliyorduk. (...) Yoksa suçlu, bize onu vatan haini olarak gösterenler mi?"
Evet, dar bir aydın kesimin dışında Türkiye Dink'i ölünce sevdi, değerini anladı. Medyamızla birlikte toplum olarak bir azınlık mensubunu, üstelik bir solcuyu bağrımıza bastık.
Bu kenetlenme karşısında Dink'e kurşun sıkanlar, kurşunun hedefi şaşmasının düş kırıklığını yaşıyorlardır. Onlar kendilerininkine yakın reflekslere alışıklardı; bu tür bir sahiplenme karşısında ezberleri bozuldu. Eh, toplumsal olaylarda 1 ile 1'in toplamı bazen 2 değil, 72 milyon ediveriyor!
2007, Sarı Gelin yılı
Dink, benim gözümde bir demokrasi kahramanıdır; fikir özgürlüğü ve 301. madde şehididir. Başbakan, "Katili 32 saat içinde bulduk" diye böbürleneceğine, cenazeye gitmeme kararını yeniden gözden geçirsin; ayrıca dükkânına güvenlik kamerası koyan kumaşçıya şükretsin. Bu arada AKP'lilerin Kızılcahamam'da Başbakan'ı, bir Türk gencinin Ermeni kızına aşkının anlatıldığı Sarı Gelin şarkısını dinleyerek beklemelerine çok güldüm. Sarı Gelin'in, 2007'nin en popüler şarkısı olacağı kesin. Hatta oldu bile... Partilerimizden birinin seçim şarkısı olursa hiç şaşmam!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|