Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ocak 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İsmail Cem 23 yaşındayken...


Sokak ortasında psikopat cinayetleri, görkemli cenaze törenleri, yazı ve bilim adamlarını hedef almış suikastların yıldönümleri, halkalar çizerek kümeleşen kanlı ve kalın bir zincirin ağırlığıyla göğsünün üstüne çökerken; henüz daha kendisi, taptaze gençliğinin ilk filizlerini sürdüğü günlerinden tanıdığım İsmail Cem'in de ölüm haberi gelince...
Tuhaf bir bıkkınlıkla başını çevirip pencereden baktığın Marmara ufukları, bir kıskaç halinde uzanıyor üstüne...
***
İpekçi ailesi, İstanbul'un en önde gelen ailelerinden biriydi. İsmail Cem'in babası İhsan Bey, hem Beyoğlu'ndaki birkaç lüks sinemanın, hem de İpek Film stüdyolarının sahibiydi.
Ama İhsan Bey'in en büyük özelliği, daha Galatasaray Lisesi'ndeyken Nâzım Hikmet'i de tanımış ve onunla saç örgüsü bir dostluğu sürdürmüş olmasıydı.
***
1960'lı yıllarda, Milliyet'te çalıştığım sıralarda; asla zenginlik kokmayan ve zarafetiyle kibarlığı da, yapıştırma olmadığı için insanı yormayan, birkaç yaşlıca dosttan biri de İhsan Bey'di. Arada sırada davetli olarak evine gider, dünyaya sanatsal açılardan da bakmanın tadını paylaşırdık.
***
1963 yılında bir yaz günü İhsan Bey'in, Büyükada'daki evine gitmiştim. Robert Kolej'i bitirdikten sonra, Lozan'da hukuk fakültesinden de mezun olan Cem, İsviçre'den yeni dönmüştü. Gencecik bir delikanlı olarak sessizce oturuyordu yanımızda.
***
İhsan Bey, bana dönmüş:
- Şu bizim Cem, demişti, gazeteci mazeteci, yazar falan olmak istiyor. O kadar iyi bir tahsilden geçtikten sonra, Türkiye'de bu tür maceralara atılmanın tehlikelerini anlatsana şuna...
Ben de Cem'e:
- Dinle babanın sözünü; durup dururken belaya kaşınma, demiştim.
***
1960'lı yıllar...
Bir akşam da, Cemal Sait Barlas'la birlikte Cemil Reşit Eyüboğlu'nun yukarı Fındıklı'daki evindeydik. Cemil Sait, oğlu Mehmet Barlas'ı da orada tanıştırmıştı bana...
***
Yazı emekçiliği, kuşaklar arası farkları unutturu verir, aynı fırının tadını paylaşanlara...
Bir zamanlar babalarıyla benim aramdaki yaş farkına rağmen sürdürülen dostluk; bu kez de tersine dönmüş bir yaş farkıyla, bendeniz ve hem İsmail Cem, hem Mehmet Barlas arasında sürmeye başlamıştı.
***
Hafta sonlarında evlerde buluşup; dünyadan, Türkiye'den, yaveliğe gömülmüş kalemlerden, ülkenin gelişmesini engelleyen hendeklerle çelmelerden konuştuğumuz yıllar...
***
Ailesinin ağırlığı altında kalmamak için, İpekçi soyadını dahi kullanmayan İsmail Cem'in; politika okyanuslarına açılacağı ve uzun süreli bir dışişleri bakanı, hatta cumhurbaşkanı adayı olacağı hiç aklıma gelmezdi.
***
Gelmezdi, çünkü ne yazılarında, ne hamasetten arınmış önemli bir eser olan "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi"nde; herhangi bir demagoji beneği bile yoktu.
Ve Cem bilirdi "politika" ile "bilim" arasındaki farkı ve bilimsel bir tutarlılığın, politik demagojilere ağır basacağını.
***
"Politika"yı, "bilimselliğe" yaklaştırmanın tek yolu da; ekonomik bir şeffaflıkla, kimlerin tongaya bastırılarak okkanın altına gittiğini ortaya çıkarmaktı.
Türkiye'de ise politika tam bir kurtlar sofrasıydı. Cem'in ne ihtiyacı vardı ki öyle bir sofrada koltuk aranmaya?..
***
Ulus gazetesinde Bülent Ecevit'le de, aynı odayı yıllar boyu paylaştığımız sırada; hiç aklıma gelmemişti Bülent'in de politik bir lider ve başbakan olacağı; o kadar ince tülbentlerden süzülmüş bir damıtılmışlıktaydı ki...
***
Eski yılların şiirsel ve otantik dostluğundan, politikanın doruklarına bayrak dikmiş dostlar az değil bendenizin hayatında...
Bülent'ten Cem'e kadar, onların tek ortak yönleri; yazıya daha çok ağırlık verdikleri dönemlerde de, bohem bir hayatın "şair, ressam, serseri" cümbüşünden geçmemiş olmaları.
***
1982'de Cem'le Paris'te de beraberdik. Her caddeyle sokağın bir Avrupa başkentinin adını taşıdığı "Avrupa mahallesi"nde, ortak bir avlu içinde mütevazı bir stüdyo kiralamıştı. Kendisi üniversite sitesine geçtiğinde, stüdyoyu bana devretmişti.
***
İsmail Cem'in politik hayatı da, fazla bir şey aşındırmadı kendisinde. Ne politika sayesinde tüylendi, ne burnu havaya kalktı.
Kim bilir ne taktikler, ne kamuoyunu etkileyecek "tavır saptaması" tartışmalarından geçti. Ama her şeye karşın, yine de bir "kalite" örneği olarak kaldı.
Şayet AB üyesi ülkelerden birinde de bakan olsa, kimse yadırgamazdı Cem'i.
***
Bizim pancar motorunun tuşlarından, beyaz kâğıda dökülen harfler arasında, İhsan İpekçi'nin Büyükada'daki evinde Lozan'dan yeni gelmiş İsmail Cem görünüyor. Onu ilk tanıdığım gün...
Hiç aklıma mı gelirdi, onun yaşadığı hayat filminin bitiminde, Marmara ufuklarının demir bir kıskaç gibi üstüme uzandığını duya duya beyaz bir kâğıda, Cem'in benim gönlümdeki baharını yazacağım?
***
Her şeyin bir bedeli var; uzunca yaşamış olmanın da...
Gitgide avuntusu bulunmayan acılar, daha çok kuşatmaya başlıyor insanı.

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Milliyetçilik ve cinayet
HRANT Dink'in katili Ogün Samast, Trabzon'dak...
Çetin ALTAN
İsmail Cem 23 yaşındayken...
Sokak ortasında psikopat cinayetleri, görkeml...
Melih AŞIK
Katil ulusalcı mı?
Hrant Dink cinayetinden istifade bir kavram k...
Fikret BİLA
Wilson'dan üç mesaj
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ASAM'...
Hasan CEMAL
TÜSİAD'ın derin demokrasi çağrısı!
Bazen öyle olur. Bir anda o kadar konu biriki...
Güneri CIVAOĞLU
TÜSİAD'da devrim
TÜSİAD'ın önerisi "Kürtçenin seçimlik ders ol...
Abbas GÜÇLÜ
Mahkemeden YÖK'e hukuk dersi
Hatırlanacağı gibi, Ankara Üniversitesi Tıp F...
Hurşit GÜNEŞ
TÜSİAD'ın önündeki zorlu görev
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği'nin 37...
Metin MÜNİR
Halk Bankası ve sorular
Bu yıl satılmak üzere özelleştirilme programı...
Faik ÖZTRAK
Hükümetin hatalarını saklayan para politikası
Merkez Bankası'nın 2006'da enflasyon hedefind...
Hasan PULUR
Vefa nedir, ne değildir?..
VEFA nedir?
Derya SAZAK
Cem ve güler yüzlü sol
Ömrünü sosyal demokrasiye adamış bir düşün ve...
Meral TAMER
Asyalı Müslümanlardan, Batı'nın İslam diskuruna isyan
Kürsüde Filipinler Dışişleri Bakanı Alberto R...
Ece TEMELKURAN
Beyaz bereliler
Şöyle yapalım diyorum: Düşünen, kafası çalışa...
Osman ULAGAY
Türkiye'nin önemi ve dünya ekonomisi
Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl oluşturduğu ...
Güngör URAS
İşadamlarına işkadını başkan oldu
TÜSİAD'ın ilk kadın üyesi Güler Sabancı'dır. ...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Ermeni önerisine "hayır" dememeli
Ermenistan daha önce yaptığı bir öneriyi yeni...

© 2006 Milliyet