Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ocak 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hükümetin hatalarını saklayan para politikası


Merkez Bankası'nın 2006'da enflasyon hedefinden sapma nedenlerini açıklayan mektubunu dikkatle okumak gerekiyor.
Mektupta yer alan aşağıdaki ifadeler ilginç.
"... kamu harcamalarındaki söz konusu artış eğilimi, sıkı para politikasının enflasyon üzerindeki etkisini kısmen azaltmıştır."
"Son dönemdeki asgari ücret ayarlamalarıyla kamu çalışanlarına ve emeklilerine yapılan ücret artışları, hizmet enflasyonu ve dolayısıyla genel enflasyon üzerindeki baskıyı artırmıştır."
"Ayrıca kamu harcamalarına ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, toplam talep ve enflasyon
üzerinde yukarı yönlü bir risk unsuru oluşturmaktadır."
Bu ifadeler bankanın, maliye ve gelirler politikalarının enflasyonu düşürmede para politikasını destekleyeceğinden endişe ettiğini ortaya koyuyor.
Öte yandan banka, küresel piyasalarda ortaya çıkabilecek ani dalgalanmalar karşısında "operasyonel" faizleri hızlı bir şekilde yükseltebileceğinin de altını çiziyor.

Yabancı yatırımcı gözüyle
Sonuç bölümünde yer alan "Bu doğrultuda, önümüzdeki dönemde para politikasının olumsuz haberlere karşı daha duyarlı olacağı bir duruş sergilenecektir" ifadesi ise hem hükümete, hem de yabancı yatırımcılara dönük.
Banka yabancı yatırımcıya ani hareketlerden kaçın, faizi artırmakta tereddüt etmem, zarara uğrarsın derken, hükümete de bu maliye ve gelirler politikalarıyla faizleri kısa vadede düşürmem zor, daha da açılırsan faizler artabilir mesajını veriyor.
Peki yabancı yatırımcı ve hükümetin bu mesajlara tepkisi ne olacaktır?
Yabancı yatırımcı açısından Türkiye bugün kendi benzerleri arasında açık arayla en yüksek faizi veren ülkedir.
Mektupta yer alan "Yeni Türk Lirası (YTL) ağustostan itibaren güçlenme eğilimi göstermiş olsa da döviz kurunda mayıs öncesi seviyelere kıyasla önemli bir değer kaybı söz konusudur." cümlesi bankanın YTL'nin son dönemdeki hızlı değer kazanımından şikâyetçi olmadığını gösteriyor.
Buna karşılık, küresel dalgalanmalarda hızla faizi yükseltme sinyali ve hizmet fiyatlarının katılığına yapılan vurgu enflasyon hedefini bir defa daha ıskalamak istemeyen Merkez Bankası'nın bu defa YTL'nin değer kaybına kolay izin vermeyeceğini de gösteriyor.

Merkez'in sıkı duruşu
Bu durumda YTL'nin değerlenmesiyle dolar cinsinden getiri ve sermaye kazancının daha da artması olasılığı, bunun tersine göre daha yüksek. Sonuçta aşırı likiditenin makroekonomik risklere karşı körleştirdiği yabancı yatırımcının bu yüksek kazanç taahhüdüne ilgisiz kalamayacağı açık. Nitekim son dönemde olan da budur.
Hükümet ise yabancı yatırımcı geldikçe yüksek faizden korkmuyor. Vatandaşın geliri artmasa da borçlanma imkânları artıyor. Değerlenen YTL enflasyonu bastırıyor. Varlık fiyatları şişiyor.
Bu, belli kesimlerde sahte cennet algılamasına yol açıyor, politika ve reformlardaki gevşemenin enflasyon, büyüme ve borç üzerindeki etkilerini gizliyor.
Merkez Bankası'nın sıkı duruşu, hükümet politikalarındaki gevşemenin istikrarı bozucu etkilerini örterek kısa vadede ciddi bir "ahlaki riziko" sorunu yaratıyor.
Sonuçta artan dış açık, yavaşlayan sanayileşme, yitirilen istihdam olanakları ve buna bağlı olarak artan sosyal huzursuzluk ise kısa vadede kimsenin umurunda olmuyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Milliyetçilik ve cinayet
HRANT Dink'in katili Ogün Samast, Trabzon'dak...
Çetin ALTAN
İsmail Cem 23 yaşındayken...
Sokak ortasında psikopat cinayetleri, görkeml...
Melih AŞIK
Katil ulusalcı mı?
Hrant Dink cinayetinden istifade bir kavram k...
Fikret BİLA
Wilson'dan üç mesaj
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ASAM'...
Hasan CEMAL
TÜSİAD'ın derin demokrasi çağrısı!
Bazen öyle olur. Bir anda o kadar konu biriki...
Güneri CIVAOĞLU
TÜSİAD'da devrim
TÜSİAD'ın önerisi "Kürtçenin seçimlik ders ol...
Abbas GÜÇLÜ
Mahkemeden YÖK'e hukuk dersi
Hatırlanacağı gibi, Ankara Üniversitesi Tıp F...
Hurşit GÜNEŞ
TÜSİAD'ın önündeki zorlu görev
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği'nin 37...
Metin MÜNİR
Halk Bankası ve sorular
Bu yıl satılmak üzere özelleştirilme programı...
Faik ÖZTRAK
Hükümetin hatalarını saklayan para politikası
Merkez Bankası'nın 2006'da enflasyon hedefind...
Hasan PULUR
Vefa nedir, ne değildir?..
VEFA nedir?
Derya SAZAK
Cem ve güler yüzlü sol
Ömrünü sosyal demokrasiye adamış bir düşün ve...
Meral TAMER
Asyalı Müslümanlardan, Batı'nın İslam diskuruna isyan
Kürsüde Filipinler Dışişleri Bakanı Alberto R...
Ece TEMELKURAN
Beyaz bereliler
Şöyle yapalım diyorum: Düşünen, kafası çalışa...
Osman ULAGAY
Türkiye'nin önemi ve dünya ekonomisi
Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl oluşturduğu ...
Güngör URAS
İşadamlarına işkadını başkan oldu
TÜSİAD'ın ilk kadın üyesi Güler Sabancı'dır. ...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Ermeni önerisine "hayır" dememeli
Ermenistan daha önce yaptığı bir öneriyi yeni...

© 2006 Milliyet