|
 |
|
|
Hükümetin hatalarını saklayan para politikası
Merkez Bankası'nın 2006'da enflasyon hedefinden sapma nedenlerini açıklayan mektubunu dikkatle okumak gerekiyor.
Mektupta yer alan aşağıdaki ifadeler ilginç.
"... kamu harcamalarındaki söz konusu artış eğilimi, sıkı para politikasının enflasyon üzerindeki etkisini kısmen azaltmıştır."
"Son dönemdeki asgari ücret ayarlamalarıyla kamu çalışanlarına ve emeklilerine yapılan ücret artışları, hizmet enflasyonu ve dolayısıyla genel enflasyon üzerindeki baskıyı artırmıştır."
"Ayrıca kamu harcamalarına ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, toplam talep ve enflasyon
üzerinde yukarı yönlü bir risk unsuru oluşturmaktadır."
Bu ifadeler bankanın, maliye ve gelirler politikalarının enflasyonu düşürmede para politikasını destekleyeceğinden endişe ettiğini ortaya koyuyor.
Öte yandan banka, küresel piyasalarda ortaya çıkabilecek ani dalgalanmalar karşısında "operasyonel" faizleri hızlı bir şekilde yükseltebileceğinin de altını çiziyor.
Yabancı yatırımcı gözüyle
Sonuç bölümünde yer alan "Bu doğrultuda, önümüzdeki dönemde para politikasının olumsuz haberlere karşı daha duyarlı olacağı bir duruş sergilenecektir" ifadesi ise hem hükümete, hem de yabancı yatırımcılara dönük.
Banka yabancı yatırımcıya ani hareketlerden kaçın, faizi artırmakta tereddüt etmem, zarara uğrarsın derken, hükümete de bu maliye ve gelirler politikalarıyla faizleri kısa vadede düşürmem zor, daha da açılırsan faizler artabilir mesajını veriyor.
Peki yabancı yatırımcı ve hükümetin bu mesajlara tepkisi ne olacaktır?
Yabancı yatırımcı açısından Türkiye bugün kendi benzerleri arasında açık arayla en yüksek faizi veren ülkedir.
Mektupta yer alan "Yeni Türk Lirası (YTL) ağustostan itibaren güçlenme eğilimi göstermiş olsa da döviz kurunda mayıs öncesi seviyelere kıyasla önemli bir değer kaybı söz konusudur." cümlesi bankanın YTL'nin son dönemdeki hızlı değer kazanımından şikâyetçi olmadığını gösteriyor.
Buna karşılık, küresel dalgalanmalarda hızla faizi yükseltme sinyali ve hizmet fiyatlarının katılığına yapılan vurgu enflasyon hedefini bir defa daha ıskalamak istemeyen Merkez Bankası'nın bu defa YTL'nin değer kaybına kolay izin vermeyeceğini de gösteriyor.
Merkez'in sıkı duruşu
Bu durumda YTL'nin değerlenmesiyle dolar cinsinden getiri ve sermaye kazancının daha da artması olasılığı, bunun tersine göre daha yüksek. Sonuçta aşırı likiditenin makroekonomik risklere karşı körleştirdiği yabancı yatırımcının bu yüksek kazanç taahhüdüne ilgisiz kalamayacağı açık. Nitekim son dönemde olan da budur.
Hükümet ise yabancı yatırımcı geldikçe yüksek faizden korkmuyor. Vatandaşın geliri artmasa da borçlanma imkânları artıyor. Değerlenen YTL enflasyonu bastırıyor. Varlık fiyatları şişiyor.
Bu, belli kesimlerde sahte cennet algılamasına yol açıyor, politika ve reformlardaki gevşemenin enflasyon, büyüme ve borç üzerindeki etkilerini gizliyor.
Merkez Bankası'nın sıkı duruşu, hükümet politikalarındaki gevşemenin istikrarı bozucu etkilerini örterek kısa vadede ciddi bir "ahlaki riziko" sorunu yaratıyor.
Sonuçta artan dış açık, yavaşlayan sanayileşme, yitirilen istihdam olanakları ve buna bağlı olarak artan sosyal huzursuzluk ise kısa vadede kimsenin umurunda olmuyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|