Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ocak 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Beyaz bereliler


Şöyle yapalım diyorum: Düşünen, kafası çalışan, ortalamadan farklı düşünen her insana bir koruma verilsin. Mesela fark ettin ki düşünmeye başladın, beyninde tuhaf bir kıpraşma, enteresan bir gri hücre kalkışması var, işte tam o anda, hiç geciktirmeden hemen savcılığa gidilsin.
"Sayın Savcı, benim kafam çalışmaya başladı. Resmi ideolojinin, ortalamanın, faşizminin dışında birtakım şeyler kaynaşmaya başladı kafamın içinde. Sonradan siz de ben de zor durumda kalmayalım. İyisi mi şimdiden yanıma bir polis arkadaş verin" densin.
Böyle mi olacak? Bundan böyle bu memlekette düşünen her insan, düşündüğünü söyleyen her insan yanında bir koruma görevlisiyle mi dolaşmak zorunda kalacak? Artık böyle bir komedi normalleştirilmiş olmalı ki başından beri Hrant'a koruma verildi mi verilmedi mi bu tartışılıyor, korunması gerektiği son derece normal bir yaklaşımmış gibi sunuluyor.
Peki, ben şimdi Ermeniler, Kürtler veya dinle ilgili bir şey yazdığımda baştan savcıya telefon mu etmeliyim? "Savcı Bey, boşta koruma arkadaş varsa yarına şöyle bir yazı yazmayı düşünüyorum" mu demeliyim?
Diyelim ki bu komedi de memleketteki birçok başka komedi gibi gerçek oldu. Beni kimden koruyacaklar? Kimlerden?
"Beyaz Bereliler"den mi?

'Genç'in yeni modası
İstiklal Caddesi'nde, İstanbul'un tam ortasında (dün gördüm daha) derhal ve hızla, yenilmemiş, içilmemiş "beyaz bere" satışları patlatılmış. Hrant'ın katil zanlısının giydiğinin aynısı olan beyaz bere "revaçta". Star gazetesinin olayın ardından attığı manşet haklıymış:
Katil zanlısı ve o zihniyet kahramanlaştırılıyor bir yandan, onaylanıyor ve satışa sunuluyor. Alan var ki beyaz bereler tezgâhlarda çoğalıyor. Sokak, "Hrant'ın katili kim?" sorusuna cevap veriyor:
Kalabalıklar. Tırmandırılan şoven, milliyetçi, fanatik toplumsal ve siyasi iklim. Hep birlikte sağa kayış. Ortanın solu diye başlanan yolda sağa kaya kaya MHP'ye yer bırakmayan, MHP'yi daha sağa iten ve nihayet BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'na "Biz ılımlı kaldık.
Bu çocuklar bizden daha radikal" dedirten "iklim". Dün Milliyet'in başyazısında sözü edilen iklim şimdi "beyaz bereler"le taçlanıyor. Bu duyduğunuz koku faşizminin çoktan dibi tutmuş temcit pilavının kokusu...

Hrant mektupları
Hrant'ın gidişinden sonra güç bela yazdığım yazının ardından dört yüzün üzerinde elektronik mektup geldi. Neden söylüyorum bunu? Bu dört yüz e-postanın iki yüzünün "Sen de yazdıklarına dikkat et!" temalı ve bol cinsel küfürlü, "asil" milliyetçi gençlerden geldiğini söylemek için.
Diğer iki yüzünün bu ölüme üzülen, bu cinayetin bir hikâyenin kötü sonu olduğunu hisseden, bu memleketin artık uçurumun kenarında, bir iç savaşın eşiğinde olduğunu düşünen insanlardan geldiğini söylemek için. Yani, "fifti-fifti" idi yazıya gelen tepkiler. Ama bu memlekette biz "fifti-fifti" değiliz.
"Biz" azınlıktayız. Fena halde azınlıktayız. 200 binin üzerinde insan yürüdü Hrant'ın cenazesinde. Güzeldi. Ama unutmayın ki bu sayı, İstanbul'daki insanların % 1 bile değildi.
Şimdi cenazenin ardından "Aman milliyetçiliğe laf gelmesin" diye yazılar yazanlar, "Hepimiz Ermeniyiz" sloganının yarattığı "gevşemeyi" verdikleri ayarla "düzeltmeye" çalışan medya ve siyaset kahramanları, oturup düşünsünler. Kim vurulursa vicdana gelecekler?
Kimler ölürse bu memlekette tırmandırdıkları şoven dalganın yarattığı kan revan iklimden dolayı suçluluk duyacaklar?
Ne zaman suçlu olduklarını anlayacaklar? Beyaz bere satışından pay aldıklarını ne zaman itiraf edecekler?!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Milliyetçilik ve cinayet
HRANT Dink'in katili Ogün Samast, Trabzon'dak...
Çetin ALTAN
İsmail Cem 23 yaşındayken...
Sokak ortasında psikopat cinayetleri, görkeml...
Melih AŞIK
Katil ulusalcı mı?
Hrant Dink cinayetinden istifade bir kavram k...
Fikret BİLA
Wilson'dan üç mesaj
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ASAM'...
Hasan CEMAL
TÜSİAD'ın derin demokrasi çağrısı!
Bazen öyle olur. Bir anda o kadar konu biriki...
Güneri CIVAOĞLU
TÜSİAD'da devrim
TÜSİAD'ın önerisi "Kürtçenin seçimlik ders ol...
Abbas GÜÇLÜ
Mahkemeden YÖK'e hukuk dersi
Hatırlanacağı gibi, Ankara Üniversitesi Tıp F...
Hurşit GÜNEŞ
TÜSİAD'ın önündeki zorlu görev
Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği'nin 37...
Metin MÜNİR
Halk Bankası ve sorular
Bu yıl satılmak üzere özelleştirilme programı...
Faik ÖZTRAK
Hükümetin hatalarını saklayan para politikası
Merkez Bankası'nın 2006'da enflasyon hedefind...
Hasan PULUR
Vefa nedir, ne değildir?..
VEFA nedir?
Derya SAZAK
Cem ve güler yüzlü sol
Ömrünü sosyal demokrasiye adamış bir düşün ve...
Meral TAMER
Asyalı Müslümanlardan, Batı'nın İslam diskuruna isyan
Kürsüde Filipinler Dışişleri Bakanı Alberto R...
Ece TEMELKURAN
Beyaz bereliler
Şöyle yapalım diyorum: Düşünen, kafası çalışa...
Osman ULAGAY
Türkiye'nin önemi ve dünya ekonomisi
Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl oluşturduğu ...
Güngör URAS
İşadamlarına işkadını başkan oldu
TÜSİAD'ın ilk kadın üyesi Güler Sabancı'dır. ...
M. Ali BİRAND
Türkiye, Ermeni önerisine "hayır" dememeli
Ermenistan daha önce yaptığı bir öneriyi yeni...

© 2006 Milliyet