|
İslam dünyasında Türkiye
HEMEN bütün göstergelerde Türkiye İslam dünyasının en başarılı, en gelişmiş ülkesidir.
Fortune dergisinin araştırması da bunu doğruluyor: İslam dünyasındaki en büyük 100 şirketin, 25 tanesi Türk şirketidir!
Nüfusu bir milyarı geçen İslam dünyasında, 70 milyonluk Türkiye, en büyük 100 şirketin dörtte birine sahip!
Bu ne demek? Ona göre eğitim demek... Ona göre, iş ve üretim organizasyonu, işletmecilik, teknoloji, dünyaya açıklık, rekabet gücü ve bütün bunları başaracak "rasyonel girişimci sınıf" demektir, hür teşebbüs demektir!
İslam dünyasındaki 100 büyük şirketin ilk 10'unda Arap ve İran şirketleri var! Neden? Petrolden! Bu 10 şirketin hepsi petrol alanında! Başta Suudi Aramco olmak üzere...
Fareed Zakaria'nın gösterdiği gibi yerden çıkan petrol serveti rasyonel ve girişimci bir orta sınıf yaratmıyor; daha çok feodal değerleri ve hiyerarşileri güçlendiren bir finansman rolü oynuyor! Çünkü, petrol ülkelerindeki zenginlik yerin altından geliyor; modernleşmeden gelmiyor, rasyonel girişimci sınıfın faaliyetlerinden gelmiyor...
Türkiye farkı
Türkiye'de ise, tam tersine, bütün zenginlikler iktisadi faaliyetlerden geliyor. Bugün Koç, Sabancı, Doğan, Ülker, Doğuş, İşbank, Akbank, Vakıfbank, Vestel, ENKA, Eczacıbaşı gibi listede adı geçen şirketlere ve listede adı geçmeyen şirketlere sahip olmak Türkiye için Suudi petrollerine sahip olmaktan daha değerlidir!
İktisaden daha değerlidir: Çünkü bu şirketler Türkiye'ye petrol servetinden daha büyük zenginlik kazandırıyor.
Sosyolojik olarak daha değerlidir: Çünkü bu şirketler, esnaf dükkânından başlayarak gelişen girişimci orta sınıfın başarısını temsil ediyor, toplumsal rasyonelleşmeyi, iş zihniyetini, yaratıcılığın gelişmesini, bireyleşmeyi, demokrasiyi, kısaca modernleşmeyi yansıtıyor.
Bu açılardan Türkiye ile mukayese edilebilir tek İslam ülkesi Malezya'dır.
"Uzakdoğu mucizesi" dediğimiz kalkınmanın gerisinde de petrol gibi doğal ve 'feodal' servetler değil, iş zihniyeti, eğitim, girişimcilik gibi kültürel ve iktisadi dinamikler vardır.
Bu faktörlerin yokluğu koca Sovyet imparatorluğunu yıkmıştır!
Model kavgaları
İktisat tarihçisi Prof. Şevket Pamuk'a göre, on yıllık savaşın insani ve iktisadi yıkımını yaşamış olan Türkiye 1925'te Mısır'la aynı gelir, daha doğrusu aynı yoksulluk düzeyindedir! Ama Türkiye hızla arayı açacaktı. Çünkü Türkiye ekonomi politikaları oluşturacak bir bürokrasiye sahipti, Tanzimat'la başlayıp cumhuriyetle zirveye çıkan bir hukuki modernleşmeyi yaşamıştı, iş zihniyeti 19. yüzyılda oluşmaya başlamıştı...
Bu faktörler Türkiye'yi öne geçirdi. Fortune dergisinin bulguları da bu tarihsel sürecin ürünüdür.
Coğrafyamızın getirdiği savaşlarla ve siyasi sorunlarla büyük enerji kaybettik. İktisat tarihçisi Charles Issawi'nin belirttiği gibi, modernleşmenin biçimsel ve simgesel yönlerine de fazla takıldık...
Bunlara rağmen geldiğimiz yer, başarılıdır! Ama çok yetersizdir. Modernleşmeye artık asli dinamikleri açısından bakıp lüzumsuz ideoloji ve kimlik kavgalarıyla daha fazla enerji israf etmeyelim.
Cumhuriyetin yüzüncü yıldönümünde 25 bin dolara ulaşalım!.. Bugünkü birçok kavgamıza gülecektir o günü görecek olanlar!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|