|
 |
|
|
Prof. Dr. Pişkin'in bor yakıtı başarısı
Prof. Dr. Sabriye Pişkin başkanlığındaki ekibin, hidrojenli oto için geliştirdiği borlu yakıt, hem bu araçların patlama riskini ortadan kaldıracak hem de Türkiye'ye maliyet avantajı sağlayacak
Serkan Arman
Petrolü hızla tükenen dünya, benzinli otodan inip hidrojenli otoya binmeye hazırlanıyor. 2010 yılına kadar çok sayıda hidrojenli otonun yollara düşmesi bekleniyor. Dev otomobil firmaları milyar dolarlık hidrojenli oto çalışmaları yaparken, Türkiye'nin de bu alanda yaya kalmadığı ortaya çıktı.
Bor madeni konusundaki uzmanlığıyla tanınan Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya - Metalurji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sabriye Pişkin'in başkanlığında 8 profesör ve 40 araştırmacının oluşturduğu proje ekibi, hidrojenli otoda devrim yaratacak bir projeye imza attı.
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) 4 milyon YTL'yi bulan desteğiyle yapılan çalışmada, hidrojenli otolara Türkiye'nin zengin bor yataklarını kullanarak yakıt sağlanması hedefleniyor. Bu da günümüzün petrol zengini ülkelerinin yerine Türkiye'nin alması anlamına geliyor. Hidrojenli otolar su, metan gibi değişik kaynaklardan üretilen hidrojenle çalışabiliyor.
Bitmeyen kola makinesi gibi
Ancak hidrojen çok yanıcı olduğu için bu kaynakların büyük oranda patlama riski bulunuyor. Türk araştırmacıları, hidrojenli otoda patlama riskini sıfıra indirecek ve Türkiye'nin zengin bor kaynaklarından büyük paralar kazanmasını sağlayacak dev projede sona yaklaştı. Haziranda bitecek projede şu sonuçlar elde edildi:
Proje kapsamında Türkiye'deki bor kaynakları kullanılarak, yüksek saflıkta, hidrojen depolama ortamı olarak kullanılabilecek sodyum borhidrür maddesi üretildi. Hidrojenli otoda yakıt olarak sodyum borhidrür kullanılacak. Sodyum borhidrür, suyla tepkimeye girince hidrojen ortaya çıkıyor. Bu hidrojen yakıt piline gidiyor. Pil elektrik üretiyor. Araç bu elektrik enerjisiyle işliyor. Bir tüp sodyum borhidrürle bir araç 400 kilometre yol alabiliyor. Hidrojenin ortaya çıkması oda sıcaklığında gerçekleştiği ve sadece kullanılacağı zaman üretildiği için bu araçların patlama riski sıfır kabul ediliyor. Üstünde çalışılan ve geliştirilmekte olan bu yöntem tüm dünya tarafından hidrojenin en güvenli depolama ve taşıma şekli olarak görülüyor. Yakıt tüpü bittiğinde rejenerasyonla (geri kazanım) tüpte kalan atık, sodyum borhidrür üretiminde kullanılıyor. Bu tüpler depozitolu kola şişelerine benzetiliyor. Zengin bor yataklarına sahip Türkiye'nin bu anlamda tükenmeyen bir kola makinesine sahip olduğu belirtiliyor.Dünyada sodyum bor hidrür üreten birkaç firma bulunuyor. Ancak bu maddeyi üretmek hem maliyetli hem de uzun süre gerektiriyor. Yıldız Teknik Üniversitesi ise sodyum borhidrür üretimi için gerekli zamanı 240 dakikadan 70 dakikaya düşürmeyi başardı. Bunun yanı sıra bor kaynakları çok bol olan Türkiye'nin maliyet açısından çok büyük avantajı bulunuyor.
Hidrojen arabasında denenecek
Çalışma sona yaklaşmış bulunuyor. Altın fabrikalarından çıkan magnezyum atıkları kullanılarak üretim maliyetini düşürme çalışmaları yapılıyor. Prof. Dr. Sabriye Pişkin, "Sodyum borhidrürün maliyetini benzin fiyatına yaklaştırmaya çalışıyoruz. İkinci aşamada bir pilot tesiste sodyum borhidrür üretimini gerçekleştirerek yerli hidrojen arabası üzerinde uygulamaya başlayacağız" dedi.Haziranda "meyveleri toplanmaya başlanacak" olan projenin çok önemli bir ulusal boyutu da bulunuyor. Türkiye'nin petrole bağımlılığını ortadan kaldırabilecek proje için önemli kurumlarla çalışmalar yapılıyor.
Nano teknoloji projesi sırada
Gizlilik prensibi gereği çalışmayla ilgili petrolle fiyat karşılaştırması içeren rakamlar açıklanmıyor. Prof. Dr. Sabriye Pişkin, "Benzinle başa baş gelebiliriz. DPT alternatif yakıtların çalışmasına ağırlık veriyor. Bora bağımlılığımız yok. Başkalarında da bor var ama en kalitelisi bizde. Haziranda bu projeyi DPT ile kapatacağız. Ancak çalışmalar bir 5 yıl daha devam eder. Şimdi DPT ile bir nano teknoloji projesine başlıyoruz" diye konuştu.
|
|
|

|