|
 |
|
|
Petrolü bilmeyen Sadrazam!
BAŞYAZARIMIZ Güneri Cıvaoğlu geçenlerde ilginç bir yazı yazdı, "Kerkük Petrolü Abdülhamit'indi" dedi.
"Dün"ü hatırlamayan, unutan bir tuhaf kesim için lüks bir yazı sayılabilir.
Beyoğlu'nda kitapçıya girip "Orhan Kemal"'in bir kitabını soran gence "Geç koçum, Orhan Kemal mi kaldı?" diyen cehalet güruhu Kerkük petrolü ile Abdülhamit'i yan yana getirebilir mi?
Neyse, hiç olmazsa Güneri Cıvaoğlu'nu okurlar da öğrenirler.
***
ÖNCE İngiliz elçisi, Padişah'a gelir, Osmanlı topraklarında bilim adamlarının arkeolojik çalışmalar yapmaları için kazı iznini ister. Toprak altında kalmış çanak çömlekleri arayacaklardır.
Padişah izin verir ama, peşlerine de adam takar, haber gelir:
"Bu İngilizler toprak altında çanak çömlek değil başka şeyler arıyorlar, dev çivilerle toprağı deliyorlar!"
Abdülhamit kuşkulanır, arama iznini iptal eder.
***
ARKADAN Almanlar gelir, aynı izni isterler, lakin Abdülhamit'in kuşkusu sürmektedir. Bir süre sonra Almanlar için de rapor gelir, onlar da İngilizlerin yaptıklarını yapmaktadırlar, onların da izni iptal edilir.
***
ABDÜLHAMİT, bu defa petrol arama işini kendisi sürdürür, petrol bulunan araziyi şahsi mülküne katar, artık petrol geliri onundur, hatta "Güzel kazanıyorum, yılda 500 bin altın gelirim var!" dediği bilinir.
Ama İttihatçılar iktidara gelince, Abdülhamit'in petrolünü devletleştirirler, Osmanlı İmparatorluğu savaştan yenik çıkınca da İngilizler Abdülhamit'in petrollerine el koyarlar.
***
CIVAOĞLU, "Oysa Abdülhamit'in şahsi serveti olarak kalsaydı, uluslararası hukuk gereği vârislerine geçecekti" der.
***
GÜNERİ Cıvaoğlu'nun yazısı bize Katar ve Kuveyt petrollerini de nasıl kaptırdığımızı hatırlattı.
"31 Mart olayı"ndan sonra, İstanbul'a giren, gericileri asan, Abdülhamit'i tahttan indiren "Hareket Ordusu"nun kumandanı Mahmut Şevket Paşa'dır. Bağdatlı Paşa, Sadrazam ile Çarşıkapı da suikasta uğramış ve öldürülmüştür, vurulduğu otomobil Harbiye'deki askeri müzededir.
***
KUVEYT ve Katar petrollerini de Mahmut Şevket Paşa, İngilizlere peşkeş çekmiştir, nasıl peşkeş çektiği, kafasının nasıl bir kafa olduğu anılarında bellidir.
"11 Mart Salı günü öğleyin Harbiye Nezareti'nden Babıâliye geldim. Kabine toplantısında İngilizlerin Kuveyt'ten başka Katar'a da tasallut ettikleri meselesi görüşüldü. Bu toprakların İngiltere'ye değilse bile İngiltere'nin nüfus ve himayesine bırakılmasından başka çare göremiyordum. Fakat Şûrayı Devlet Reisi Sait Paşa, itiraz etti. Bu hususun hükümetin salahiyeti dışında olduğunu, Meclisi Mebusan toplanıp karar vermedikçe toprak terk edilemeyeceğini söyledi. İngiltere hükümetinin bile Avam Kamarası'nın tasvibini almadan bu gibi işler yaptığı cevabını verdim. Sait Paşa'nın geniş malumatı vardı. Fakat mesuliyetten çok korkuyordu. Bu yüzden kendisinden layıkıyla faydalanmak mümkün olamıyordu. Kuveyt ve Katar gibi çölden ibaret iki kaza yüzünden İngiltere ile ihtilaf çıkaramazdık. Bu ehemmiyetsiz topraklardan ne gibi bir istifademiz olabilirdi? Kuveyt ve Katar'ı İngiltere'ye bırakmaya ve zengin Irak vilayetlerimizle uğraşmaya karar verdim."(x)
***
PAŞA hazretleri Kuveyt ve Katar çöllerinin altında ne olduğunu bilmiyor.
Hiç olmazsa, Abdülhamit İngiliz ve Almanların petrol aradıklarını anlamış, bunun haberi bile yok!
Danıştay Başkanı Sait Paşa'ya çok kızıyor, çünkü "Bunu yapmaya yetkiniz yok, Meclis toplanıp kara vermedikçe toprak terk edilmez" itirazına bile dayanamıyor, "İngiliz hükümeti yapıyor" diye de kendisini onlarla bir tutuyor!
İngiliz hükümeti imparatorluğun toprağına toprak katıyor, bizimki ise altında petrol olan toprağı satıyor.
—————
(x) Mahmut Şevket Paşa'nın Günlüğü, Arba Yayınları.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|
|

|