Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Paşa'dan telefon!

Evren Paşa'nın telefonu gelince şaşırmadım dersem yalan olur. Evren'in "Bu kadar katı milliyetçilikle, bu kadar katı kurallarla bir yere gidemeyiz" sözlerini önemsiyorum


Sabah erken cep telefonum çalıyor. "Hasan Cemal Bey" diye cızırtılı bir ses, uzaktan geliyor ve güç duyuluyor.
"Kiminle görüşüyorum?"
Kıs kıs gülen biri:
"Ben Kenan Evren, Evren..."
Bir an duraklayınca devam ediyor:
"Şaşırdınız değil mi?.."
Şaşırmadım dersem yalan olur, sabah sabah Evren Paşa'nın sesini duyunca...
Kıs kıs gülüyor yine:
"Bugünkü yazınız enfesti!"
Evren'den teşekkür telefonu...
Evet, nereden nereye?..
Bir an içimden katıla katıla gülmek geliyor, kendimi tutuyorum.
Türkiye tımarhane!
Gerçekten öyle...
Teşekkür ediyorum ilgisine.
"Kürtler isimli kitabınızı da dikkatle okumuştum. Birçok gerçeğe işaret ediyorsunuz o kitapta. Okurken de, 'Hasan Cemal de değişmiş' demiştim kendi kendime..."
Son açıklamalarıyla asıl değişenin kendisi olduğunu ima eden birkaç söz çıkıyor ağzımdan.
Mesajı hemen alıyor:
"Dünyaya ayak uydurmak lazım."
Şöyle devam ediyor:
"Efendim şimdi bazı gerçekleri biz söylemezsek kim söyleyecek?.. Sokaktaki Mehmet Ağa mı, Ahmet Ağa mı söyleyecek?.."
Siyasetçilerin, partilerin kendisini nasıl eleştirmeye başladıklarına dikkati çekiyorum.
Bu koroya Demirel'in de katıldığını belirtince, Evren Paşa Demirel'i üstü örtülü biçimde şöyle bir eleştiriyor, daha hâlâ nerelerde kalmış demeye getiriyor dikkatli sözcüklerle:
"Olmaz böyle şey. Dünya nereye gidiyor, biz nereye gidiyoruz."
Siyasetçilere de dokundurmaktan geri kalmıyor:
"Öyle konuşuyorlar, beni eleştiriyorlar. Çünkü ucunda partizanlık var, parti menfaati var. Benim hiçbir menfaatim yok. İstesem, gül gibi köşemde otururum. Ama gerçekleri söylemek mecburiyetini hissediyorum, kaç yaşında olursam olayım. Biz söylemez isek kim söyleyecek ki?"
Tekrarlıyor:
"Dünyaya ayak uydurmak lazım."
Bu sözünün altını bir defa daha çizince, bununla neyi kastettiğini soruyorum.
Yanıtı kısa ve net oluyor:
"Bu kadar katı milliyetçilikle, bu kadar katı kurallarla bir yere gidemeyiz artık..."
Evren'in ağzından böyle bir söz çıkmasını önemsiyorum.
Bu görüşlerini komutanlarla paylaşıp paylaşmadığını, bu konuları arada bir komutanlarla görüşüp görüşmediğini soruyorum.
Çünkü biliyorum, Ankara'da bugünkü komuta kademesinde olanların önemli bir bölümü bir zamanlar Evren Paşa'nın ve 12 Eylül komutanlarının yakınında görev yapmışlardı.
Örneğin Evren Paşa Çankaya Köşkü'ndeyken, halen Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Büyükanıt Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı'ydı.
Bugün Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral İlker Başbuğ aynı tarihte Muhafız Alayı'ndaydı.
Halen Genelkurmay İkinci Başkanı olan Orgeneral Ergin Saygun zamanın Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ'un özel kalem müdürüydü.
Evren Paşa şöyle dedi:
"Galiba nisan ayının 24'ünde Ankara'ya gideceğim. Komutanlarla görüşebilirsem, onlara da anlatacağım."
O iki cümleyi tekrarlıyor:
"Dünya nereye gidiyor, biz nereye gidiyoruz?.. Dünyaya ayak uydurmak lazım!"
Karşılıklı nezaket ifadeleriyle sona eriyor kısa telefon sohbetimiz.
Dünkü yazımda ayrıntılı olarak ele aldığım Evren Paşa'nın bu çıkışını, "Bu kadar katı milliyetçilikle, bu kadar katı kurallarla bir yere gidemeyiz" diyen sözlerini gerçekten önemsiyorum.
Evren'in kafası dinç!
Mantığı sağlam çalışıyor. Düşüncelerini hiç yan sokaklara sapmadan iyi çerçeveleyip somut biçimde pat diye ifade edebiliyor.
Yaşı 90, ama durumu böyle...
Evet, Evren Paşa bir darbe lideri olarak, bir askeri yönetimin başkanı olarak demokrasiyi, hukuku, insan haklarını hiçe sayan tutumunun hesabını vermedi.
Ama anlaşılan o ki, yıllar içinde boş durmadı, bazı şeyleri düşündü, Türkiye'yi ve dünyayı izledi, belki daha önemlisi bir vicdan muhasebesi de yaptı.
Geldiği nokta bunun işareti.
İnşallah devletin içinde de, devletin özellikle 'askeri kanadı'nda da Evren Paşa'nın Güneydoğu'yla, Kuzey Irak'la, Kerkük'le, Barzani'yle konuşup konuşmamak konusuyla ilgili son açıklamaları fikir egzersizlerine yol açar.
İyi pazarlar!

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Durumdan eğlence çıkarmak
Eski kuşağın "hacı ağa" diye adlandırdığı tür...
Melih AŞIK
Sakız Adası...
İzmir Kordon'da, Pasaport iskelesinin karşısı...
Fikret BİLA
Tartışmalar Türkiye'nin bekasıyla ilişkili
Son günlerde yapılan tartışmaların ve gündeme...
Hasan CEMAL
Paşa'dan telefon!
Sabah erken cep telefonum çalıyor. "Hasan Cem...
Güneri CIVAOĞLU
Evren / de Gaulle / Koç
Kenan Paşa'yı da "bölücü(!)" ilan ettiler son...
Abbas GÜÇLÜ
Maç ortasında kurallar değişir mi?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın çıkardığı pek çok ...
Metin MÜNİR
Kurabiye hırsızı
Bir kadın, bir gece havaalanında bekliyormuş....
Hasan PULUR
200 yıllık fetvalar
ÇOK önemli konular, laf kalabalığı arasında k...
Derya SAZAK
Şehir ve insan
İstanbul, Türkiye'de gelişmişliğin de, sosyal...
Meral TAMER
Bir kadın müsteşarımız bile yok
Türkiye'de kamu kuruluşlarında kadın-erkek ça...
Ece TEMELKURAN
Nadir periler
Bu şehir, bu iğreti Bizans bozuntusu, gelenin...
Osman ULAGAY
Piyasalardaki şenlik depremle bitebilir (1)
Geçen hafta küresel finans piyasalarından biz...
Güngör URAS
Tarih Vakfı Kent Müzesi kurmaya çalışıyor
İstanbul hakkında ne biliyorsunuz? Çocukların...
Serpil YILMAZ
Anadolu'da kadının sesi gür çıktı
Kahramanmaraş'ta, Anadolu'nun 20 ilinden kadı...

© 2006 Milliyet