|
Borç yiğidin kamçısı demişler...
ŞİMDİYE kadar adını bile duymamıştık, meğer bir faiz oyunu varmış, adı da "Carry Trade" imiş...
Bizim gibi cahil cühela, para deyince "ay başından başka" bir şey bilmeyen adamlar "Carry Trade"yi ne bilsinler; gördükleri Antep, yedikleri pekmez...
Bereket versin, Güngör Uras hocamız her zaman bizim gibi cahillerin imdadına yetişir, kimi zaman "Ayşe Teyze'siyle, kimi zaman da bizzat anlatarak...
***
"CARRY Trade" neymiş biliyor musunuz?
Adamlar gidip Japonya'da, yüzde 0.50 faizle borçlandıkları parayı Türk Hazine'sine YTL karşılığı yüzde 20 dolayında faizle borç veriyorlarmış, Hazine bonosu alarak...
Hiç korkuları da yokmuş, nasıl olsa Merkez bankası YTL'nin değerlerini yüksek tutmak için "aslanlar gibi" mücadele veriyormuş, IMF ve yabancılara güvence verildiği için devalüasyondan da korkmuyorlarmış. Hem devalüasyon olsa ne yazar ki! Üç yılda Türkiye'yi "ütmekle" (x) aldıkları para yeter de artarmış bile...
***
PEKİ, bu faiz nasıl ödeniyor?
Ayıp ettiniz, ne demek nasıl ödeniyor? Biz ne güne duruyoruz? Siz ödüyorsunuz, biz ödüyoruz, onlar ödüyor.
"Güngör Hoca" açık seçik söylüyor:
"2007 yılında halkın cebinden çıkan vergilerin yüzde 34'ü (53 milyar YTL) faize gidecek."
Şimdi anladınız mı, Vehbi'nin kerrakesini...
Durum, Timur Selçuk şarkısı gibi, "Ekonomi tıkırında..."
***
ŞÖYLE bir borç cetveline bakalım...
YTL olarak:
"İç borç 257, dış borç 95, toplam 352 milyar YTL."
Dolar olarak:
"İç borç 181, dış borç 66, toplam 247 milyar dolar..."
Peki bu borçları verenler ya da alanlar neye güveniyorlar?
Öyle ya, adam borç veriyor, nasıl geri alacak?
Bizimkiler borç alıyorlar, nasıl ödeyecekler?
Bugün IMF, dış borçları bir gün geciktirse, beklenen para gelmese ne olur?
Her şey alt üst olur.
Hemen benzin kuyrukları başlar.
***
O halde neye güvenip borç veriyorlar ya da biz neye güvenip borç alıyoruz?
Kırmızı çizgilere...
Hangi kırmızı çizgiler bunlar?
Irak'taki kırmızı çizgilerimiz, çizgileri çoktan sildik attık....
Hele bir atılmasaydı...
Anladınız değil mi? "Sil kırmızı çizgileri, al sana borç!"
***
ŞEVKET Süreyya Aydemir "Enver Paşa" isimli kitabında 1890'da İstanbul'daki İngiliz elçisinin kendi Dışişleri Bakanlığı'na dert yanan bir mektubunu aktarır. İngiliz elçi, kendi Dışişleri Bakanlığı'na şöyle demiştir:
"Padişahın da, hükümetin de boynuna ilmiği tam geçirmiştik. Bir borç daha veriyorduk. Zaten borçlarını, başka hiçbir borç almasalar, 1939 senesine kadar ödeyebilirler. Ama Fransızlarla Almanlar bizden atik davrandılar. Çabuk kendinizi toplayın ve Osmanlı hükümetine borç teklif edin."
***
ARADAN yüzyıldan fazla zaman geçti, kamçı aynı kamçı, vur ha vur!
Borç yiğidin kamçısı demişler ya!
———————
(x) Ütmek'in sözlük karşılığı, "Oyunda, kumarda kazanmak, yenmektir." Zinhar başka anlamlara çekilmeye...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|