|
 |
|
|
Adam Adamdır
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
''Çıkarırım pantolonumu, giyerim başka bir pantolon ve olurum başka bir insan...'' Bertolt Brecht’in Adam Adamdır oyunundaki bu replikler gibi... Bu kadar yabancılaştı insan kendine. Benliğimize, adamlığımıza bazen bu kadar uzağız işte. Alman şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısı Bertolt Brecht, epik tiyatro görüşüyle geleneksel tiyatronun sunduğu illüzyonu kıran ve tiyatroyu sosyal ve ideolojik bir foruma dönüştürmüş sosyalist tiyatro devrimcisidir. Tiyatroda yabancılaşma kavramının öncüsüdür.
Adam Adamdır, Cesaret Ana, Kafkas Tebeşir Dairesi, Üç Kuruşluk Opera, Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, Aslan Asker Şvayk sayabileceğim oyunları.
Brecht’in yukarıda da adı geçen Adam Adamdır’ı (Mann ist Mann) ilk dönem oyunlarından. Adam Adamdır’ın Türkiye gerçeği ile örtüşen güçlü yanları var. Türkiye’de ve dünyada bugün de bu tabloyu bazen tıpatıp aynı, bazen de çok daha benzer durumlarla yaşıyoruz.
Adam Adamdır’ın içine biraz daha girecek olursak oyunun konusu şöyle gelişiyor: İngiltere’nin sömürgesi durumundaki Hindistan’ın Kalküta şehrinde liman taşıma işçisi olarak çalışan İrlandalı Galy Gay, balık almak üzere evden çıkar. Aynı anda dört kişilik makinalı tüfek timi, soygun için girdiği tapınakta mahsur kalan arkadaşlarının yerine geçecek birini aramaktadır. Emperyal ordusunun bir birliğinin kantinini işleten, aynı zamanda her türlü ''ihtiyacını'' karşılayan dul bayan Begbick’le Gay’in bir konuşmasına tanık olan timin üç askeri, Galy Gay’den yararlanabileceklerine karar verir. Düzenledikleri dört numara ile sıradan bir yükleme işçisi olan Galy Gay’i kısa sürede bir savaş makinasına dönüştürüler.
10. yılda Brecht
Makine Mühendisleri Odası’nın tiyatro topluluğu Kentin Oyuncuları kuruluşlarının 10., Bertolt Brech’in ölümünün 50. yılında Adam Adamdır oyununu hazırladı. Dört senedir sokakta İzmirlilerle buluşan Kentin Oyuncuları, ilk kez bu akşam 18.30’da Tepekule Kongre ve Sergi Salonu terasında Adam Adamdır’ı oynayacak. Günay Toprak’ın yönettiği oyunda Hakan Bintepe, Çağrı Ergönenç, Barış Akın, Suat İnal, Bahar Öztop - Gizem Şahin ve Ahmet Özdem rol alıyor. Adam Adamdır’ı ve Brecht’i öğrencilik yıllarımda iyi okudum. Hatta sular seller gibi yuttum diyebiliriz. Ancak oyunu ilk kez bu akşam sahnede izleyeceğim.
Oyunun yönetmeni Günay Toprak, eser hakkında şunları söylüyor;
''Adam Adamdır, bireyi mercek altına alır. Oyun, ortalama bireyin kişisel çıkarlar peşinde koşması ve masum gibi görünen isteklerinin yol açtığı ürkütücü değişimi bize aşama aşama gösterir. Komedya gibi başlayıp trajik bir son ile biten dönüşümün merkezinde bulunan yükleme işçisi Galy Gay’in Hindistan’daki İngiliz işgal ordusunun askerleriyle karşılaşması, onun acımasız bir askere dönüşmesinin başlangıcı olur. Ancak dönüşüme asıl etki, onu dönüştüren kitlenin gücünden çok, fırsatları değerlendirmek ve yükselmek isteyen küçük burjuva eğilimlerinden gelir. Sonuçta Galy Gay’in bir kişiliği kalmaz. Yüz binlerce askerden biri olarak vahşeti ve savaşı yaratan büyük bir kitlenin önde giden neferlerinden biri olur. O, kitle içinde çok güçlüdür artık. Ancak özne durumundan nesne durumuna geçmiş, bir çift saç levhadan başka da hiçbir değeri kalmamıştır. Oyunun politik karakteri de bu noktada ortaya çıkıyor. Küreselleşme ile açıklanan yeni dünya düzeninin güçlü politikaları karşısında günümüz bireyinin karşı karşıya kaldığı büyük tehlikeye dikkat çekiyor. Olumlu gibi görünen fırsatlar dünyasındaki küçük burjuva eğilimlerimiz bizi sıradanlaştıran, içi boşaltılmış bir kuklaya dönüştüren sonucun temel nedenidir. Bu noktada değişime yön vermek, aslında merkezdeki insanın elindedir. Farkındalık ve olayları değerlendirmedeki politik tavrımız, değişimin insani yönde olması için temel koşul olur. Yoksa hepimiz, bizi yavaş yavaş ele geçiren yeni dünya düzeninin en büyük savunucusu olarak yerimizi almış olacağız.''
Kentin Oyuncuları günümüz gerçekleriyle örtüşen, bilinçli bir seçim yapmış diye düşünüyorum. Sokaktaki insanla Brecht’i ve Adam Adamdır’ı buluşturmak da onlar için keyifli olacak sanırım. Zaten sokaklara baktığımızda her şeyin toz duman olduğunu görüyoruz. ''Ayağımızın altından kayıp giden toprağı görmeliyiz. Yoksa kayan toprak bizi düşürmese bile dumanında boğulacağız'' replikleri gibi...
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|