Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Mart 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gırgır'ın en tuhaf adamları

Efsanevi mizah dergisi Gırgır'ın en sevilen tiplemelerinden Porof. Zihni Sinir'in "proceleri" ve ünlü gazeteci Muhlis Bey'in maceraları bir albüm ve bir kitapla raflarda

BAHAR BAKIR

Memleketimizin "kendi çapındaki" en üretken mucidi Porof. Zihni Sinir'i ve ne yaptığı belli olmayan en acayip gazetecisi Muhlis Bey'i mizah meraklıları yakından tanır. Usta mizahçı İrfan Sayar'ın kaleminden çıkma mucidimiz şu ana kadar üç binden fazla buluş yaptı. Hatta "Vizontele" filminde Yılmaz Erdoğan'ın canlandırdığı karakterin atölyesi, bisikleti ve bilimum eşya da onun eseri.
Peki ya Latif Demirci ve Behiç Pek'in yarattığı Muhlis Bey'e ne demeli? Bir dönem onun gibi konuşan, sevgilisine şiirler yazan, "zırvalayan" ne çok insan vardı.
İşte Zihni Sinir'in buluşlarının yer aldığı sekiz kitaplık serinin ilki olan "Taşıtlar ve Trafik Sorunları ile İlgili Proceler" (İletişim Yayınları) ile Muhlis Bey'in toplama albümü "Cırcırböceği Muhlis Bey ve Yavlum Mithat" (Leman Yayınları) piyasaya çıktı. Ama bu sefer amaçları sadece nostalji değil, yeni neslin bu tiplemelere nasıl tepki vereceğini görmek.

80'lerin en sevilen çizgi kahramanlarından Muhlis Bey'in yeni bir albümüyle karşımıza çıktınız. Yeni çizimler var mı; yoksa toplama mı?
Latif Demirci: Benden habersiz yeni şeyler çizdin mi yoksa?
Behiç Pek: Yok, hepsi 1980-90'larda çizilmiş karikatürlerin bir araya getirilmesi.

Sizce Muhlis Bey'i bu kadar içimizden biri yapan neydi?
Behiç P.: Bence abuk sabuk durumların mizaha bulanmış haliydi Muhlis Bey. O dönem her şey çok sıkıcı ve yasaktı. Bu ortamın dışına çıkarak farklı bir dünyadan geliyormuş gibi olması önemliydi. Ama aynı zamanda bir sürü insanın karışımıydı. Muhlis'in ne olduğu belirsiz ve deli dolu hali insanlara çok ilginç geldi. Bir de ağzı bozuktu Muhlis'in, bundan hoşlanmayanlar vardı, özellikle edebiyatçılar.
Latif D.: Sonradan onlar da bozdu. O kaos ortamının bir tipiydi. Çok absürttü. Kurnazlığı, sersemliği, her şeyi yapması insanları çekiyordu. Ayrıca Fenerbahçeliydi, Özal'ı seviyordu. Ama bir bakıyorsunuz seviyor mu kızıyor mu o da belli değil. Ayrıca Muhlis Bey'in yaptığı iş belli değildi. İşi belli değilken çırağı vardı. Tuhaf bir adam işte. Dişleri çok çirkindi bir de.
İrfan Sayar: Yermeyi şiirsel ve derinlemesine yapıyordu. Bir dönem İnek Şaban tiplemesi herkesi alıp götürmüştü. İşte o dönemde de herkes Muhlis Bey'di.

Muhlis Bey'in karikatürlerinden oluşan toplama albümü yıllar sonra tekrar çıkarmak, esasında bu karakteri yeniden hatırlatma çabası mı?
Latif D.: Evet. Çok sevilen bir karakterdi. Çünkü hiç olumsuz tepki almadık. Muhlis Bey'i takip edenler kendilerinde hep ondan bir şey bulduklarını söylüyor. Kendileriyle özdeşleştiriyorlar. "Ben de köpekten çok korkarım. Benim de çırağım var" gibi takılıyorlardı. Zaten baktığımızda 20 yıl önceki esprilerin bugüne bile uyduğunu görüyorum. Benim asıl merak ettiğim şey yeni kuşağın Muhlis Bey hakkında ne düşüneceği.
Behiç P.: Dergi döneminde Muhlis Bey'i her kesimden insan okusun, anlasın diye bir hedef vardı. Onun çok basit esprileri de var; ince esprileri de. Şimdinin okuyucusu belki bu esprileri çok ilkel bulabilir. Çünkü mizah okuyucusu eskisi gibi değil. Artık özel insanlar mizah okuyucusu. O yüzden bakalım ne diyecekler.

Kabak çekirdeğine pirinç koyup ek, kabak dolması çıksın"
Zihni Sinir 1977'den beri birçok ilginç buluşa imza attı. Zihni Türkiye'de bilim adamlarına duyulan eksikliğe mi dikkat çekiyordu?
İrfan S.: Tabii ki. Çünkü 80'ler Türkiye'de teknoloji ve altyapının tepeden indiği, yeni değerlerin ve rekabetin başladığı dönemler. Yaratıcılık kelimesini bile zar zor duyardınız. Dolayısıyla eski alışkanlıklarımız ve bu yenilikler arasında adaptörler geliştirmek lazımdı. İşte Zihni bunun bir dışavurumuydu. Çünkü eksikliklere parmak basarken yaratıcı olmayı teşvik ediyordu.

Aletleri tasarlarken fizik ve mekanikten yararlanıyor musunuz?
İrfan S.: Tabii. Gerçekte bir tasarımcı, bir bilim adamı nasıl bakıyorsa işine bir karikatürist de aynı şekilde bakıyor. Çünkü söz konusu yaratıcılık. Yani küçük bir esprinin yaratılmasıyla bir ampulün yaratılması aynı serüveni paylaşıyor.
Latif Demirci: Abi ampule gülmüyoruz ama...

Zihni'nin en ilginç ya da komik buluşu ne oldu?
İrfan S.: Herhalde en ilginç olanı kabak çekirdeği buluşu. Zihni kabak çekirdeği içine pirinç tanesi koyuyor. Öyle ekiyor. Büyüdüğünde kabak dolması oluyor.

"Gırgır'da sabahlama muhabbeti olmasaydı, belki de Zihni Sinir karakteri asla ortaya çıkmazdı"

Şu an sadece Behiç bey Leman dergisinde çiziyor. Eski Eski Gırgır tayfası olarak o günleri özlüyor musunuz?
İrfan S.: Tabii ki. Biz Gırgır'da hep birlikte çalışıyorduk. Beraber oturur, gündem hakkında uzun uzun konuşur, fikir alışverişinde bulunurduk. Zaten Oğuz Aral bu konuya ayrı bir önem verirdi. Çizerlerle yakından ilgilenir, gelişimlerini takip eder, onlara yön verirdi. Şimdi birçok mizah dergisi var piyasada. Bunu asla olumsuz bir gelişme olarak görmüyorum ama gençlerle bu kadar yakından ilgilenen yol göstericiler kaldı mı bilmiyorum.

Bu çizimleri yaparken nelerden ilham alıyordunuz?
İrfan S.: İlk önce konu başlıklarını yakalıyor, bunu yaparken gündem takibinin yanı sıra sıkıntıları, insanların ihtiyaçlarını düşünüyordum. Güncel olanla ilgilensek de bir taraftan Gırgır'da sabahlama muhabbeti olmasa belki de Zihni hiç ortaya çıkmayacaktı. Çünkü gerçek hayat çok şiddetli ve yoğun haliyle dışarıda yaşanıyor. Ama bana ilham veren, herkesin bu hayattan elini eteğini çektiği zamanlar yani geceler. Çünkü saçmalamak ya da karikatür çizmek gerçek hayatın içinde çok zor.


PAZAR
24 kadın daha soruyor: "Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı?"
"İsteseydim daha çok ağlatırdım ama dozunda bıraktım"
Gırgır'ın en tuhaf adamları
"Günlük hayatımda da jüri üyesi gibiyim"
"Sadece 5 bin dolar aldık o bile gündeme oturdu"
Saç dökülmesine karşı dermatolog seçimi
Beyin kıvrımı kuyumcuları
Opusu olmayan şehir
Servet bıraktılar sevgiyi arattılar
Yazgının uzun labirenti
İyi balık veren dürüst bir lokanta
Menopozdan sonra seks ve yaşam
300 adet Ispartalının sonu
Kansere karşı mercimekli savunma
Şeytan zıbın giyseydi...
Şimdi gezme zamanı
Nasrettin Hoca ile Hayrettin Karaca
Birayla yemek evleniyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet