Hamit'in 2 sevdası
Her iki gol de, Hamit'in 24 yıllık yaşamının özetiydi sanki. Birincisi "İki"... Doğarken bile dünyaya kardeşi Halil'le birlikte merhaba diyen Hamit'in bir işi "tek" bırakması düşünülebilir miydi ? İkincisi gollerin niteliğinde gizli. Tipik bir Alman disiplini; "Sen işini mükemmel yap, gerisine karışma"
Kaleci Myhre'nin kariyerini sona erdirmese bile, kalesini yarı hasarlı deprem evlerine çeviren iki "UFO" gönderiyordu Hamit, Norveç Milli Takım ağlarına...
Tanımlanamayan gök cisimlerine dönmüş meşin yuvarlak, görülüyor, izleniyor, ama müdahale edilemiyordu. Norveçli kaleci can havliyle dokunsa bile hedefine ulaşmış, geride futbol jargonuyla harabe bir kaleci bırakmıştı.
Yıldız savaşlarının futbol versiyonu, Türk futbolunun son yıldızını kutsayan havai fişek gösterisine dönüyordu Almanya'da.
Hamit Altıntop kadar ismiyle müsemma bir futbolcu olamazdı.
Her iki gol de Hamit Altıntop'un 24 yıllık hayatının ve yaşam felsefesinin özetiydi sanki.
Birincisi; "iki"...
Doğarken bile dünyaya kardeşi Halil'le birlikte merhaba diyen Hamit'in, herhangi bir işi "tek" bırakması düşünülebilir miydi?
İkincisi ise, gollerin niteliğinde gizli.
Tipik bir Alman disiplini:
"Sen işini mükemmel yap, gerisine karışma".
Myhre'nin avcı kurşununa baygın gözlerle bakan Ren geyiği gibi avlanması, elbette kişisel bir hataydı, ama Türkiye'yi koltuklarından sıçratan her iki gol, topa kusursuz bir ivme kazandırarak görevini yapan Hamit'in disipliniydi.
Malatya-Almanya
Hamit'in disiplini Alman, ama kumaşı Malatya'dan. Akçadağ'dan Kozluca'ya, oradan da Almanya'ya göçen Altıntop ailesindeki gezip tozma bıkkınlığının derinlerinde bu yorucu göçler olmalı.Elden geldiğince minimize etmiş dünyasını Hamit... İkizi, üç kız kardeşi, hâlâ buluğ çağındaki bir çocuk kadar sözünden çıkmadığı annesi ve futbol sahalarıyla sınırlamış.
İlginç bir hayat olmalı.
Düşünsenize Halil ve Hamit'in aynı evdeki yaşamlarını... Aynaya bile ihtiyaçları yok. Aralarına karbon kağıdı koyularak çoğaltılmış gibiler çünkü. Görüntü aynı, ama huylar farklı. Hamit duygusal, Halil ise tam bir mantık adamı.
Yetim ikizler
1982'nin aralık ayında Almanya'nın Düsseldorf yakınlarında bir kasabada doğdu Hamit. Kardeşinden on dakika önce. Anne ve babaları 1972'den beri Almanya'da yaşıyor, bir fabrikada işçi olarak çalışıyordu. Babalarını iki buçuk yaşında kanserden kaybettiler. Üç kız, iki erkek beş çocuğa, anneleri tek başına baktı.Mahalledeki diğer Türk çocuklarla birlikte sokak arasında futbol oynuyorlardı. Altı yaşındayken kasabanın futbol kulübüne kayıt oldular. İlk transferlerini 10 yaşında yaptılar. Kasabanın rakip kulübü yeni bir forma karşılığı onları kadrosuna aldı.
Herkes ikizlerin futbolunu beğeniyordu; anneleri hariç. Lise bitinceye kadar top oynamalarını her fırsatta engellemeye çalıştı anne Altıntop.
20 yaşına gelene kadar ikinci ve üçüncü lig takımlarında birlikte oynadılar. Bundesliga'da (Alman Birinci Ligi) oynama zamanı geldiğinde yolları ayrıldı. Farklı takımlardan teklif aldılar. Halil Kaiserslautern'e, Hamit Schalke 04'e transfer oldu. Bu ayrılıktan en çok etkilenen Hamit'ti.
En sevinenler ise Alman hakemler olmalı! Ailenin uyanığı Halil, kardeşiyle aynı sahayı paylaştığı maçta ikinci sarı kartı görecekken ilk kartı Hamit'in gördüğünü iddia etmiş ve hakemi kandırmıştı.
Vatanı Hamit'in hep kalbindeydi. Ama Hamit vatanının kalbine ancak 2003'de girebildi. Türkiye, Hamit ismini ilk defa Ümit Milli Takım'da oynadığında duymuştu. Kadıköy'de 1-1 biten Almanya maçında attığı şahane golle dikkatleri üzerine çekti.
Hamit'in futbol tekniğindeki püf noktaları da "iki"...
Birincisi uzaktan sert ve isabetli şutlar çıkarması. İkincisi sıfıra kadar inip bazen de kenara yakın herhangi bir yerden iyi ortalar yapması... Çok hızlı bir oyuncu gibi görünmese bile adam eksiltip etkili orta yapabilme konusunda çok başarılı.
Hamit'in F'leri
Artık Bayern Münihli olan Hamit'in yaşamını etkileyen şey ne sevgilisi, ne kedisi, ne de uğurları. Sadece bir harf; "F".Hamit'e deseniz ki, "Kısaca yaşamını anlat"...
Alacağınız cevap, ummadığınız kadar kısa olacak: "F"!..
"Her gün yaptığım iş 'futbol'... En sevdiğim oyun 'football manager'... Televizyonda seyretmekten keyif aldığım şey 'futbol maçları'... Okuduklarım 'futbol dergileri'... Sevdiğim şeyler 'familie (ailem)', 'freunde (arkadaşlarım)', 'feiren (eğlenmek)'... Sevmediğim şey 'feulenzen (tembellik)'...
eguven@milliyet.com.tr

