
Faik ÖZTRAK
İmalat sanayiinde sürdürülebilirlik sorunları artıyor
Son dönemde cari açık, kur, faiz gibi göstergeleri tartışırken reel sektörde olan biten gözden kaçıyor. Cari açıkla ilgili tartışmalar daha çok açığın finansmanının sürdürülebilirliğine, dolayısıyla küresel piyasalara odaklanmış durumda. Başbakan ise TL'nin değer kazanmasının durduğumuz yerde dolar cinsinden gelirimizin artmasına ve zenginleşmemize neden olduğunu söylüyor.
Peki, küresel iştahın kalıcı olduğu ve cari açığın finansmanının daha uzun bir süre sorun olmayacağı varsayımıyla, şu andaki "durduğumuz yerde para kazanma" sürecini daha ne kadar sürdürebiliriz?
İstihdamsız büyüme
Son iki haftada yayımlanan, imalat sanayiine ilişkin veriler bu konuda önemli ipuçları veriyor.
| 2000=100 | 2002 | 2006 | % |
| Üretim | 100.4 | 134.0 | 33.4 |
| Üretimde Çalışanlar | 92.2 | 94.5 | 2.5 |
| Verimlilik | 108.8 | 141.9 | 30.4 |
| Kişi Başına Kazanç (Reel TL) | 79.7 | 77.7 | -2.4 |
| Birim Ücret (Reel TL) | 73.1 | 54.8 | -25.1 |
| Birim Ücret ($) (1) | 70.9 | 104.6 | 47.4 |
(1) 2006 üçüncü çeyrek itibariyle
TÜİK ve DPT verileri kullanılarak hesaplanmıştır.
Tabloda imalat sanayiinde üretimin son dört yılda yüzde 33 gibi oldukça yüksek bir artış kaydettiğini görüyoruz. Buna karşılık, üretimde çalışan sayısındaki artış yüzde 2.5'te kalmış. Yani üretim artışı istihdam yaratamamış.
Ücret de kâr da düşüyor
İşgücü yerine makine kullanılarak gerçekleşen üretim artışı sonucunda işgücünün verimi hızla artmış. Sektörde çalışanların enflasyondan arındırılmış, TL cinsinden kazançları ise yüzde 2.4 oranında düşmüş. Yani işgücü, verim artışından hiçbir pay alamamış.
Bu gelişmeler sonucunda imalat sanayiinde bir birimlik üretim için gereken ücret gideri reel olarak yüzde 25 oranında düşmüş. Bu durumda sektörde kârların önemli ölçüde artması beklenir. Ancak bu dönemde reel sektörde kârların da hızla düştüğünü biliyoruz.
Dolar cinsinden işgücü pahalılaşıyor
Diğer taraftan dolar cinsinden hesaplanan birim ücretlerdeki dört yıllık artış yüzde 47.4'le tüm imalat sanayii göstergelerindeki artışın üzerine çıkmış. TL cinsinden ücret düşerken ve verim artarken gerçekleşen bu artış tamamen TL'nin değerlenmesinden kaynaklanmış.
Sonuçta, durduğumuz yerde işgücümüz rakip ülkelere göre pahalılaşmış. Benzer bir hesabı içeride üretilen malların satış fiyatları için de yaparsak TL cinsinden fiyatlar artmasa veya düşse dahi $ cinsinden fiyatların artmaya devam ettiğini görürüz. Bu da dışa açık bir ekonomide aynen ücretler gibi rakiplerimiz karşısında bizim malımızı pahalılaştırıyor. Rekabet baskısıyla kârlar da geriliyor.
Bedava yemek yok
TL değerlendikçe dolar cinsinden ücretler de, malların fiyatları da, kişi başına gelir de artıyor. Ama bunun ne çalışana ne de reel sektöre hayrı var.
Kazanç düşüyor. Buna uyum sağlamak için önce kayıtdışı çalıştırma ve işten çıkarma artıyor. Yine de imalat sanayii kazandırmıyor. İşletmeler tasfiye oluyor. Bizim gibi ekonomiler için sürdürülebilir büyümenin kaynağı olan sanayi büyümesi yavaşlıyor. İstihdam yeterince artmıyor. Sosyal huzursuzluk artıyor.
Bütün bunlar ekonomide bedava yemek olmadığını, "durduğumuz yerde para kazanma" sürecinin faturasının imalat sanayiini yitirmek olabileceğini gösteriyor.
foztrak@yahoo.com

