'İttihat' ve 'terakki'
Suriye topraklarının elden çıkmasıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ortadan kalkması aynı tarihe rastlar... Birinci Dünya Savaşı sonu.Yırtıcı tutumu ve hatalı kararları ile adeta tarihi afaroza uğrayan Cemiyet'i beğenmeseler de adına itiraz edebilirler mi?
"Birlik ve Gelişme"...
Olmamış tabi.
Lakin "ittihat" ve "terakki" niyetimiz hiç bitmemiş.
Meyveleri ortada.
Bir yanda parçalanan bir imparatorluktan filizlenen uygarlık, diğer yanda İngilizler'in "kurtarıp" Fransızların manda ile "medeniyet" getirdiği, uzun yıllar Sovyetler'in desteklediği komşu.
90 yıl sonra hangisi "Terakki" etmiş; yani gelişmiş?
Yattığın yer nur olsun Mustafa Kemal.
* * *
Suriye'yi de yabana atmayalım tabi!..
Terakki (gelişme) bizde ise ittihat (birlik) onlarda.
En azından futbol anlamında.
Tribünlerde halay ettiğimiz iç içe dalgalanan Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş bayraklarını ancak Halep'te görünce, futbol üzerinden bile yok edilmeye çalışılan birlik ve beraberliğimiz için içimiz yanmadı mı sanki?
Bu hoş manzaralar, babadan otoriter rejimin patronu Beşar Esad'ın emriyle mi oldu onu bilemem.
Benim bildiğim bizde hiçbir devlet adamının bırakın "birlik"i, "dostluk" ricalarının kaale alınmadığı.
Suriye'den, El İttihat'tan bile öğreneceklerimiz var.
* * *
Gelelim terakki farkına.
Biz kendimizi "alaturka" sanırız ya; Suriye'de 19.45 saatli maç 22.15'te başlayabiliyor pekala.
O kadar rötar olmuş, hâlâ takımlar şeref tribününde el sıkıyor; maçın hakemleri Esad ve Erdoğan'a top imzalatıyor. 75 bin kişi sabırla bekliyor.
Şiltler, formalar, plaketler, atkılar. Bir ara İttihat'ın takım kaptanı Esad'la öyle koyu muhabbete başlıyor ki, neredeyse iki kahve ısmarlayacaklar.
Tribünlerde kuzuların sessizliği.
El İttihatlı Abdulfattah'ın golden sonra selam çaktığı Beşar Esad, muhtemelen seyircideki sabır ve şirinliğin adresi.
* * *
Evet Suriye'nin yeni Olimpiyat Stadı 75 bin kişilik. Bizimkinden biraz az.
24 senede bitmiş ve maliyeti 1,5 milyar dolar.
Bana biraz pahalı geldi. Kimbilir kaç Suriyeli de aynısını düşünüyordur.
Demokrasi yoksa kime hesap soracaksın?
Kıymetini bilelim...
Biz, 150 milyon dolarlık bizim stadı yapanın da yaptıranın da burnundan getirmedik mi?
Üstelik, televizyondan görüldüğü kadarıyla bizimki daha iyi.
* * *
Maça gelince...
Ben de sizler gibi televizyondan izledim ve evi Migros tribününe çevirdim.
Feci bir durum... Görüntüden önce gelen sesle, pozisyonların sonunu görmeden duyduğum için zerre kadar zevk almadım.
Futbolcu ceza yayına yeni gelmiş ayağındaki topla... Spiker "kaleci yakaladı" diyor.
Filmi önceden görmüş boşboğaz bir gevezeyle sinemaya gitmek gibi.
Zaten maç kimin umurundaydı ki?
* * *
Mesele siyasi idi.
Yıllarca bölücübaşına ev sahipliği yapmış ve bir generalimiz sınırdan bağırınca kapı dışarı atmış Baba Esad'dan sonra, oğlu ile ilişkileri güçlendirmek adına Fenerbahçe'ye düşen bir özveri!..
Okyanus ötesi güçler tarafından değiştirilen Ortadoğu haritası (ne üstüne vazifeyse), yeni pozisyonlar gerektiriyor elbet. Sonra su meselesi. Sınır güvenliği.
Olay önemli yani.
Ama en önemlisi, özveriyi sokaktaki insanımıza anlatabilmek!
Bundan sonra herkes dua etmeli Fenerbahçe şampiyon olsun diye. (O zaman da "özverisi nedeniyle ödüllendirildi" diyecekler ama) olsun da... Bu zamansız Halep gezisi gündeme oturmasın.
Aksi halde futbolumuzda çoktan yok olan "İttihat"a, "Terakki" de eklenebilir.
Fatura siyasete kesilir, kaos gelir.
Malum; burası demokratik bir ülkedir.
Bıktık artık
Bu kadar hengame oldu, daha Genel Kurul'a gidilmesi için imza veren delege sayısı belli olmadı.
106 mı, 68 mi?
Hani bir iki fark da değil; yarı yarıya neredeyse.
Olay mahkemede.
Dün tanıklar, sanıklar, belgeler ortaya çıktı, karar verilemedi.
Sonraki celse ayın 24'ünde.
Gerçeğini aradığımız imzalı dilekçe sayısı alt tarafı.
Hukuk mücadelesi falan değil bu...
Bir taraf bıktırarak pozisyonunu korumaya çalışıyor, diğeri bıktırıp kendi adamına yer hazırlıyor.
Bize kalsa bıktık ve unutmak istiyoruz. Futbolsever de öyle.
Ama her hafta hatırlamak gerekiyor.
Çünkü tartışma konusu olan, Federasyon'un hukuki varlığı.
Hani adaleti sağlayıp kuralları uygulayacak olan Federasyon...
Filler kavga ediyor, futbolun cılız çimleri eziliyor.
Tigana'nın sitemiEtme bulma dünyası işte.
Beşiktaş, Gençlerbirliği'ni yenince, Tigana "sitem"lerin adresine Başkan Demirören'i de eklemiş.
Sen adamı kovmaya niyetlenir, tazminatı çok diye onu bile beceremez ve tercümanını falan değiştirerek yıpratmaya çalışırsan; o da punduna getirip sitem eder işte.
Ta o zaman söylemiştim; "Kendi adamınızı aşağılamaya çalışmayın, elinizde aşağılanmış bir hoca kalır sonra" diye.
Neyse ki, Fenerbahçe ile epey puan farkı var.
Azalırsa yandı Beşiktaş yönetimi.
Tigana kin tutmuş besbelli.
Bence eski tercümanına iade-i itibar ile başlamalılar barışma sürecine.
Konuşan GalatasarayAsbaşkan Adnan Polat, Galatasaray'ın bundan sonra "konuşacağını" söylemiş!..
Hiç susmuyor ki Galatasaray.
Bakın sayfalara, Başkan konuşuyor, Hasan Şaş konuşuyor, Arda konuşuyor.
Hakan Şükür hep konuşuyor.
Hatta Galatasaray'ın efsane Başkanı Ali Uras bile konuşuyor.
Adnan Polat geçen seneden beri boş hafta geçirmedi konuştu.
Lafta şampiyonluk Galatasaray'ın.
Şunu anlaması lazım Sayın Polat'ın:
Geçen sezon işe yarayan çıkışları bu sezon geri tepti. Çünkü lafın altını doldurmak gerekli. Sahada da bir şeyler söylemek lazım, yoksa havada kalıyor.
Eksik olan laf değil eylem.
Geçmiş olsun!
Sevgili Kazım Kanat,
Sen neleri atlatmış adamsın.
Kalçada kırık, devede kulak.
Lütfen çabuk kalk.
E.G.
eguven@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

