
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Darbe yapan böyle olsun!
İşte darbe yapanın başına bunlar gelir. Adamın filmlerini yaparlar, elâleme maymun ederler. Tefe koyup çalarlar, yoğun istek sebebiyle tekrar tekrar vizyona sokup oynatırlar. Nereden biliyoruz? Şuradan biliyoruz:
Darbe ile dertli dertli dalgasını geçen Beynelmilel filmi tekrar vizyonda. Memleketimin insanı darbeyi yapanlarla dalga geçmeye doyamadı velhasıl. Tekrar tekrar izleyip karnını tuta tuta gülüyor o generallere.
Memleketin hafızasızlığından dert yansak da, bu belleksizliğe kahrolsak da artık şunu kabul etmemek imkânsız:
Memleket hatırlatınca hatırlıyor!
Biz hatırlatmayı unutmadığımız sürece memleketten ümit kesmek yersiz yani.
Ve hatırlatanlar çoğalıyor artık.
Zincirbozan-Oyunbozan
Yönetmen Atıl İnaç'ın çektiği, senaryosunu gazeteci Avni Özgürel'in yazdığı "Zincirbozan" filmi, Türkiye'de bir ilki gerçekleştirip çatııır çatııır gerçek karakterler üzerinden 12 Eylül'ün hikâyesini sinemaya taşıdı. Hiç öyle mi olmuştu yok böyle mi olmuştu, aman şu kırılmasın bu bozulmasın demiyor, gözüne gözüne vuruyor.
Yaşı, asıldıktan sonra, Kenan Evren'in emriyle büyütülen Erdal Eren'in nasıl asıldığını gösterdiği gibi (Helal olsun!) darbedeki ABD'nin rolünü de anlatıyor. Ama en güzeli özgürlüklerin dombili havarisi sayılan Özal'ın nasıl Amerikalıların ve askerlerin isteğiyle iktidara getirildiğini mis gibi anlatıyor.
Öyle komplolu-momplolu, kurtlu-murtlu numaralar yok, her şey olduğu gibi. Bilginin, hiçbir zaman ulaşılamayan bir iştah nesnesine dönüştürülerek hiçbir zaman ihtiyacı olana verilmediği, birtakım şüpheli hikâyelerle hep saklandığı şu dizilerdeki gibi değil, akıllı akıllı...
Şimdiiii... Yönetmen, senarist ve bütün kadronun yanı sıra Digitürk'ü de tebrik etmek lazım. Göğüslerini gere gere sponsor olmuşlar. Bu hikâyelere gönüllerini yatıranlar kadar para yatıranları da memleket hatırlayacak kuşkusuz. Hatırlatınca hatırlayan bir memleket burası. Uyandırınca uyanıp vicdanını yoklayan...
Gülmek ağlamanın...
Beynelmilel'in aşkî sahnelerinden birinde esas kız Gülendam, esas oğlana şöyle diyordu:
"Gülmek ağlamanın kardeşidir."
Hatırlatmak da böyle olacak, kardeşçe bir dille. "Nasıl hatırlamazsın ulan!" diye azarlayarak değil, "Benden başkası hatırlamıyor" diye böbürlenen bir dille değil, "Vah vah" ile değil, "Ah ah!" ile hiç değil. "Böyle böyle olmuştu" diyeceğiz, "Ne biçim gülmüştük!" Sonra, "Şöyle şöyle olmuştu" diyeceğiz, "Ne biçim ağlamıştık"...
Darbe öncesinin iyi anılarını anlattığımızda "Kardeş kardeşi vuruyordu, darbe iyi oldu" edebiyatını yapanlara darbenin kaç kişi, hangi çocukları öldürdüğünü hatırlatacağız. "Özal geldi, sivil olduk" sananlara Zincirbozan filmini izleteceğiz. "Yine o eski hikâyeler, sıkıcı" diyenlere Beynelmilel'i izleteceğiz.
Meraklısına darbe!
Sonra bu filmleri izleyen çocuklar başka filmler yapacak, başka hikâyeler anlatacak, sorular soracaklar. Sonra işte, başlangıçta dediğim gibi, darbe yapanlar böyle olacaklar. Döndürüp döndürüp gösterecekler onları, onlara gülecekler, sövecekler... Bugünkü darbe meraklıları bu filmlerden, bu kahkahalardan ders alacak.
Bu filmleri ne kadar insanın nasıl izlediğine bakıp oradan kerteriz alıp kendilerine çekidüzen verecekler. Bu ülke böyle böyle daha iyi olacak. Bu iyilikte hatırlayanların ve hatırlatanların payı büyük olacak.
ecetem@hotmail.com

