Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Nisan 2007 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Anibal gelsin de, gör!"


yural@milliyet.com.tr

Çocukları korkutarak eğitmek, günümüz ebeveynlerinin ve eğitimcilerinin başvurduğu yeni bir yöntem değil. Çocuk oyunlarında olduğu gibi, çocuğa yaklaşımda da yıllar öncesiyle bir benzerlik gösteriyor bu alan. Bugün çocuk oyun ve oyuncaklarına karşı gösterilen tutuculuk ister oyuncak bazında olsun, ister sanal dünyanın internet oyunları çerçevesinde olsun, kendini açıkça ortaya koyuyor. Özellikle cinsellik konuları; edebiyat, çizgi roman, sinema filmi bir tabu. Ama nedense, şiddete eğitim öğesi gibi bakıldığı için daha umursamaz yaklaşılıyor.
* * *
Max Kemmerich'in "Tarihte Garip Olaylar" kitabında anlattığına göre, ilkçağ çocukları da oyuncak bebekler, tahta atlarla oynarlarmış. Romalı çocuklar, bugünkü çocuklarımız gibi bu atlara biner, topaç çevirir ve ellerindeki kamçıyla topaçlarına vurup onları şaklatarak döndürürlermiş. Ayrıca tahterevalli, körebe, askercilik, çember, top, tek mi çift mi gibi oyunlar oynarlarmış. Çocuk oyunları içinde de, bütün dünya çocuklarının bugün de oynadığı körebe oyunu varmış. Biri gözlerini yumar, bir başkası gelip gözü kapalı çocuğa vururmuş. Ebe, vuranın kim olduğunu bilirse ebelikten kurtulur, bu kez vurup tanınan çocuk ebe olurmuş. O da yediği yumrukların kimden geldiğini bilinceye kadar ebe kalırmış. Eski Yunan'da da, Roma'da da bu oyunların özel isimleri varmış. Bizde körebe denildiği gibi.
* * *
Günümüzde kitaplar, televizyonlar, sinema filmleri çocuklarımızı öcü, cin, ecinli, sihir, hayalet, uzaylı, canavar, doğa ötesi uyduruk güçler gibi saçma sapan karakterlerle korkutuyorsa, geçmişte de çocuklar Roma'da Mormo, Lamia, Gello gibi ünlü karakterlerle korkutulurmuş. İÖ 212 yıllarında yaramaz çocukları sindirmek için özellikle söylenen bir deyim varmış: "Anibal gelsin de, gör!"
* * *
Yıllar önce İtalya'nın eski, ortaçağdan kalma bir kasabası olan Cortona'da kırk beş gün gibi uzun bir süre kalmıştım. Bu, İtalyan ortaokulunun yaptığı bir yaz gezisiydi. Oldukça sakin ve herkesin birbirini tanıdığı bir kasabaya birdenbire bir otobüs dolusu kız öğrencinin gelmesi kasaba halkını şaşkına çevirmişti. Üstelik de bunlar çok iyi İtalyanca konuşan Türk çocuklarıydı. Kasaba kısa sürede çocukları bağrına bastı. Pazarda, dükkânlarda, kasaba pastanelerinde Türkçe ve İtalyanca konuşan çocuklarla dolmuştu her taraf. Oldukça güvenli, büyük bir evin avlusu gibiydi kasaba. Ama ertesi hafta çıkan yerel gazete"bir muziplik yapmaktan kendini alıkoyamadı ve gazetenin başlığını şöyle verdi: "OH MAMMA, LE TURCHE! - Anne Türkler!" Sonra belediye başkanının eşi, "Burada ve İtalya'nın pek çok yerinde eskiden beri söylenegelen bir sözdür bu. Çocuklar uyumadığı zaman anne-babalar, 'Bak, uyumazsan Türkler Gelir!' diye onları korkuturlar," dedi. Bizim, gazetenin başlığını sevimli bir 'Hoş geldiniz!' olarak yorumlamamızı istedi.
* * *
Korkutmak, şiddetten önce başvurulan bir yol. Yani, eskilerin öğretisiyle, "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!" Yani önce çocuğu uyaracaksınız, tekdir edeceksiniz, korkutacaksınız; yine mi istediğiniz gibi davranmıyor, bu kez basacaksınız dayağı. İşte çocukların korkutulmasının ve sunulan oyuncakların, üretilen karakterlerin, bilgisayar oyunlarının altında çocuk sevgisi, çağdaş çocuk eğitimi değil, hep onları düzene uygun "uydu kafalar" olarak yetiştirme kaygısı yatıyor.


PAZAR
"Eğer siz benim çıplaklığımı kötü çekmişseniz, o sizin probleminiz!"
"Patrondan sonra en iyi para kazanan adamdım"
"Birbirine benzeyenlerin evlilikleri daha iyi gider"
En çok Erol abiye mi sormamız gerekiyor?
"Kamera karşısında duygu ve sinirleriniz alınıyor"
Sanat mağaraya geri döndü
Yumurta buradan düşüp kırılmayacak!
neler konuşuluyor?
Bu ne güzel Frankeştayn
Seçim ve "Picasso-Carmen" sergisi
Yemekte özel günler
S.O.S, yani ...---...
Semra Sezer emekliliğinde ne yapacak?
Geminizin kaptanı kim?
Lagos ve barbunya lezzetsiz, kalkan nefis
Alfabe 5 bin yıldır değişiyor
Ödemlere geçit vermeyin
Sözde değil, özde mutluluk
Türkiye'nin en güzel yürüyüş rotaları
"Anibal gelsin de, gör!"
Paşabahçe'den şarap devrimi





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet