
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
115. tur: 12 Eylül darbesi
17 adımda Çankaya - 5
Şans, kader, kısmet denir ya... Orgeneral Kenan Evren'in 7. Cumhurbaşkanlığı da biraz böyle oldu. Zaten Evren de 1994'te yayımlanan anılarında "Kader, yolunu böyle çizmişti" diyecekti.
Türkiye için şans olup olmadığı hep tartışılageldi, ama Orgeneral Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığının kendisi için bir şans olduğu açık. Askerlik hayatının son döneminde Ege Ordu Kumandanlığı'na atanmış, emekliliğini bekliyordu. Türkiye'nin bir kaderi ya da kısmet midir ne, 1970'lerde bir yandan terör alabildiğine tırmanmış, bir yandan da politikacıların sağduyu körlüğü ülkeyi içinden çıkılmaz bir bunalımın ortasına getirip kilitlemişti. Bu kilitlenmede dış güçlerin ve Ortadoğu'da olup bitenlerin de dolaylı payının olduğunu öne süren yorumcular vardır.
11 Eylül'de oylama olmadı
Terörün önlenemez mi, önlenmeyen mi olduğu tartışılan yükselişi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin aylarca bir cumhurbaşkanı seçemeyişi sanki el ele vermiş, ülkeyi yönetilemez bir duruma getirmişti.
Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün görev süresi 6 Nisan 1980'de sona ereceği için, yeni cumhurbaşkanının seçim turları 22 Mart 1980'de başladı:
6 Nisan'da Cumhurbaşkanı Korutürk görevi bırakınca, cumhurbaşkanlığı vekilliğini Senato Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil üstlendi.
Altı aya yakın bir süre içinde TBMM'de tam 114 tur yapıldı, bir sonuç alınamadı. Hem de ne turlar!. Artistlere, şarkıcılara oy çıkan, Meclis'in saygınlığına gölge düşüren, Hababam Sınıfı'nda bile olmayan ciddiyetsizlikler içinde geçen tam 114 tur...
Yüz on beşinci turu yapmak için 11 Eylül 1980'de toplanan Meclis, çoğunluk olmadığı için tur yapamadı ve ertesi gün tekrar toplanmak üzere dağıldı.
Seçim yerine Anayasa
Ve ertesi gün 115. tur geldi: 12 Eylül 1980 askeri darbesi!..
Darbeyi gerçekleştiren 38 kişilik Milli Güvenlik Konseyi'nin Başkanı Orgeneral Kenan Evren, 9 Kasım 1982'ye kadar Devlet Başkanı olarak görev yaptı.
Bu süreçte, 27 Mayıs 1960 darbesinin Kurucu Meclisi'ne nazire yaparcasına, çeşitli kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir Danışma Meclisi kuruldu, yeni bir anayasa yapıldı.
Günümüze kadar eleştirilmesi ve tartışılması süren 1982 Anayasası'nın halk oyuna sunulacağı dönemde ise tartışılması ve aleyhinde propaganda yapılması yasaklanmıştı. Bu ortamda Anayasa yüzde 92 oyla kabul edildi. Anayasa'ya eklenen bir geçici maddeyle Devlet Başkanı Kenan Evren doğrudan cumhurbaşkanı seçilmiş sayıldı.
Evren'in ayrı bir oylamayla seçilmesi ancak daha sonra yorumlanabildi. Bir görüşe göre, Evren 1973 seçiminde emekli Orgeneral Faruk Gürler'in başına gelenleri düşünerek doğrudan adaylığını koymaktan çekinmiş, Anayasa oylamasıyla birlikte dolaylı seçilmeyi yeğlemişti. Evren ise 2004 yılında Prof. Dr. Davut Dursun ile görüşmesinde, söz konusu geçici maddeyi kendisinin istemediğini, Konsey tarafından hazırlandığını öne sürüyor ve Konsey'in gerekçesini onların ağzından şöyle aktarıyordu:
"Efendim, şimdi sizi ayrı, onu ayrı koyarsak, sizinki çok çıkarsa, Anayasa'yı beğenmeyenler çokmuş, Anayasa çok çıkarsa, cumhurbaşkanını sevmediler, diye polemik çıkaracak, dediler."
14 Ekim 1979'da yapılan araseçimler Bülent Ecevit hükümetinin istifasına ve AP Genel Başkanı Demirel'in Milli Selamet Partisi (MSP) ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) dıştan desteklediği azınlık hükümetinin kurulmasına yol açtı. Özellikle boş 5 milletvekilliğinin beşinin de AP tarafından kazanılması Ecevit'in istifasına gerekçe oldu.
Araseçimden sonra TBMM'de oluşan tablo şöyleydi:

Türkiye'nin Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Çankaya'ya çıkışına iki özelliğinden söz ederek başlayalım.Bunlardan biri, Özal'ın cumhurbaşkanlığı seçiminin, kendisinden önceki iki cumhurbaşkanının (1966'da Cevdet Sunay, 1973'te Fahri Korutürk) seçiminde ordunun tavrı bakımından farklı oluşudur. Gerek 1966, gerek 1973 seçimlerine "müdahil olan" deyim yerindeyse "ağırlığını koyan" ordu, 1989 seçimine karışmadı, Özal'ın adaylığına şöyle ya da böyle tepki göstermedi.
Gerçi ordu, daha önce olduğu gibi, açıktan cumhurbaşkanlığı konusuna karışmadı, ama Evren kanalıyla, Turgut Özal'ın Köşk yolunu kesmek istemesi olasıydı.
Nitekim, Özal'ın ANAP'ına karşı sonradan, asker kökenli Turgut Sunalp'e sağ eğilimli Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) kurdurulmuştu. 12 Eylül'ün tasarımına göre iki parti yeterliydi ve solu toparlamak görevi de bürokrat Necdet Calp'a düşüyordu.
Ordunun sessiz görüntüsünün yanı sıra, Doğru Yol Partisi (DYP) lideri Süleyman Demirel, Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığına sert şekilde karşı çıktı.
Mart 1989'da yapılan yerel seçimlerde Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) birinci, Doğru Yol Partisi (DYP) ikinci, Özal'ın Anavatan Partisi (ANAP) ise üçüncü parti olmuştu.
Genel oya baz alınan İl Genel Meclisi seçimlerinde ANAP'ın oy oranı yüzde 21.75'te kalmıştı. Bunu ele alan Demirel, "Yüzde 21 oyla cumhurbaşkanı olunmaz" diyordu. Özal Çankaya'ya çıktıktan sonra da Demirel'in "864 rakımlı tepe" dediği Çankaya'ya muhalefeti sürdü.
Bu muhalefete şakayla karışık yorum getirenler, Demirel 1979-1980'de Başbakan iken, Planlama Teşkilatı'nda Özal'ın onun müsteşarı olduğunu anımsatıyordu.
12 Eylül darbesi gelince, Demirel, Ecevit ile birlikte Zincirbozan'a gönderilmiş, Özal ise Demirel'i gönderen 12 Eylül hükümetinde ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına getirilmişti. Çünkü Özal, DPT'de Demirel'in müsteşarı iken, "24 Ocak Kararları" diye anılan kapsamlı ekonomi programını hazırlamıştı.
Turgut Özal cumhurbaşkanlığına çıkışını, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in deyişiyle "cin gibi top çevirerek" gerçekleştirdi.
Bu "cin gibi top çevirme" öyküsünü baştan alalım isterseniz.
Genel seçim 29 Kasım 1987'de yapılmış ve Özal'ın ANAP'ı yüzde 36.31 oy oranıyla 292 milletvekili çıkararak birinci parti olmuştu. İkinciliği yüzde 24.74 oy oranı ve 99 milletvekiliyle SHP, üçüncülüğü de yüzde 19.14 oy ve 59 milletvekili ile DYP almıştı.
Bu başarıdan sonra Özal'ın "8 milletvekili daha transfer ederek" Anayasa'yı değiştirmeyi planlayacağını düşünenler vardı. Özal, bu yola gitmedi; amacı kimi yorumculara göre, engel gördüğü Cumhurbaşkanı Evren'i, tereyağından kıl çeker gibi uzaklaştırmaktı.
Özal'dan ince taktikler
Başbakan Özal, Cumhurbaşkanı Evren ile olağan görüşmelerinden birinin sonunda, "Sizin cumhurbaşkanlığı görev süresini bir dönem daha uzatmak istiyoruz" şeklinde bir çıkış yaptı.
Evren'in cumhurbaşkanlığında kalmasının yararlarını anlatan Özal'a, Evren'in yanıtı olumlu olmadı, ama yine de "Bunu nereden çıkardın? Cumhurbaşkanlığına daha iki buçuk yıl var. Şimdi bunu konuşmanın zamanı değil, zamanı gelince konuşuruz" demekten geri kalmadı.
Oysa dışarıda, kamuoyunda yer yer Evren'in süresinin uzatılıp uzatılmayacağı, bunun hukuksal durumu konuşulmaya başlanmıştı bile. Örneğin, muhalefet lideri Erdal İnönü'nün Evren'in süresinin uzatılmasına karşı olduğu biliniyordu.
Özal, Cumhurbaşkanı Evren'le görüşmesinden çıkarken, Çankaya Köşkü'nün kapısında gazetecilere, "Evren'e ikinci kez bir dönem daha cumhurbaşkanlığında kalmasını" önerdiğini söyledi.
Özal'ın böylece, Evren'in Köşk'te bir dönem daha kalmasını isteyebilecek olan orduya bir mesaj gönderdiği akla geliyordu.
Özal'ın "cin gibi top çevirdiği" konusunu Evren'e atfen Anavatan Partisi eski bakanlarından Halil Şıvgın şöyle anlatır:
"1989'da Kenan Evren'in görev süresi bitiyordu. 1987'de 292 milletvekili kazandık. Özal, hükümeti kurma görevini almak için gittiğinde Evren, 'Bu defa cumhurbaşkanı da seçilecek. Ne düşünüyorsunuz?' demiş. 'Tabii ki sizi düşünüyoruz' karşılığını alınca üstelemiş:
'Nasıl yapacaksınız, Anayasa'da engel (cumhurbaşkanı ikinci kez seçilemez) var.'
Evren: Sıkıştım kaldım
Özal da 'Anayasa'yı değiştirerek' demiş. Hatta, Köşk'te görevli Muzaffer Başkaynak, Evren'in talimatıyla yaptığı çalışmayı Özal'a getirmiş. Ancak, ses çıkmayınca Evren'e giderek, 'Paşam zaman yaklaşıyor. Ne zaman yapılacak, Özal ile görüştünüz mü?' diye sormuş. Evren şunu söylemiş:
'Görüşmelerimizde cumhurbaşkanlığına yaklaştırıyoruz, o konuyu değiştiriyor. Ne yapıyorsunuz, diye soramıyorum bir türlü. Cin gibi top çeviriyor. İkinci defa istiyor, düşüncesine kapılmasın diye söyleyemiyorum. Sıkıştım kaldım. Yani, Özal sürekli konuyu değiştirmiş. Evren de net konuşamamış. Neticede süresi doldu, zaman kalmadı. Özal oturdu."
Üçüncü turda seçildi
Cumhurbaşkanlığı seçiminin 20 Ekim 1989'da yapılan ilk turuna SHP ve DYP milletvekilleri katılmadı. SHP, iki muhalefet partisinin katılmadığı oturumda seçim yapılamayacağını öne sürdü. İkinci tur 24 Ekim'de yapıldı, bunda da sonuç alınamadı. 31 Ekim'deki 3. turda ise Özal seçildi. Meclis'in 450 olan üye tam sayısından 285 milletvekili oy kullandı ve Turgut Özal 263 oy alarak Çankaya'nın sekizinci sakini oldu.
Yarın: Süleyman Demirel
nailgureli@milliyet.com.tr

