
Taha AKYOL
Objektif
Hukuk ve seçim
ÇOK sayıda mesaj alıyorum, demokrat diye alkışlayanlar, gerici diye küfredenler. Kutuplaşma dönemlerinde böyle olur; ya ak, ya kara!
Halbuki toplumsal ve siyasi gerçek daima çok renklidir; ak diye bakmak da kara diye bakmak da mutlaka kısmi körlük yaratır!
Ege Üniversitesi'nden bir profesör diyor ki:
"Bana göre en önemli olan şey cumhuriyettir, bu olmazsa hukuk da bir işe yaramaz. Ben (Anayasa Mahkemesi'nde) üye olsaydım, vereceğim kararın hukuki olmasını hiç dikkate almazdım bile. Kararım cumhuriyet lehine olurdu. Ama inşallah verecekleri karar hem hukuki olur hem de cumhuriyeti koruyacak bir karar olur."
Tek konuya 'takılmak' böyle dar görüşlülük yaratır! Bu din veya laiklik olabilir, cumhuriyet veya demokrasi olabilir; çevre veya feminizm olabilir; bağnazlıkta fark etmez!
Hatta 'bilim' olması bile durumu değiştirmez! 'Bilimcilik' bilim felsefesinde eleştirilen bir bağnazlık türüdür mesela!
Siyasi itikat!
Sayın profesör de cumhuriyet takıntısıyla hukuku küçümsüyor!
Bu Baasçılığa kadar gider, Allah korusun!
Kendisine yazdığım cevapta "Eminim hukuk, sosyal bilimler, siyaset bilimi gibi dallarla ilginiz yok" dedim. Sonra biyografisine baktım, gerçekten ilgisiz bir bilim dalında profesörmüş!
Tabii "367 şart" diye dayatan mühendis veya hekim rektörleri hatırladım! Teori-pratik ilişkisinde faşizmin "önce pratik, arkadan teori" tanımını, tabii bilgisizlikle, Kemalizm diye öğrencilerine belleten tıp profesörünü hatırladım!
"İtikat" haline getirdikleri siyasi ideoloji uğruna "medeni kanundan idam cezası çıkaran" hukukçuları, darbe fetvacısı akademisyenleri de hatırladım!
Halbuki 367 meselesine dini inanç açısından bakılamayacağı gibi, Atatürk ilke ve inkılapları açısından da bakılamaz! Çünkü bunlar çok genel, soyut değerlerdir. 367 tartışması hukuki bir konudur, sırf "toplantı yeter sayısı" ve "karar yeter sayısı" ile ilgili Anayasa ve iç tüzük hükümleri açısından bakılır.
Hukukta yorum
Hukuk biliminde "yorum kuralları" son derece önemlidir. Hatta "anayasal yorum" bir bilim dalı haline geliyor. (Philip Boppit, Constitutional Interpretation, Oxford, 1991.)
Hukuki yorumda önce yasanın lafzına, metnine bakılır. Anayasa ilk tur için "üçte iki çoğunlukla seçilir" diyor, "toplanır ve seçilir" demiyor; demek ki toplantı için genel kural olan 184 yeterlidir.
Daha 'derin' yorum için maddelerin gerekçe yazılarına, kanun koyucunun amacını anlamak için Komisyon tutanaklarına, yasama tartışmalarına bakılır... Yapılagelen uygulamalara bakılır...
Bunların hepsi 367 iddiasının geçersiz olduğunu gösteriyordu!
Ancak Anayasa Mahkemesi aksine karar verdi. Prof. Ergun Özbudun'un deyimiyle:
"Talihsiz, olumsuz bir karardır! Demokrasimizin ödediği ağır bir bedeldir. Kamuoyunda siyasi bir karar olarak görülecektir!"
Sayın Sezer'in atadığı hâkimlerin başka türlü karar vermeyeceği, Genelkurmay'ın bildirisinin etkili olacağı yolunda yazılanlar, çizilenler bundan sonra da tartışmalar halinde devam edecektir.
Önemli olan gerekçedir; "yorum kuralları"na Mahkeme'nin ne ölçüde uyduğunu gerekçeli karar açıklandığında göreceğiz.
Her neyse... Şimdi tek yol seçimdir. Baştan beri savunduğum gibi, 102. maddeye göre "derhal seçim..."
t.akyol@milliyet.com.tr

