
Taha AKYOL
Objektif
Çankaya kime emanet?
SÜRESİ içinde yeni cumhurbaşkanı seçilemediğine göre, yenisi bir şekilde seçilinceye kadar Sayın Sezer devam mı edecek? Sayın Arınç vekâlet mi edecek?
Anayasa'nın 102. maddesi Sezer seçeneğini, 106. maddesi Arınç seçeneğini işaret ediyor!
Bu durumda Sezer veya Arınç'a olan sempati veya antipatimize göre bir hukuki yorum mu uyduracağız? Yoksa, "hukuki yorum metotları" ile bir sonuca mı varacağız?
Birinci seçenek, keyfidir, ülkeyi hukukun "hakemliğinden" mahrum bırakıp zamanla anarşiye sürükler.
İkinci seçenek ise, hukuka ve yargıya duyulan güveni artırır; cumhuriyet rejimi de, İsmet Paşa'nın deyişiyle, "ihtilal idaresi" geleneklerinden çağdaş "hukuk devleti" düzeyine evrimleşmesini sürdürmüş olur.
İşte bu sebepledir ki "hukukun yorum kuralları" ve "yargının tarafsızlığı" hayati derecede önemlidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 367 konusundaki kararına da bu gözle bakmak gerekir.
Yorum, neye göre?
Ben baştan beri TV'de soranlara "Sezer'in görevi devam eder, Arınç vekâlet edemez" dedim. Çünkü Anayasa'nın 102. maddesinin son fıkrası, "seçilen yeni cumhurbaşkanı görevine başlayıncaya kadar" şimdiki cumhurbaşkanının göreve devam edeceğini söylüyor.
Meclis Başkanı'nın vekâlet edeceğini söyleyen 106. madde ise, yeni bir cumhurbaşkanının seçilememiş olmasıyla değil, var olan cumhurbaşkanının herhangi bir sebepten görev yapamaz hale gelmesiyle ilgilidir. Bugün böyle bir şey yok.
Hukukta diğer bir yorum metodu, yasaların gerekçelerine, Komisyon ve Meclis tutanaklarına da bakmaktır. Bunlara baktığımızda da açıkça, yeni cumhurbaşkanı seçilemeyip de genel seçimlere gidiliyorsa, "görev süresi dolmuş bulunan cumhurbaşkanının görevinin devam edeceği" belirtiliyor!
Bu gerekçe CNN Türk'te haber olarak yayımlandıktan sonra, tartışma bitti; Sezer görevine devam edecek.
367 meselesinde ise, tutanaklara baktığımızda, Adalet Komisyonu sözcüsü Prof. Turgut Tan'ın beyanı vardır:
"Biz bu Anayasa'ya hiçbir özel toplantı yeter sayısı koymadık!"
Yani toplantı için 184 yeterlidir!
Anayasa Mahkemesi, Komisyon Sözcüsü'nün bu açıklamasına niye itibar etmeyerek 367'yi şart koştuğunu gerekçeli kararında izah etmelidir; tartışmaları sona erdirmek için!
Siyasal hukuk!
Bizim hukuk kültürümüzde bir damar var ki hukuku önemsemiyor! Üniversitede bile "Ordu göreve" sloganı, yahut "Cumhuriyet tehlikede" ajitasyonu! Hukuk tarihimizde "ihtilal fetvası" veren profesörler! Hukukun "suçsuzluk karinesi, doğal hakim ilkesi, geçmişe yürüyen ceza olamayacağı" gibi temel ilkelerini ayaklar altına alan profesör fetvaları!
1970'lerde CHP'nin açıkça, "Yargı devrimcilerin elindedir" diye ilanatta bulunması!
Hukuku liberal felsefedeki gibi "tarafsız hakem" değil, ihtilal idarelerindeki gibi bir "silah" diye kullanan bu damar zamanla elbette küçüldü ama hâlâ bazı tezahürleri görülüyor.
Bu damar, "ilericilik" adına cumhuriyetin "ihtilal idaresi" geleneklerinden çağdaş "hukuk devleti" düzeyine evrimleşmesine zarar veriyor!
Halbuki liberal "tarafsızlık" felsefesini özümsemeyen bir rejim, çağdaş hukuk devleti olamaz! Ekonomik gelişmeyi sürdüremez!
"Uluslaşma"nın da en önemli ayaklarından biri, hukukun eşitlik ve tarafsızlık ilkesidir; "sakıncalı vatandaşlar" anlayışıyla "ulus" haline gelinemez!
t.akyol@milliyet.com.tr

