Tekrar çal Sam!
Tarih 14 Mayıs 1980, yer -5 yıl sonra başına geleceklerden habersiz- Heysel Stadı.. Kupa Galipleri Kupası finalinde Valencia ile Arsenal 90 dakika sonunda yenişemiyor, 120 dakikada da... Hatta 5 penaltının sonunda da eşitlik bozulamıyor: 4-4.. Nihayet altıncı penaltılarda topun başına gelen Graham Rix'in dizlerinin bağı çözülüyor da sonuçlanıyor maç: Di Stefano'nun Valencia'sı şampiyon...
Kupayı kaybeden Arsenalliler maçtan sonra bitkin ve öfkeli, çünkü Brüksel'e gelene kadar son 24 günde tam 9 maç oynamışlar. Liverpool'la Federasyon Kupası yarı finalindeki kapışmaları ancak 3 maç sonunda neticelenmiş. 10 Mayıs'taki finalde ikinci lig ekibi West Ham'ı yenecek halleri bile kalmamış zaten Arsenallilerin... 14 Mayıs'ta da Valencia'yı geçemeyince o meşhur 24 gün, "9 maç-0 kupa" olarak yazılmış tarih sayfalarına...
27 yıl geçti, İngilizler kupalarda hâlâ tam olarak tek maçlı eliminasyonu benimsemediler. Hem Milli Takım Teknik Direktörü Steve McLaren hem de Benitez ve Wenger şikayetçi bu kadar fazla maç oynamaktan... McLaren, kendileri için hayati önem taşıyan İsrail ve Andorra maçlarından sadece 5 gün önce 14 oyuncusunun FA Cup çeyrek final tekrar maçları oynamasına isyan etti zaten... Wenger de sadece 10 gün içinde 3 kupaya birden veda etmelerini sıkışık fikstüre bağladı. Ama bana sorarsanız bu şikayet ettikleri sistem, İngilizler'in başarısında büyük pay sahibi ve üstelik deplasmanda daha çok gol atanın tur atladığı şu acayip düzenekten de daha iyi...
Gümüş gol
Henüz ikinci turda Liverpool Barcelona'yla iki maç sonunda 2-2 berabere kalıp turu geçtiğinde adalet bozulmuştu bu sene... Valencia da, Inter'i iki maçta yenemedi, ama çeyrek finalist oldu.Öncelikle deplasman golü avantajı kalkmalı ortadan... Yani 180 dakika sonunda durum berabere ise maç uzatmaya gitmeli... Penaltılar çok adaletli bir çözüm olmuyor evet, altın gol de verimli bir seçenek olmamıştı. Ama gümüş golü neden kaldırdılar anlayamıyorum. İlk uzatma bittiğinde bir takım diğerine üstünlük kurdu ise bitmeli maç... Basketboldaki gibi... İlk uzatma sonunda eşitlik varsa oynanmalı ikinci uzatma...
Bir diğer çözüm de 180 dakika sonunda beraberlik varsa bence Sam tekrar çalmalı, tarafsız sahada üçüncü bir maç oynanmalı... Bu, fikstüre bir sezonda sadece 3 maç günü daha eklemek anlamına geliyor. Üçüncü maç, Şampiyonlar Ligi'nde fazla yer alma imkanı bulamayan statlarda oynanmalı, Bosna'da, Arnavutluk'ta veya İrlanda'da mesela... O maçın sonunda eşitlik bozulmazsa bu kez uzatmalar ve penaltılar olacak tabii artık... Bu yöntemle belki fikstür biraz daha sıkışacak, ama kusursuz adalete yaklaşılacağına eminim...
En iyisi İngilizler mi?Şampiyonlar Ligi yarı finalinde 3 İngiliz'in olması, Premier Lig'in Avrupa'nın en iyisi olduğu anlamına gelir mi tartışılır, zira sadece 4 yıl önce İtalyanlar 3 yarı finalist çıkarmıştı ve hiç kimse Serie A'nın kıtanın en iyi ligi olduğu iddiasında değildi.
Ama Premier Lig'in bu yıl bir konuda ciddi bir farkı çıktı ortaya: Şampiyonlar Ligi'nde son 16'ya kalan takımlardan sadece 7'sinin hocası 2 sezondan fazla tecrübeliydi: 4 İngiliz takımı, Milan, Barcelona ve Lille... Çeyrek finaldeyse bu özelliğe sahip 4 takım vardı ve (tesadüfe bakın ki) dördü de yarı finale çıktılar.
Trapattoni'nin tespiti dikkat çekici: "Bana, iyi bir teknik adamın bir takımı en fazla yüzde 5 ileri götüreceğini söylüyorlar. Tamam, kabul ediyorum bunu... Ama şunu da unutmayın öyleyse: Kötü bir teknik adam da, bir takımı en az yüzde 30 geriye götürecektir"
Tuncay'ın kafa golleri
Liverpoollu Agger'in, Chelsea'ye attığı golü gördünüz mü? Belki sezonun en güzel golü değildi, ama sezonun bizim açımızdan üzerinde en çok konuşulması gereken golüydü kanımca...
Sol taraftan Gerrard frikiği kullanırken, bize göre pas vereceği en son adamdı değil mi Agger? Acaba Gerrard, birden Agger'in boş olduğunu görüp, o anda mı karar verdi topu Danimarkalı savunma oyuncusuna atmaya? Öyle olduğunu hiç sanmıyorum, hatta bu frikik organizasyonunu idmanlarda onlarca defa çalıştıklarını da düşünüyorum.
Modern futbolda duran topların öneminin her geçen yıl arttığı aşikar... Osieck'in, Antalya'daki sunumunu hatırlayın, Dünya Şampiyonu İtalya'nın sırrının duran toplardan bulduğu 7 gol olduğunu anlatmıştı, Fenerbahçe'den köylü diye kovulan şimdiki FIFA Teknik Çalışma Grubu Başkanı...
Herhalde Süper Lig'de duran toplardan çuval dolusu gol bulan Fenerbahçe'nin, Avrupa kupalarında son 10 yılda sadece 2 frikik golünün olmasının sırrı da budur: Çalışmak... Ya da Türkiye'de her takıma kafayla gol atan Tuncay'ın aynı sayıları Avrupa'da yapamamasının...
Ben bu sezon hâlâ Süper Lig'de bir takımın önceden çalışıldığı belli olan, akıl dolu bir duran top organizasyonu yapmalarını bekliyorum. 31 hafta oldu, bekliyorum.
umeleke@milliyet.com.tr

