
Faik ÖZTRAK
Rakamlar ne diyor?
Küresel ekonomi coştu
Küresel ekonomide bardağın dolu tarafını görme psikolojisi giderek abartılı olmaya başladı. Geçen ay boyunca küresel piyasalar rekordan rekora koştu. Ne Rusya'da Putin'in konuşmaları, ne de Chavez'in Latin Amerika'da giderek radikalleşen küreselleşme karşıtı politikaları dikkat çekti.
Cuma günü ABD ekonomisinde tarım dışında yaratılan istihdamın nisan ayında 88.000 olduğu açıklandı.
Bu son üç yıldaki en düşük istihdam artışı. Beklenti 100.000'di. Piyasa oyuncuları bunun bir sert inişin başlangıcı olup olmadığını tartışmadılar bile.
ABD'de hem enflasyonun, hem de büyümedeki yavaşlamayla politika faizlerinin tahmin edilenden daha erken düşürebileceği beklentisi ile coştular.
Artık kimsenin ne ekonomik, ne de politik sorun görmeye cesaret edemediği bir döneme giriyor gibiyiz. Araba çok hızlandı. Hafif bir frene dokunuş dahi ciddi bir devrilme riski yaratabilir.
İçeride siyasi kriz patladı
Biz ise çok kötü yönetilen bir cumhurbaşkanlığı seçimi süreci sonrasında ciddi bir siyasi krize girdik. Ancak bunun piyasalara önemli bir yansıması olmadı. Sonuçta bizde de piyasalar ay başında rekorlara koşarken, ay sonunda nefesi kesildi ama yere düşmedi.
Türkiye son dönemlerin en ciddi siyasi krizlerinden birini yaşıyor. Enflasyon beklentileri de hedefin de çok üstünde geliyor. Mali dengeler bozuluyor. Dış denge beklendiği gibi düzelmiyor.
Buna rağmen piyasalara baktığımızda borsada, faizde, kurda çok sınırlı hareketler görülüyor. Bunun iki nedeni var. Küresel piyasalarda risk iştahı tavanda. Benzer ekonomiler arasında en yüksek faiz Türkiye'de. İkisi birleştiğinde, gerek siyasette gerek ekonomi politikalarında yapılacak yanlışlar için, piyasaları bozmayacak geniş bir manevra alanı ortaya çıkıyor.
Ancak diğer taraftan kırılganlıklar artıyor, benzerlerimizle yarışta en geride kalıyoruz. Küresel coşku azaldığında bunun bedeli çok ağır olacak.
Bugün algılamakta zorluk çektiğimiz kötü yönetimin bedeli umarım seçimden sonra gelecek yeni iktidara fatura edilmez.
Büyüme, üretim ve istihdam
Geçen ay 2006 yılının büyüme rakamları belli oldu. Gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYH) yüzde 6,1 lik artış beklentilerin üstündeydi. Bunda yine ilk dokuz ayda yapılan revizyonların önemli bir etkisi oldu.
Buna rağmen ekonomide geçen yılın ikinci üç aylık döneminden itibaren bir yavaşlama dikkat çekiyor. İkinci çeyrekten itibaren azalan küresel risk iştahına bağlı yurtdışından sermaye girişlerinde gözlenen yavaşlama ve artan faizlerin etkisiyle iç talep katkısı düşmüş. Dış talebin katkısı ise TL'nin reel değerindeki gerilemeye bağlı olarak artmış.

Ocak ayında bir önceki yıla göre yüzde 15.1 artan imalat sanayii üretimi şubat ayında da yüzde 7.4 arttı. Bunda bir önceki yılın üretim seviyelerinin çok düşük olması da etkili oldu. Nitekim mart ayı imalat sanayiinde eğilim anketinden üretimin yüzde 4.9 oranında gerileyebileceği ortaya çıkıyor. Nisan ayında ise yüzde 4.5 artış bekleniyor.
Ocak ayında işsizlik oranlarında geçen yıla göre önemli bir iyileşme var. Ancak geçen yıl birçok yazar tarafından uzun dönemli bir modernleşme eğilimi olarak görülen tarımdaki istihdam düşüşünün hızla tersine dönmesi ve son bir yılda yaratılan istihdamın üçte birinin tarımdan gelmesi kolay izah edilebilir değil.

İthal girdi yerliyi kovuyor
12 aylık dış ticaret açığı geçen yıl sonunda önemli bir gerileme kaydettikten sonra ocak ayında yeniden 53.6 milyar dolara sıçramıştı.
Şubatta bu seviye civarında kalan dış ticaret açığı martta sınırlı bir gerileme kaydetmiş. Bunun arkasında 12 aylık ihracat artışının ithalat artışını şubatta yakaladıktan sonra martta geçmesi var.
Ancak ithalattaki yavaşlama yatırım ve tüketim malı ithalatındaki gerilemeden kaynaklanıyor.
Nitekim doğalgaz, ham petrol ve petrol ürünü hariç aramalı ithalatında önemli bir hızlanma dikkat çekiyor.
İmalat sanayi üretimi artış hızında da önemli bir değişme yokken aramalı ithalatında son dönemde görülen bu hızlı artış ithal girdilerin yerli üretimi yeniden ikame etmeye başladığını gösteriyor. Bu önümüzdeki dönemde dış açıkta beklenen hızda bir iyileşmenin de zor olacağını ortaya koyuyor.

Mali disiplin bozuluyor

Mart ayında Telekom satış bedelinin peşin ödenmesi sonucunda bütçe rakamlarında önceki iki aya göre önemli bir iyileşme görüldü.
Ancak bu istisnai gelir hariç tutulduğunda program tanımlı bütçede gelir artışı yüzde 10 gibi oldukça düşük seviyede kalırken faiz hariç harcama artışları yüzde 19'a yaklaşıyor.
Bunun sonucunda da faiz dışı fazla geçen yılın ilk üç ayının 1.4 milyar YTL altına düşüyor. İlk üç aydaki performans 2007 yılında mali disiplinde önemli bir bozulma riskine işaret ediyor.
Enflasyon şaşırttı

Nisan ayında yüzde 1.2 seviyesinde gelen TÜFE bazında aylık enflasyon rakamı piyasaların beklentisinin çok üstündeydi. Beklenen yüzde 1'in altında bir rakamdı. Geçen yılın aynı ayında gerçekleşen yüzde 1.34'lük artış yılın en yüksek iki artışından biriydi.
Nisan ayında enflasyonun beklendiği gibi gelmesiyle 12 aylık enflasyonda hızlı bir düşüş bekleniyordu. Bu gerçekleşmedi. Kur sepetindeki artış hızının düşmesine rağmen H endeksindeki 12 aylık artışlar nisanda neredeyse geçen yılın iki katına ulaştı.
Sonuçta piyasa oyuncuları bu yılın sonunda beklenen enflasyon rakamlarını radikal bir şekilde yukarı doğru revize ettiler.
foztrak@yahoo.com

