
Osman ULAGAY
Dünya gözü
'Tam bağımsız Türkiye' hedefi gerçekçi mi?
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarına karşı düzenlenen mitingler Türkiye'de yeni bir süreci başlattı. AKP iktidarına karşı biriken tepkiler bu coşkulu mitinglerde açığa çıkıyor ve AKP'ye destek vermiş olan ya da hoşgörüyle yaklaşmış olan herkes de bu meydanlarda dile getirilen eleştirilerden payını alıyor. Bunlar arasında ABD ve AB'yi, iç ve dış sermaye çevrelerini ve medyanın bir bölümünü sayabiliriz.
Bu mitinglerde kurulan kürsülerden yapılan eleştirilerin, atılan sloganların, dile getirilen umutların içeriğine baktığımızda, bugünkünden çok farklı bir Türkiye'nin düşlendiğini görüyoruz. Laikliğin güvenceye alındığı ve küreselleşmenin, yabancı sermayenin, AB ile bütünleşmenin yoksullaştırıcı etkilerinden kendini kurtarmış, "tam bağımsız" bir politika izleyerek kalkınmasını hızlandırmış, işsizlik sorununu çözmüş, sosyal adaleti sağlamış bir Türkiye özlemi dile getiriliyor.
Günümüzün gerçekleri
Bunlar güzel özlemler ama acaba günümüzün dünyasında "tam bağımsız" bir politika izleyerek, küreselleşmenin etkilerini göz ardı ederek, yabancı sermayeyi dışlayarak bu özlemleri gerçekleştirmek mümkün mü?
Bu soruya cevap ararken dikkate alınması gereken çok önemli bazı temel noktalar var:
Hayal kurmayalım
Böyle bir dünyada, petrol zengini olmayan Türkiye gibi bir ülkenin "tam bağımsız" politikalar izleyerek kendini küresel ekonominin etkilerinden koruması, yabancı sermayeyi reddedip kendi sermaye birikimiyle toplumun refahını artırması, teknolojide sıçrama yapması, işsizlik sorununu çözmesi olanaksız görünüyor.
'Kökten piyasacı' AKP'nin ekonomideki icraatını eleştirenlerin, günümüzün gerçeklerini reddetmeden, toplumun refahını nasıl yükselteceklerini, işsizlik sorununu nasıl çözeceklerini ortaya koymaları gerekli. Meydanlarda atılan sloganlar insanları umutlandırabilir ama bu sloganların tutsağı olup günümüzün küresel gerçekleriyle yüzleşmeyi göze alamayanlar, ekonomide başarıyı yakalayamaz ve AKP kadar da başarılı olamaz.
oulagay@milliyet.com.tr

