Galatasaray, Fenerbahçe'yi alkışlamalı
Sezonun son haftalarında sahaya futbolcuların yerine yöneticiler çıksa her müsabakada 9-10 gol, 5-6 penaltı olacak, 7 kırmızı 17 sarı kart çıkacak, kafa göz yarılacak muhtemelen... Ama sahaya sporcular çıktığı ve orada ortaya konan "bir oyun" olduğu için, bu kupayı her yıl 1 takım kazanıp 17 takım kaybettiği için, tarih sayfaları da çok konuşan yöneticilerle değil çok gol atan futbolcularla dolu olduğu için, Galatasaraylı sporcular gerekeni yapmalı, sahada kazanan meslektaşlarını alkışlamalı...Bundan tam 2 yıl önce idi, sezon boyunca takındığı antipatik tavırla rakiplerinin gönlünde "ayrı" bir yeri olan Jose Mourinho yönetiminde ilk Premier Lig şampiyonluğunu garantilemiş Chelsea, 10 Mayıs 2005 günü prestij maçı için Old Trafford'a çıkıyordu. Bütün bir yıl boyunca Abramovich'in milyonlarının konuşulmasından ve Mourinho'nun reklamlara konu olan "her şeyi çok bilen" tarzından sıkılmış Manchesterlılar için çok bunalımlı bir maçtı tabii... Ligdeki yerleri artık kesinleşmişti ve herhangi bir sebeple ne mavi formalıları ne de Mourinho'yu rüyalarında bile görmek istemiyorlardı muhtemelen... Ama Manchester United'lı futbolcular tüm bunları bir kenara bıraktılar, yaptıkları işte en büyük erdemin "yenilgiyi kabullenmek" ve "kazananı alkışlamak" olduğunu tüm dünyaya gösterdiler. Tünelden ilk sırada çıkıp, iki yana dizilip, arkalarından gelen mavi formalı meslektaşlarını çılgınca alkışladılar.
Buradaki "tüm dünyaya gösterdiler" deyimi lafın gelişi değil, zira Premier Lig 204 ülkede 2 milyar 590 milyon kişi tarafından izlenebiliyor... Oysa gayet ciddi basın organlarımızca "dünyanın en büyük 16'ncı derbisi" olduğu iddia edilen Beşiktaş-Fenerbahçe maçını sadece birkaç yüz bin Digiturk abonesi izleyebildi, basın tribününde de bir Kıbrıslı, iki çekik gözlüyü saymazsak biz bize idik... Ligimizle çekemediğimiz dış basının ilgisini Beşiktaş Çarşısı'ndaki kavgalarla çektik Allah'tan...
***
Talep ettiğimiz alkış, her gün verdikleri "kerameti kendinden menkul" demeçlerle ülke futbolunun toplam değerini düşüren yöneticilere değil asla... Ligden çekilmek gibi yapamayacakları tehditler, Platini'ye gitmek gibi (sanki UEFA'dakiler Türk futbolunu ne hale getirdiğinizi bilmiyorlarmış gibi) pişkin söylemlerle kakafoni üretenlere de değil... Beşiktaş-Fenerbahçe maçının basına dağıtılan kadro listelerinde ligin kaçıncı haftası olduğunu doğru yazamamış, kadrolar anons edilirken Tümer'in adını okumadıklarında başları göğe erenler de hak etmediler tabii alkışı...
Bu alkış, tüm bu lüzumsuz söylem kargaşası içinde sahada sportmence mücadele eden genç oyuncular için... Babaları dedeleri yaşındaki takım elbiseli -kendilerini yönetmekten aciz - kulüp yöneticisi adamlar birbirlerini neredeyse boğazlayacakken, müsabaka bitiminde dostça formalarını değiştiren boylarından büyük kanaat önderleri için... Eğer Fenerbahçe rakip sahaya şampiyon unvanıyla giderse, Galatasaraylı sporcular, Ali Sami Yen'in tünelinden rakiplerinden önce çıkıp, iki yana dizilip alkışlamalı Fenerbahçeli meslektaşlarını... Uluslar arası ajanslara yöneticilerin körüklediği kavgalarla, bıçaklarla, sopalarla değil, bir kez olsun bu ülkeye yakışır birkaç fotoğraf karesiyle geçmek için...
Youtube'da Süper Lig maçları yok mu?Gazetelerde birkaç gün önce iki-üç satır küçük bir haber okuduk hepimiz: Premier Lig (ki kendisi bir şirkettir), dünyanın en çok ziyaret edilen üçüncü internet sitesi Youtube'u, içeriklerini (maç görüntülerini veya golleri) izinsiz yayınladıkları gerekçesi ile dava etmiş. Zira Premiership şirketi, ligin marka değerini ulusal ve uluslar arası arenada korumakla mükellef. Merak ediyorum, Youtube'da Turkcell Süper Lig'e dair herhangi bir görüntü yok mu?
***
Yine Premier Lig'in Ağustos ayından beri gün gün belli olan fikstürünü her isteyen internet sitesi yayınlayamıyor. Çünkü Premier Lig şirketine ilgili telifi ödemesi gerekiyor. (Gerçi pazartesi öğle saatleri itibariyle Turkcell Süper Lig fikstürünü de kimse yayınlayamıyor, çünkü hafta sonu maçlarının gün ve saatleri hâlâ belli değil)...
Türk futbolunun kanat oyuncusu ihtiyacıFenerbahçe'nin sol bekleri Ümit Özat ve Uğur Boral, sağ beki Serkan (ve hatta ön liberosu Deniz de) Gençlerbirliği'nden... Beşiktaş'ın sağ beki Ali Tandoğan, sol beki Baki Mercimek'in geldiği adres de aynı: Gençlerbirliği... Ekseriyetle Yanal ve ekibi, son 5-6 yıldır Türk futbolunun özellikle kanat oyuncusu ihtiyacını karşıladılar doğrusu...
Şimdi nöbet Yılmaz Vural'da... Antalyaspor'un solunda Şenol Can ve Volkan Yaman, sağında da Uğur Kavuk ve Ali Bilgin üst düzey performanslarıyla çok yakında İstanbul'un yolunu tutacaklar gibi. Ama unutmamaları gereken bir şey var, aynen Serkan, Ali Tandoğan, Uğur Boral örneklerinde olduğu gibi, kendi takımlarında açık oyuncusu iken, büyüklerde bek olma ihtimalleri yüksek... Oysa Antalyaspor'da Ali Bilgin ve Volkan Yaman'ın performanslarını artıran en önemli unsur, arkalarındaki Şenol ve Uğur'la iyi uyum göstermeleri ve topu kaybettiklerinde dünyanın sonu olmadığını bilmeleri...
Umarız Volkan ve Ali, İstanbul'a erken transferler yapıp Süper Lig'e tam adapte olamadan kaybolmazlar.
umeleke@milliyet.com.tr

