
|
|
|
 |
|
|
Gün gün...
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
''Ne yazsam ne yazsam'' dedirten bir hafta bu. Hangi birini yazsam anlamında. Bazen insan akışın hızına yetişemediğini hissediyor işte. Az zamanda inanılmaz çok şey oluyor sanki. Bu hep böyle belki, bazen görüyoruz, bazen görmüyoruz akıştaki çeşitliliği. Kaldığımız yerden başlayalım.
Cuma... Alaçatıda serin bir akşam. Şanslıyım arada bir bu ''limana'' sığınabiliyorum. Henüz o boğucu kalabalık da yok. Agriliada akşam yemeği. Yüksek tavanlı kutsal yazı mekanım. Yüksek tavanın yazıyla bir bağı var mutlaka.
Pazar günkü İzmir mitinginin heyecanı Alaçatı’ya bile varmış. Cumartesi akşamından İzmir’e dönme niyetinde herkes. Geçen yıl Alaçatı’da gördüğüm tesettürlü hanım geliyor aklıma. ''Bunlara alışın, alışacaksınız artık'' diye gayet küstah bir çıkış yapmıştı baktığımızı görünce. Şimdi gelinen noktanın habercisi gibi.
* * *
Cumartesi... Urla’da işbaşı. Mayısta yağar dediğimiz yağmurlardan haber yok. Su tasarrufuna çok dikkat etmeliyiz. Belediye’nin imar mevzuatında bile yer almalı hatta su tasarrufu. Oturma raporu ya da işletme ruhsatı verilirken yapının su verimliliği dikkate alınmalı.
Pazar... Çok etkileyici bir miting. Çoluk, çocuk, genç ihtiyar tepki veriyor. Bir aydınlanma devrimi sayılmaz elbet ama bu mitingleri sosyolojik olarak doğru okuyamayan siyasetçilere zaman içinde bir fatura çıkar. Sessiz Türkiyenin bir kısmı hayırlısıyla konuşmaya başlıyor.
* * *
İlginç bir biçimde yaptırım gücü de sergiliyor kalabalık. Katılımcıların bir bölümü Heykel’deki Telekom binasındaki kocaman bayrağın en üst katta toplu olduğunu görünce bayrağın açılması için tezahürata başlıyor. Açılma gecikince tezahürat ''Satılmış Telekom''a dönüyor. Yalan da değil geçen yıl satılmıştı Telekom. Onbeş yirmi dakika sonra bayrak kalabalığın alkışları arasında açılıyor.
Akşamında Fenerbahçe’nin şampiyonluğu. Can sıkıcı olabilir ama ben bu hafta Ali Sami Yen’de olsam alkışlardım arkadaş. Bu gergin Türkiye’de GS farkı olurdu bu. Ne var ki? İkna edici bir futbolla, ikna edici bir puan farkıyla ulaştılar bu sona. Sportmence alkışlamak küçültür mü? Alkışlamamak için pek çok mazeret var elbet. Mutlaka Chelsea’nin de vardı mazeretleri. Esas olan çatışmaya değil barışa dönük adım atabilmekte. GS’ye yakışan o olur. Olurdu.
* * *
Pazartesi.. Bildiğiniz Pazartesi.. Akşam Kordon Otel’de seçim değerlendirmeleri. Pırıl pırıl bir tesis. Tanıdık yüzler. Kim barajı geçer, kim geçemez? Genel kanı DP’nin de MHP’nin de barajı geçeceği yönünde. Emanet oylar AKP’den DP’ye döner mi? ''Tarım bölgelerinde olabilir'' dendi. İzmir’de iki bölgedeki 24 milletvekili nasıl dağılabilir? ''CHP 6-5 AKP 3-3 DP 2-2 MHP 2-1'' diye tahmin edildi. CHP bu sefer listeye yeni isimler koyar mı? Zor dendi.
* * *
Salı... Sallandırmadı şükür. İşlerin arasında İİDE (İzmir İçin Düşünceden Eyleme) posta grubunda yazışmalar, hararetli tartışmalar. Posta gruplarında mesaj patlaması yaşanıyor bu ara. Akşamüzeri Çizgelikedi Sanat Galerisi’nde ''O Kim?'' isimli fotoğraf sergisini ziyaret.
İzmir’de yaşayan ondokuz kadın fotoğrafçı bir yıl boyunca her hafta toplanıp kimlik-iktidar ilişkisini tartışmışlar.
Sorular sormuşlar kendilerine. Sonra da bunları fotoğrafa dökmüşler. İlginç kareler çıkmış ortaya. Teknoloji de katmışlar gerektiğinde. http://www.o-kim.blogspot.com/ a bir göz atın isterseniz.
* * *
Çarşamba... Küresel kapitalizmden yine zafer çığlıkları. Neler oluyor dünyada? Her yerde yüksek büyüme rakamları. Şirket satın almalar bu yıl geçen yıla göre yüzde 40 artmış ve daha şimdiden iki trilyon doları bulmuş.
Hemen hemen bütün borsalar tarihi yükseklerine yakın. Bizim Hazine bonolarındaki yabancı payı yüzde 20’ye, hisse senetlerinde ise yüzde 70’e gelmiş. Buna karşılık yerliler son dönemde habire döviz almış. Kim haklı çıkacak bakalım? Yabancıların tercümanları mı kötü, yoka yerliler mi aşırı temkinli?
Perşembe.. Otuz yıl sonra Anadolu Lisesi’nde hocalarla futbol maçı...
Sağlam dönmek umuduyla...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|