
Taha AKYOL
Objektif
'Yeni' orta sınıf
SOSYOLOG Prof. Sencer Ayata'nın Milliyet'te iki gündür yayımlanan açıklamalarındaki bazı yorumlarına ve tanımlarına katılmıyorum, ama bütünlüklü olarak son derece önemli olduğu muhakkaktır. Önyargıların keskinleştiği bir süreçte, Prof. Ayata, "sosyoloji dili" ile bütün taraflar için ufuk açıcı, düşündürücü analizler yapıyor.
Bilhassa "orta sınıf"ın siyaseten homojen olmadığını vurgulaması çok önemlidir:
"Bu kesimde yer alanların hepsi aynı siyasi görüşü paylaşmıyor. O nedenle yeni orta sınıfta sadece laik, cumhuriyetçi bir siyasi eğilim var demek yanlış olur..."
Prof. Ayata, "muhafazakâr" bir orta sınıfın da gelişmekte olduğunu anlatıyor. Üçüncü bir kesimin Hrant Dink'in cenazesinde ortaya çıkan "liberal kozmopolit değerlere öncelikli vurgu yapan yeni orta sınıf mensupları" olduğunu belirtiyor.
Başka kesimler de sayılabilir, ama genelde, Türkiye geliştikçe orta sınıflaşıyor, orta sınıflaşma kaçınılmaz olarak çoğulculaşma getiriyor.
Böyle bir Türkiye artık eskisi gibi "tek fikirli" olamaz. Bu laikliğe tehdit değil, aksine, modernleşmedir.
Bireysel özgürlükler?
Prof. Ayata'nın belirttiği gibi, orta sınıflaşma "bireyleşme"yi ve özgürlük algılamasını da getiriyor:
"İstediğini giyme, isteği gibi gezip dolaşma, istediğiyle beraber olma... Hareket serbestisi..."
Soralım; orta sınıflaşan Türkiye'de bu özgürlükler konusunda mutabakat var mı?!
İşte sorun burada!
Ayata, laik kesimin bu konudaki özgürlüklerinin tehdit altında olduğu kaygısına kapıldığını söylüyor. Doğrudur. Orta sınıfın gelişmesine büyük katkıları olduğu halde bu kaygılara yol açması, AKP'nin ciddi siyasi hatasıdır.
Kendimize soralım: Orta sınıfın muhafazakâr ve liberal kesimlerinin kendi özgürlüklerini tehdit altında hissetmelerine yol açan kurumlar, müdahaleler, yasaklar, söylemler; bunlara ne diyeceğiz?! Niye burada gerçekçi tespitler yapmayalım?!
Hepimiz görmeliyiz: Türkiye'nin bütünlüğü ve geleceği karşılıklı hoşgörü kültürünün gelişmesine bağlıdır.
Çoğulculuk gerçeği
Sayın Ayata'ya birkaç kavramsal eleştirim var. Banka, otomotiv ve bilişim kesiminden örneklerle bu kadar geniş kapsamlı bir "yeni orta sınıf" tanımı yapılabilir mi?!
İkincisi, "Çok yakın zamana kadar Türkiye'nin yüzde 90'ı geleneksel orta sınıftı" sözüne de katılmıyorum. Yarısı "ücretsiz aile işçisi" olan bir toplumduk o zaman...
Ayata, "girişimciler"i de "mülk sahipleri" ile birlikte geleneksel orta sınıfa dahil ediyor. Halbuki, "girişimcilik" geleneksel değil, modern bir kavramdır. Muhafazakâr girişimci orta sınıf da moderndir.
Orta sınıflaşma kaçınılmaz olarak çoğulcudur. Birbirimizle barışık olmaktan, endişeleri gidermekten başka çaremiz yoktur.
Ayata'nın bugünkü Milliyet'te Kemalist orta sınıfa yaptığı tavsiyeler, orta sınıfın muhafazakâr, liberal vb. bütün kesimleri için geçerlidir:
"Daha paylaşımcı olmak, kendi dışındaki toplum kesimleriyle, özellikle zor durumda olanlarla ilişki kurmak...
"Daha iyi öğrenmek, daha yenilikçi ve yaratıcı olabilme konusunda çaba göstermek..."
Netice: "Yeni" veya sadece "orta sınıf" terimi, bizde yeni bir kavramdır; bugünkü Türkiye'ye eski ideolojik kalıplarla değil, böyle yeni tahlil araçlarıyla bakmalıyız. Gelişen Türkiye'yi daha iyi görürüz.
t.akyol@milliyet.com.tr

