
Meral TAMER
İş dünyası "çevre"ye el koyuyor
Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nı biz Nergis Yazgan'la tanıdık. Birkaç yıl sonra dünyanın en etkin ve saygın doğayı koruma kuruluşlarından WWF zincirinin bir halkası olduğuna tanık olduk ve WWF-Türkiye adıyla anmaya başladık. Y&R Reklamevi'nin sahibi Atilla Aksoy başkanken Türkiye, WWF'nin mütevelli heyetine girdi.Şimdiyse WWF-Türkiye, iş dünyasının 2. kuşak ağır topları ve son dönemde parlayan yeni yıldızlarıyla, emekli bankacı (yeni şarapçı) Akın Öngör'ün başkanlığında yeni ufuklara yelken açıyor.
Bu "yeni ufuklar"da tehlike çanlarının çaldığı küresel ısınmaya karşı doğal dengeyi ve çevreyi korumak için yerel yönetimlerin ensesinde boza pişirmek var; hükümeti yasal çerçeveyi oluşturmaya zorlamak var; vatandaşı suyu-elektriği kullanırken çocuğunun-torununun da geleceğini düşünmeye davet etmek var. En yakın hedef olarak da, seçimlere katılacak siyasi partilerin programlarında çevreye geniş yer vermelerini sağlamak var.
Ağır toplar yönetimde
Hedefler de büyük, bu hedefler için kolları sıvayan yeni Yönetim Kurulu'ndaki isimler de:
Emekli Büyükelçi Cem Duna, Doğan Yayın Holding Yurt Dışı Yatırımlar ve Proje Geliştirme Başkan Yardımcısı Begümhan Doğan Faralyalı, Türkiye Aile Planlaması Vakfı Başkanı Caroline Koç, Hedef Alliance'ın kurucusu Ethem Sancak, Hundai Assan'ın sahibi Ali Kibar, Borusan Holding'in CEO'su Agah Uğur, Fiba Holding Başkan Yardımcısı Ömer Aras ve Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin, Shell Türkiye Genel Müdürü Canan Ediboğlu, Doğuş Grubu'ndan Cüneyt Sezgin ve reklam dünyasının yıldız isimlerinden Serdar Erener.
Öngör kendi ekibini kurmak istediği için, yeni yönetimde bir önceki yönetimden tek bir üye bile yok. Dolayısıyla WWF-Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak'ın kurumun hafızası olmak gibi ağır bir görevi daha var.
WWF-Türkiye'nin yeni yönetimi, önceki gün Begümhan Doğan Faralyalı'nın ev sahipliğinde bir grup gazete yöneticisi ve köşe yazarıyla küresel ısınmada yaklaşan tehlikeyi masaya yatırdı.
Medyanın sorumluluğu
Küresel ısınmaya karşı bir yandan halkı hızla bilinçlendirmek, ama aynı zamanda da merkezi ve yerel yönetimleri uyarmak gerekli. Bu konuda medyaya da büyük görev düştüğüne kuşku yok. Dolayısıyla yeni yönetim, bizlere de sorumluluklarımızı hatırlatıyor.
Örneğin Türkiye'nin de yer aldığı Doğu Akdeniz bölgesinin, küresel ısınmadan en çok etkilenecek yerler arasında bulunduğu, bizleri yönetenlerin ne kadar umurunda? Biz, yazılarımızda bunları ne kadar vurguluyoruz?
Örneğin bu yaz kurak geçecek diye Ankara'da park ve bahçelerin şebeke suyu yerine kuyu suyuyla sulanmasına karar veren Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu tasarrufuyla en kurak günler için rezerv olarak saklanması gereken yeraltı sularını, şimdiden bol keseden harcıyor. Medya, bu konuda uyarı görevini yapıyor mu?
Örneğin rüzgâr enerjisi, Türkiye için bir şans olabilir. Alman Die Welt gazetesinde 500 milyar dolarlık bir pazardan söz ediliyor. Türkiye bu pazardan neden pay almasın? Hükümet, bunun yolunu neden açmıyor?
mtamer@milliyet.com.tr

