Ligin iki yüzü
Ben "Federasyon neden konuşmuyor, susuyor" diye sordum.
TFF Asbaşkanı Affan Keçeci konuştu ve kulüp yöneticilerini suçlu ilan etti.
Sonra Özhan Canaydın, Hıncal Uluç'u suçladı, Hıncal Uluç beni.
Ben bu sefer emniyeti suçladım. Emniyet 12 taraftarı...
Fenerbahçe Özhan Canaydın'ı, Ultraslan Aziz Yıldırım'ı ve Gerets'in alnını yaranları.
Harun Muslu, Adnan Polat ve Haldun Üstünel'i.
Faruk Süren, Özhan Canaydın'ı.
Evin önündeki otoparkçı, Kazım Kanat'ı...
Zico, federasyonu ve hakemleri...
Adnan Polat, Sabri'yi... Hasan Şaş, Lugano'yu.
Bizim Bakkal, Altan Tanrıkulu'nu. Altan'ın kasabı beni.
Bulamadık suçluyu. Esasen bulmuş olduk her bir suçluyu. Ama kendimizi katamıyoruz bir türlü faillere.
İşte faili meçhul - benzetme nedeniyle mağdurların affına sığınarak tam da budur.
Tekrar ediyorum:
1- Bu sorunu çözmek istiyorsak. Bunlar Ali Sami Yen'de ya da Saracoğlu'nda oldu diyerek çözemeyiz. Bu bizim ülkemizde oldu ve biz bunu hak etmiyoruz. Çözmeliyiz, demeliyiz.
2- Bu olay Fenerbahçe değil, Neuchatel maçında olsaydı, biz bugün "Bizi tahrik ettiler. Suçlu onlardır" diyor olacaktık. Sorunlarımızın kaynaklarını dışarıda, başkalarında ararsak çözemeyiz.
Suçu üstlenmeli ve sorunu çözmek için uğraşmalıyız.
Ancak bugün yine topu birbirimize atmaktan başka bir şey yapmıyoruz.
Ve kan davasını körüklüyoruz.
Böyle giderse daha büyük bir sorunla gelecek seneye başlayacağız.
Bunu hak ediyor muyuz?
Futbolu yaralamaya devam edecek miyiz? Bu piyasayı küçültecek miyiz?
En büyük komplo teorilerini üretip, karşımızdakini suçlayıp, cevap gelince onu paranoyaklıkla suçlayacak mıyız?
Türk futbolu bunu hak ediyor mu?
Bunu soracağız kendimize. Yolu, cevabımız belirleyecek?
Oysa futbol var
1- Kezman'ın (ilki), Ersen'in, Bilal'in, Mehmet Topuz'un, Gökhan'ın, Draman'ın, Ömer'in gollerine bakalım. Ve soralım kendimize: Gerçekten o kadar da kötü mü futbolumuz. Yoksa bizim bakışımız mı bulanık.2- Bütçe rekortmeni şampiyon 34 maçın 14'ünü kazanamadı. Ligin son 5 sırasındaki takımlara kaybetti.
3- Ligin en çok konuşulan, üzerilerine iyi şeyler söylenen iki teknik direktörü Bülent Korkmaz ve Yılmaz Vural küme düştü.
4- İki 3. kaleci takımlarını hedefe götürdü. Bu kadar iyi kalecinin olduğu bir lig hatırlıyor musunuz? Bkz. Serdar, Ufuk, Rüştü, Volkan, Mondragon, Martinez, Orkun vs. vs
5-Lig başında şu oyuncuların bu performansı vereceğini düşünebilir miydiniz? Mehmet Yıldız, Mehmet Topuz, Bobo, Hakan Arıkan, Özer, Gürhan, Volkan Yaman, Ali Bilgin, Uğur, Şenol, Umut, Serdar Kulbilge, Mustafa Sarp, Yasin, Ferdi, Kemal Okyay, Adriano, Sauza, Arda, Serdar Kurtuluş, Erdal Kılıçarslan vs. 30'u aşkın transfere değer futbolcu var ligde.
Bunlar kötü bir ligde olmaz.
Bu köşede sık sık okuduğunuz kötü, can sıkıcı yönleri var futbolumuzun. Ama bu yıldan umutlanmak gerek. Bu yılın üzerine çalışmak gerek.
Evet iki yüzlü bir lig bu.
Hangi yüzünü seçeceğimize ve geleceği hangisinin üzerine kuracağımıza biz karar vereceğiz.
Büyük kaptanBu klasik bir unvandır. Herkese söyleniyor ama çok azına yakışıyor. Ümit, işte bunlardan biri. Kaptanlık ona verildiğinde daha 70 kez formayı giymemişti Ümit Özat. Fenerbahçe'ye transfer olduğunda bir libero için bile ağır bulunuyordu. En zor mevkilerden birinde, sol bekte her maç 10'u aşkın bindirme yaparak, küfür yiyerek olgunlaştı. Fenerbahçe'nin en büyük krizlerinden birinden çıkışında kaptandı. 4 şampiyonlukta parmak izi var. 100. yılda kaptan oydu.
Ümit'in fiziği çok elverişli görünmeyebilir. Tekniği fevkalade olmayabilir. Ama sağ ayağının dışıyla onun kadar asist yapmış kaç sol bek vardır ki.
Kendi performansını ölçmek için analist tutan kaç oyuncu vardır.
Ümit, bu ve başka bir çok yönüyle Türk gençliğine örnek bir sporcu olarak hayatımızdan gelip geçti. Şimdi gurbete gidiyor. Onunla ilgili daha çok yazacağız, biliyorum. Şimdilik bu kadar.
Yolu açık olsun.
Ehliyetin milliyeti olmaz
Neden basında bir "Yerli teknik direktör olsun" fetişizmi var? Çünkü kafakola almak daha kolay. Haber almak, sindirmek, hakaret etmek, iliğini kemiğini emmek de.
Yerli teknik direktörlerin bir bölümü de trene biniyor maalesef. Tabii bunları, Denizli'den, Terim'den, Ertuğrul Sağ lam'dan, Bülent Korkmaz'dan, Ersun Yanal'dan, Aykut Kocaman'dan duymuyoruz. Onlar ehil olduklarının farkında. Çünkü ehliyetin milliyeti olmadığını, işini yaparsan her görevi, hatta Milan'ı bile alabileceğini biliyorlar.
Ama bazı diğerleri. Onlar yerli de yerli diye kafamızın etini yiyenler, geldiklerinde ilk önce 6 yabancı alıyorlar, geri kalanları da gurbetçilerden seçiyorlar. Hoca yerli olsun, ama oyuncular yabancı. Ayrıca nasıl bir perhizse bu, yurt dışından aldıkları diploma ve brövelerle övünüyorlar. Diyorum ya; bu ülkede bir milliyetçilik-vatanperverlik tarifi sorunu var. "Tamam gel göreve biz sana güveniyoruz, ama yabancı oyuncu alma. Türk oyuncuların onlardan ne eksiği var" desek olur mu? Olmaz değil mi? O zaman nedir bunca terane.
Temel kıstas
NTV'ye, yıllar önce gelen bir elektronik postayı hiç unutamam. Sanırım daha önce de yazdım. Şu minvaldeydi "Neden hiç Portland maçı yayınlamıyorsunuz. Taraflı olmayın lütfen. İmza Konyalı Portland'lılar". Genel durumu anlatmak açısından parlak bir örnek. Pazar akşamı bu durumun daha ne kadar ilerleyebileceğini bir kez daha gördüm. Stadyum'a bir akademisyeni, Dr. Uğur Özdemir'i davet etmişti Erdoğan Arıkan. Bu yılı sosyal psikoloji penceresinden bir değerlendirsin diye. Hoca konuşmaya başladı. Ve ilk elektronik posta geldi. "Doktor bey hangi takımı tutuyor, açıklarsa sevinirim".
Okuduğu yayınlar, yazdıkları, araştırdıkları değil, tuttuğu takım önemliydi hocanın. Söyledikleri ona göre değerlendirilecekti. Şaşırmadı hoca. Çünkü programdan önce bu sorunun geleceğini söylemiştik. Çünkü sadece önemli olan buydu. Bu konuda izleyici ve taraftar suçlu değil. Yiğiter Uluğ'un yerinde tespitinin anlattığı gibi uzun zamandır ülkede futbol üzerine yazmak ve konuşmak üzere istihdamda yazı kabiliyeti, hitabet yeteneği, kelime haznesi, ve oyun üzerine bilgi değil kıstas. Temel kıstas ne kadar iyi Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı olduğun. Patronlar buna bakınca, sistem böyle çalışınca taraftar niye farklı baksın ki?
Ancak artık ortada ki deniz bitti. Görüldü ki mesleğe böyle bakınca hiçbir şeye çözüm üretilemiyor.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

