70 milyondan 70 kişi
Tuncay, Milan'a transfer olursa en çok ben şaşıracağım galiba, çünkü dünyanın en sistemli, en istikrarlı, oyuncularına en vefalı kulübü, dünyanın en yetenekli, dünyanın alt yapısı en eksik ve kendini en az geliştiren oyuncularından birini kadrosuna katmış olacak. Üstelik son 40 yılda sadece 4 kaptan değiştiren Milan (İki Maldini, Rivera ve Baresi), 4 yılda 4 ayrı kaptanla (Ogün, Revivo, Ümit Özat ve kendisi) çalışmış Tuncay'a da biraz durağan gelecek (!)...Tuncay'a, Ümit Milli Takımın Euro 2004 elemelerinde Portekiz ve İngiltere'yi geçtiği dönemden beri hayranım ve Milan'a giderse de çok gururlanacağım tabii ki, ama sadece 4 yıl önce yendiğimiz o iki ümit takımından Ronaldo, Quaresma, Tiago ve Wright-Philips gibi dünya çapında yıldızlar çıkmışken, bizim o gün (Hüseyin Kartal, Kemal, Selçuk, Serkan gibi) yıldızlaşan adamlarımızın hiçbirinin bugün konvertibilitesinin olmaması detayındayım hâlâ ben...
Yabancı oyuncu serbestiyeti tartışmaları her gündeme geldiğinde, Fatih hoca yasaklardan yana olmadığını daha iyi ifade edebilmek için hoş bir tabir kullanıyor: "70 milyondan 70 kişi buluruz elbet"... Her dâim 70 kişiyi buluyoruz gerçekten, gerek ümit gerekse alt yaş gruplarındaki milli takımlarımız hep Avrupa'nın elit grubu arasındalar. Ama bizim problemimiz oralarda değil, esas kaybı sayısız yetenekli oyuncumuzun 22-25 yaş arasındaki kritik periyodunda yaşıyoruz. Bugün Selçuk, Kemal ya da Hüseyin, 21'indeyken perişan ettiği Portekizli adamların yarısı kadar kendilerini geliştirebilmiş olsalardı, Premier Lig'de veya Şampiyonlar Ligi finallerinde onlar olmalılardı. Galiba bizim bu oyunculara jübilelerine kadar bir "meslek içi eğitim" gerek...
Ustalık periyodu
21-22 yaşlarında acemiliklerini tamamlıyor, ümit milli için yaşları doluyor ve genelde ustalık periyotlarına İstanbul'un üç büyüklerinin yedek kulübelerinde başlıyorlar. Çok yetenekliler, ama kendilerini oynamadan geliştiremiyorlar, forma bulabilecekleri bir orta sınıf Batı Avrupa takımına transfer olabilecek menajerlere de sahip değiller.İhtiyaç duydukları meslek içi eğitimi alabilecekleri bir yer vardı, A2 Milli Takım... Dünyada çok az ülke bu takımı oluşturmaya rağbet gösterdi farkındayım, ama 3-4 yıl içinde Gökdeniz, Tümer, Necati, Gökhan Ünal, Serdar ve hatta Servet'in bu ekip sayesinde ulusal takım organizasyonundan kopmadığını hatırlamak gerek.
Fatih Hoca cumhuriyet tarihinde en çok hazırlık maçı oynatan teknik direktördür, ve (7 Haziran Arjantin örneğinde olduğu gibi) özel müsabaka ayarlamak için her fırsatı değerlendirdiğini biliyoruz. Ama FIFA takvimi, ulusal maçlara her geçen yıl daha az yer ayırıyor ve gün geçtikçe milli takımlara yeni oyuncu adapte etme şansımız azalıyor. A2 milli takımı, bence bir "meslek içi eğitim" yeriydi, bunun "21 veya 23 yaş altı" olmakla bir ilgisi yok, zaten ne kaybediyorsak "öğrenmenin bütün bir hayat boyu sürdüğünü" unuttuğumuz için kaybediyoruz. Futbolcularımızın 21 veya 23'ünden sonra da öğrenecek çok şeyi var ve bunun için yılda 2-3 hoca değiştiren kulüpler maalesef yetersiz kalıyor. Dünyada A2 milli takımına, üst düzey oyuncularını Beylerbeyi'nde/Riva'da toplamaya en çok ihtiyaç duyan ulus biziz belki de...
Ukrayna'yı yenip, Kayseri'ye yenilmekDünkü gazetelerde iki küçük haber yan yana: Ümitler Ukrayna'yı 2-1 yenmişler, U19'un hocası Tolunay da Kayseri'nin başına geçmiş. Keşke ümitler Ukrayna'ya yenilseydi de, Tolunay Kayseri'ye gitmeseydi dedim içimden... Keşke alt yapı takımlarımız hiçbir kupa alamasalar ama, alt yapıdaki hocalarımız 10 yıl boyunca o görevlerinde istikrarla kalsalar... Keşke 17-19-21 yaş altı takımlarıyla kupa kazanmayı Süper Lig takımlarına atlama fırsatı olarak görmeseler de, oralardan A milliye her sene 4-5 oyuncu verebilseler...
Bundan tam iki yıl önce (3 Haziran 2005'te) Yunanistan'la oynayan ümit milli takım kadrosunu hatırlayalım, bugünkü A takıma katkısına siz karar verin: Mehmet Çoğum, Tayfun, Fahri, İbrahim Akın, Fevzi, M.Hanefi, Gökhan Kaba, Emre Güngör, Mehmet Topuz, Ali Turan, Adem, M.Hanifi, Feridun Sungur, Semih, Can, Bilal, Umut, Volkan Ünlü...
Rezerv Lig
Tabii bu yetenek koruma probleminden bahsederken bu işin esas sorumlularının kulüpler olduğunu, oyuncu keşfetme işinin milli takımın sorumluluğu olmadığını da hatırlamak gerek...
Esasında kulüpler keşfeder/yetiştirir, ulusal takım hocası ise sadece "seçer"... Ama kulüplerin de elini kolunu bağlayan, üst düzey mücadele yoğunluğu içinde genç yetenekleri koruma fırsatlarının olmayışı... Bu problemin de çaresi "rezerv lig" projesi gibi gözüküyor ama iki şartla: "Rezerv Lig maçları A takım maçları ile aynı sahada, esas maçtan 3-4 saat önce yapılacak (Zeminle ilgili problemin kulüplerce çözülmesi gerek).
Yayıncı kuruluş da, rezerv lig maçlarını da aynı titizlikle yayınlayacak"... Yoksa bu projenin de PAF Ligi'nden bir farkı kalmaz. Bir yerlerde PAF maçları oynanıyor, oralarda yüzlerce genç mücadele veriyor, ama kamuoyu bundan yılda sadece bir kere, şampiyon belli olunca haberdar ediliyor...
umeleke@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

