
Fikret BİLA
Yön
Kişisel kayışlar açılım sayılır mı?
Son birkaç seçimde partilerin vitrinine yıllarını başka partilere veya ideolojilere vermiş kişilerin yerleştirilmesi moda oldu.
Milletvekili listelerine bakıldığında bu seçimde de aynı eğilimin sürdüğü gözleniyor.
Siyaset yorumcuları çoğunlukla bu durumu siyasi partilerin "açılımı" ve "merkeze yönelme" olarak değerlendiriyorlar.
Acaba öyle mi?
Partilerin "karşı görüş"ten isimleri garantili yerlerden aday göstermeleri bir "açılım" mıdır? "Merkeze yönelme" midir?
Merkez modası
Partilerin "vitrin" düzenlemeleri genellikle "Merkeze kayıyor" diye sevinçle karşılanıyor.
1995 seçimlerinde Refah Partisi birinci çıkınca, "Bari merkeze kaysa" diye başlayan dilekler, birkaç küçük adım, isim veya birkaç cümlelik söylem duyulunca, "İşte merkeze kaydı" çığlıklarıyla karşılanmıştı.
1999 seçimlerinde MHP ikinci büyük parti çıktığında da, "Bundan sonra MHP'nin yapması gereken, merkeze kaymaktır" dilekleri gündemi kaplamıştı.
2002 seçimlerini kazanan AKP için de aynı dilekler tutulmuştu.
"Merkez"de sayılmayan partilerin neden birinci parti oldukları üzerinde kafa yormak yerine, "İnşallah merkeze gelirler", "Merkez yeniden inşa ediliyor" gibi neden-sonuç ilişkisi taşımayan dileklerle siyasi olgular anlaşılamaz.
Oysa, "merkez" meselesinin yanıtı gayet basitti.
Merkezde sayılan partiler banka hortumlamak, yolsuzluk, usulsüzlük, kayırmacılık, benden-benden değil ayrımı içinde çöktüler. Çöken, merkezdeki insanlarımız değil, merkezde olduğu iddia eden partilerdi. Halk, çaresiz, merkezde sayılmayan partilere yöneldi.
Ama partilerin çekirdek kadroları da temel ideolojileri de değişmedi.
Günay örneği
Şimdi Ertuğrul Günay'ın, Haluk Özdalga'nın AKP'den "garantili" milletvekili adayı oluşları da aynı biçimde yorumlanıyor.
"AKP merkeze kayıyor, bravo!"
Oysa AKP'nin bir yere kaydığı yok. Kayan, Ertuğrul Günay ile Haluk Özdalga...
Soldan, rengini dinden alan sağa bir kayış, bir savruluş...
Yıllarını aşırı soldan başlayarak sola vermiş Ertuğrul Günay, kayışının sebebini açıklamıştı.
Özetle, "Yılladır milletvekili olamadım" demişti.
Bu her şeyi izah etmiyor mu?
Bunun neresini AKP'nin "açılım"ı veya "merkeze yürüyüşü" olarak algılayacaksınız?
AKP'nin politikalarını yine Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Bülent Arınç belirlemeyecek mi?
CHP'de durum
CHP'nin sağdan aldığı adaylar da bu partiyi bir yerden bir yere kaydırmaz. Merkez sağdan gelen simge isimlerden İlhan Kesici, Ertuğrul Günay kadar "keskin bir dönüş" yapmasa da hareket nedenini, "cumhuriyetin temel nitelikleri" olarak açıkladı. Teknotrat olarak ekonomiye bakışıyla da CHP arasında fark olmadığını vurguladı. Eğer CHP de, "siyaseti dinle yapan" bir simge ismi alsaydı, o da en az Günay kadar garipsenirdi.
ANAP'tan gelen Lütfullah Kayalar ve Edip Safter Gaydalı'nın son anda "CHP ideolojisini benimsedikleri" için geldikleri söylenemez.
Bu yapaylıklar bir "açılım"a işaret etmez.
Halkın sorunlarını özünden kavrayacak yeni politikalar ve kadrolar üretmedikçe bu geçişler etse etse kişisel çıkarlara işaret eder.
fbila@milliyet.com.tr

