
Fikret BİLA
Yön
Yetki-direktif tartışması
Türkiye hemen her gün şehit cenazesi kaldırıyor. Şehitler toprağa verilmeden yeni şehit haberleri geliyor.
Halkın tepkisi her şehit cenazesinde daha da büyüyor. Cenaze törenlerinde hükümet aleyhine sloganlar atılıyor. Tansiyon yükseliyor.
Törenlerde bu tepkinin oluşmasında, son dönemde medya üzerinden yapılan, "yetki al, hedef belirle-talepte bulun" tartışmasının da bir faktör olduğu söylenebilir.
İki ayrı konu
Tartışma nedir?
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan'da, Kuzey Irak'a sınır ötesi harekât yapılmasında fayda olduğunu, ancak siyasi karar gerektiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan, TSK'nın talepte bulunması halinde gereğinin yapılacağını açıkladı.
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, "Önce hükümetin politik hedef belirlemesi gerektiğini, bu hedefe göre askerin ne kadar ve nasıl kuvvet kullanacağını planlayabileceğini" belirtti.
Dışişleri bakanı Abdullah Gül, askere Başbakan imzasıyla siyasi talimatların verildiğini belirtti.
Tartışmayı doğru zemine oturtmak için bazı bilgileri netleştirelim.
Öncelikle iki konuyu birbirinden ayırmak gerekli:
Genelkurmay Başkanı'nın sözünü ettiği yetki, sınır ötesi harekât için gerekli olan yurtdışına asker gönderme yetkisini içeren bir tezkerenin TBMM'den geçirilmesi. Hükümetin politik hedefi belirlemesi ve bu hedef doğrultusunda bu tezkereye dayanarak yazılı direktif vermesi...
Gül'ün sözünü ettiği siyasi talimatlar veya direktifler ise TBMM'den çıkarılmış bir tezkereye dayalı sınır ötesi harekât direktifi değil.
Sözü edilen, Genelkurmay'a verilen "sınır ötesi harekât da dahil her türlü operasyon için hazırlık direktifi" olmalı. Hazırlık direktifi ayrı, TBMM'den alınmış yurtdışına asker gönderme yetkisine dayalı sınır ötesi harekât direktifi ayrı...
Temmuz 2006
Türkiye'nin sınır ötesi harekât da dahil hazırlıklarını en üst düzeye çıkardığı dönem Temmuz 2006 dönemidir. Bugün de TSK, Irak sınırında her türlü harekâtı yapabilecek düzeyde hazırlığa sahiptir.
Temmuz 2006, PKK terörünün tırmandığı bir dönemdir. PKK saldırıları sonucu 14 Temmuz 2006'da Bitlis'te 5, ertesi gün Eruh'ta 8 şehit verilmiştir. İki günde şehit sayısının 13'e çıkması üzerine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün başkanlık ettiği Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplanmış, konu aynı gün yapılan Bakanlar Kurulu'nda da ele alınmıştı.
Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde Erdoğan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu üyelerinin katılımıyla bir güvenlik zirvesi yapmış ve askere, "Ne gerekiyorsa yapılsın" diyerek direktif vermişti. Ankara, bu iki toplantı sonrasında sert tepki vermiş, ABD'nin ve Irak'ın Ankara büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak beklentilerini aktarmıştı.
Hükümetin, bir yandan ABD ve Bağdat'tan haber beklerken, bir yandan da TSK'ya her türlü operasyon için hazırlık yapılmasına ilişkin yazılı direktif gönderdiği daha sonra kamuoyuna yansımıştı. TSK'nın hazırlıkları Türkiye'nin müdahalede ciddi olduğunu yansıtıyordu. Ancak, sınır ötesi harekât için TBMM'den bir yetki alınmamıştı.
Gerekli görülürse alınacaktı. Önce askeri hazırlıkların yapılması istenmişti.
Ancak, Türkiye'nin kararlılığını gören ABD ve Irak (Talabani) harekete geçerek tansiyonu düşürmeye çalıştılar. Başkan Bush, Başbakan Erdoğan'la görüştü. Erdoğan, kararlılığı Bush'a da aktardı.
İşte bu aşamadan sonra başka gelişmeler devreye girdi.
ABD ve Irak gerekeni yapacakları sözü verdiler. Irak, PKK'nın faaliyetlerini -göstermelik biçimde- yasakladığını açıkladı.
ABD devreye "üçlü komisyon" formülünü soktu.
General Ralston'u özel temsilci olarak atadı. Ardından emekli Org. Edip Başer aynı göreve getirildi.
Sonraki gelişmeler belleklerde taze...
Tezkere sorunu
TSK, sınır ötesi harekât yapacak da tezkere mi bekliyor?
Olaya böyle bakmamak gerektiğini 30 Mayıs tarihli, "Yön"de yansıtmıştık.
Hükümetin sınır ötesi harekât yetkisi içeren bir tezkereyi TBMM'den geçirmesinin en azından caydırıcılığı artıracağı üzerinde durmuştuk. Tıpkı Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarma kararı karşısında TBMM'nin bu savaş nedeni sayan karar almasında görüldüğü gibi...
Sınır ötesi harekât yapılacak mı, ne zaman ve nasıl yapılacak gibi sorulara hükümetin veya TSK'nın yanıt vermesini beklemek gerçekçi olmaz. İşin doğasına da aykırıdır.
Ancak, TBMM'den yetki alınmasının caydırıcı etki yaratacağı kuşkusuzdur.
TSK'da da bu görüşün hâkim olduğu söylenebilir...
fbila@milliyet.com.tr

