
Taha AKYOL
Objektif
Operasyon popülizmi
TERÖRÜN kaynağında "etnik milliyetçiliğin" bulunduğunu artık askerler de ifade ediyor.
İçimizde böyle bir sorun olmasa, "dış güçler" ne yapabilir ki? Terörün gövdesi içimizdedir; eylemlerini içimizde yapıyor zaten.
İçimizdeki bu sorunun Kuzey Irak'la ilişkisi iki yönlüdür: Birincisi, Türkiye'ye 1926'da kabul ettirilen sınırın, dağlık arazi sebebiyle, sızmalara çok müsait olmasıdır. İkincisi, Kürt milliyetçiliğinin Kuzey Irak'ta kökleşmiş, kurumlaşmış olmasıdır; 1 Mart tezkeresinin reddi Türkiye'nin bu coğrafyada etkinliğini çok zayıflatmış, Barzani ve Talabani'ye ise büyük güç kazandırmıştır.
Bu tablo, siyasi ve askeri bakımdan fevkalade karmaşık, kaygan, sıkıntılı, tehlikeli bir sorunlar yumağını yansıtıyor. Yeni değil, otuz yıllık da değil, seksen yıllık bir sorun.
Atatürk'ün siyaseti
16 Ocak 1923... Muzaffer milli ordunun başkumandanı Gazi Paşa, sırtında mareşal üniformasıyla Musul-Kerkük meselesi hakkında konuşuyor:
"İngilizler orada bir Kürt hükümeti teşkil etmek istiyorlar. Bunu yaptıkları takdirde bu fikir bizim hududumuz dahilindeki Kürtlere de sirayet edebilir. Bu fikre engel olmak üzere hududu güneyden geçirmek lazımdır. Bununla beraber Musul'u almamakla muharebeye devam mı edeceğiz? Hatta sizlere soruyorum. Her şey oldu bitti, Musul için harbe devam makul bir şey midir?.." (Arı İnan, Atatürk'ün 1923 Eskişehir, İzmit Konuşmaları, sf. 45)
Mustafa Kemal, Fevzi, İsmet, Karabekir, Ali Fuat paşalar, Rauf Bey, bütün Milli Mücadele liderleri Musul ve Kerkük'ü vatanın bir parçası olarak görüyor, "Gerekirse harben alırız" diyorlar. Erzurum Mebusu Durak Bey Meclis'te "Musul alınmazsa doğu Anadolu tehlikeye girecektir!" diyor.
Ama alamıyoruz!
Gizli oturumlarda Gazi Paşa, askeri harekâtla Musul'u alabileceğimizi ama oradaki İngilizlerle çatışmanın çok yanlış olacağını anlatıyor; Lozan Musul'suz imzalanıyor.
Meclis'te Lozan'a verilen ret oylarının en önemli sebebi, Musul ve Kerkük'ün alınamamış olmasıdır.
Operasyon kışkırtması
1920'lerin başında Kuzey Irak'ta bize karşı direniş savaşı yapacak yerel bir güç yoktu; hatta Iraklı Kürtlerin büyük bölümü, Osmanlı geleneğiyle hâlâ Türkiye'yi istiyordu.
Musul'u vermenin ileride doğuracağı sonuçları öngören Atatürk ve arkadaşlarının Musul'u almak için yapılacak bir askeri harekâttan sakınmalarının gerekçesi, askeri değil, siyasidir: Bunun yaratacağı şiddetli siyasi sorunlardan Türkiye'yi korumak istemişlerdir. Doğru da yapmışlardır.
Bugünün şartlarında, Kuzey Irak'a büyük bir sınır ötesi operasyon yapmak, askeri açıdan tamamen müsait olsa bile, siyasi yönden çok kritik bir konudur. Yol açacağı siyasi sonuçlarıyla PKK'nın ve Barzani'nin ekmeğine yağ sürecek bir siyasi hesapsızlıktan sakınmak lazım.
1 Mart Tezkeresi'ni elbette vatanseverlik duygularıyla reddetmiş olanlar, bunun doğurduğu sonuçların PKK ve Barzani'ye yaradığını artık görmelidirler.
Bugün de oy avcılığıyla, duygu sömürüsüyle, siyaseten hesapsız bir 'operasyon popülizmi' yapmak Türkiye'ye zarar verir; başkalarının işine yarar.
Terörle mücadele için silah şarttır, ama aynı zamanda hukuk gerektirir, diplomasi gerektirir, ekonomi gerektirir, psikoloji gerektirir... Toplam olarak her şeyden önce rasyonellik ve sebat gerektirir.
t.akyol@milliyet.com.tr

