
Taha AKYOL
Objektif
Şimdi 367 oy şart
CUMHURBAŞKANINI halkın seçmesine ilişkin Anayasa değişikliği paketini Sayın Sezer hem iptal ettirmek için Anayasa Mahkemesi'ne götürüyor hem de referanduma sunma kararı alıyor...
Eminim ki 45 gün sonraki referandumun zamanı gelinceye kadar Yüksek Mahkeme cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören paketi tümüyle iptal edecek, referanduma da gerek kalmayacaktır!
Şimdiden diyebilirim ki Anayasa Mahkemesi iptal kararı verecek, bu şekilde 'mesnetsiz' hale gelecek olan referandum da yapılmayacak ve neticede yeni cumhurbaşkanını halk seçmeyecek, 367 oyla yeni Meclis'in seçmesi gerekecektir!
Evet, sonuç şimdiden belli: AKP'nin cumhurbaşkanını tek başına seçme girişimi de, halka seçtirme girişimi de CHP'nin açtığı davalarla, Çankaya'nın vetolarıyla, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarıyla engellenmiştir.
Bu durumda AKP, yeni Meclis'te artık cumhurbaşkanını uzlaşmayla seçmek zorunda kalacaktır; eğer sandıktan AKP'ye 367 milletvekili çıkmazsa...
Hatta, Meclis Başkanı'nı seçmek için bile 367 oy gerekebilir bundan sonra!
Mahkeme ne diyecek?
Bunları kesinmiş gibi yazıyorum, çünkü inanıyorum ki Anayasa Mahkemesi, iptal kararı verecektir!
Meclis'te paketin tamamı 370 oyla kabul edilmiş olsa da bir maddenin kabulünün 366 oyda kalmasını, Yüksek Mahkeme ister CHP'nin dediği gibi "iç tüzük ihdası" saysın... İster, Sezer'in açacağı davada muhtemelen ileri süreceği gibi "şekil noksanı" saysın... Neticede paketin tümünü iptal edecektir.
Bu tahminimim iki dayanağı var:
l Bizdeki yargı kültürü, parlamentonun yasama yetkisini 'asıl' olarak kabul etmekten ziyade, Anayasa'nın iznine, dolayısıyla Anayasa'yı yorumlayan Yüksek Mahkeme'nin 'yerinde' bulmasına bağlı bir yetki gibi görme eğilimindedir. Sezer'in "Bu yasaya olanak veren bir Anayasa maddesi yok" şeklindeki veciz sözü, yargıyı 'Senato' gibi gören bu 'vesayetçi demokrasi' kültürünün bir ifadesidir.
l Daha önemlisi, 1970 yılında Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerinde hem maddelerin teker teker, hem tümünün oylanmasında en az 367 oy almasını gerekli görmüştür. Bugün de Anayasa Mahkemesi'nin bu eski içtihadı benimseyerek iptal kararı vermesi çok şaşırtıcı olmaz.
Kaldı ki, Yüksek Mahkeme, "toplantı yeter sayısı" olarak 367'yi şart gören "şaşırtıcı" kararıyla eğilimini göstermiştir zaten.
Paket iptal edilince de yeni Meclis'in cumhurbaşkanını, hatta belki Meclis Başkanı'nı bile 367 oyla seçmesi gerekecektir.
"Uzlaşma şartı"nı dayatacak olan taraf, şimdi Meclis'te daha güçlü olacaktır.
Geldiğimiz yer
AKP'nin "Ben seçerim" şeklindeki dayatmacı tavrı siyasi hata idi. Bu "yığınaktaki hata" zincirleme reaksiyonlar halinde Anayasa değişikliğine kadar uzandı.
Buna karşı, "merkez" güçleri ise tepkileriyle, kararlarıyla, vetolarıyla, muhtıralarıyla engeller oluşturdu ve bugünkü noktaya geldik.
Yarım asırlık anayasal rejim tarihimizde, belki de dünya tarihinde ilk defa "toplantı yeter sayısı" mahkeme kararıyla tespit ediliyor, zorlaştırılıyor! Partileri uzlaşmaya zorlaması bakımından olumlu, ama demokratik mekanizmaların işlemesini zorlaştırması bakımından tıkanmalara yol açabilecek yeni bir sürece giriyoruz.
Allah kazadan beladan esirgesin...
t.akyol@milliyet.com.tr

