
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
İspanya ve ETA
Bask milliyetçiliği ve ayrılıkçı ETA terörüyle mücadelede başı en az Türkiye kadar dertli olan İspanya'nın, Franco rejiminin ardından 1978 anayasasıyla yöneldiği 30 yıllık demokratikleşme serüvenini bugünlerde yeniden değerlendirmekte yarar var.
Akın Ölçer, İspanya'da görev yapmış emekli bir diplomatımız.
'Çoğul İspanya' adlı kitabında, sonu gelmeyen ateşkes kararları, ölümcül terör eylemleri, darbe tehditleri, siyasi çözüm önermeleriyle dolu, bizde Bask modeli diye klişeleşen süreci anlatıyor.
1978 anayasasıyla toplumsal uzlaşı sonucu ülkenin üniter yapısı korunarak özerklik statülerine dayalı bir sistem oluşturulmuş, ülke birliği güvence altına alınmıştır.
Kral Carlos, dönemin Başbakanı Adolfo Suarez, ana muhalefet lideri sosyalist Felipe Gonzalez'in güçbirliği ile İspanya 1980'lerdeki 'geçiş dönemi'ni başarıyla tamamlamış ve AB'ye katılmıştır. İç savaş yaşamış bir ülkenin milliyetler sorununu ETA terörüne rağmen 'Herkese kahve' sloganı altında özerklik yoluyla çözmeye çalışması sancılı olmuştur:
"O dönemde ETA terör eylemlerini tırmandırmak suretiyle orduyu tahrik ederek demokratikleşme sürecini baltalayacak bir askeri darbeyi kışkırtmaktadır. Çünkü yeni bir askeri darbe, Bask bölgesinin İspanya'da ayrılmasını sağlayacak koşulları oluşturacaktır.
Bir yerde bu oyuna gelen Frankocu ordu mensupları, siyasi rejimi daha da sertleştirecek bir askeri darbenin, İspanya'yı bölünmekten kurtaracak tek yol olduğuna inanmaktadır. Bu nedenlerle, 1978 anayasasını oluşturan siyasi irade, bir yandan ayrılıkçı Bask ve Katalan milliyetçileri tatmin etmeye, diğer yandan ayrılıkçı terörle zaman zaman Franco'nun yöntemleriyle mücadele ederek orduyu yatıştırmaya özen göstermiştir. "
ETA ile mücadele konusunda İspanya her yolu denedi. Örgüte yasal siyaset yoluyla silah bıraktırılmak istendi. Topluma kazandırılma yasası çıkarıldı. Olmadı. Sonuçta terör örgütünün siyasi kanadı Batasuna kapatıldı. Gonzalez ve Aznar'dan sonra Zapatero da demokratik açılımlara karşın ETA ile baş edemedi. Ancak bu durum İspanya'da demokrasinin geleceği konusunda kuşkular uyandırmıyor.
PKK gün gelir, döktüğü kanda boğulur. Ancak Türkiye bu nedenle demokrasisini feda edemez.
İspanya ETA'ya karşı Fransa'yı devreye soktu. Kuzey Irak operasyonu ve ABD'den destek beklentileri bu örneği çağrıştırıyor. Sınır ötesi harekât da 'ayrılıkçı terör'ün sonunu getirmezse ne olacak?! Sertlik kadar demokratik çözüm yollarını akıldan çıkarmayalım. Sivil siyasetin görevi kalıcı barışı sağlamaktır.
dsazak@milliyet.com.tr

