
Güngör URAS
Olayların içinden
Bilgi toplumuna geçişte birlik, bütünlük sarsılıyor
ABD'de ünlü bir kadın düşünür, konuşmasına şöyle başlamış: "İnsanlar farklı diyorlar... Fark dediğiniz nedir ki? Bir kadın milleti var... Bir de erkek milleti var... Ben kadınım... Ben zenciyim. Kadınım ama.. Zenci bir kadınım... Ben ProtestanımÖ Zenci, kadın bir Protestanım... Ben lezbiyenim. Ben Amerikalı, zenci, Protestan, lezbiyen bir kadınım... Ama, ben, benim..."
Bu hikâyeyi tanınmış toplum düşünürlerinden Alvin Toffler, 1995 yılında İstanbul'da Canan Barlas'ın düzenlediği 13'üncü Henkel Sohbetleri Toplantısı'nda, "gelişen ferdiyetçilik akımlarını açıklamak için "anlatmıştı.
Toffler, "Üçüncü Dalga" felsefesini işleyen bir düşünürdür.
Toffler'e, göre on bin yıl önce başlayan tarım üretimi, "Birinci Dalga", üç yüz yıl önce başlayan sanayi üretimi, "İkinci Dalga" idi. Elli yıl önce ise dünya "Üçüncü Dalga"nın içine girdi.
Bu dalga, "Bilgi" dalgası. Tarım üretiminde önemli olan toprak, insan ve tohumdu... Sanayi üretiminde önemli olan sermaye, makine ve ucuz emekti... Birinci Dalga'dan başlayarak İkinci Dalga'nın sonuna kadarki dönemde "birlikten güç doğuyordu"... Onun için insanlar birleşti... Kültürler birleşti... Sermaye birleşti... Üretim birleşti... Tüketim birleşti... Toplum birleşti.
Toplum kitleseldi
Bu birleşmeler, mass-production, (toplu-seri üretim) mass-consumption, (toplu tüketim), mass-media (tek doğrultuda bilgi, haber) ve nihayet mass-society (kitlesel toplum) oluşumunu sağladı...
İnsanlar, kişilikler, kültürler bir "eritme potası" (melting pot) içinde birleşti. Bir araya geldi.
Toffler diyor ki, "Üçüncü Dalga"da, bilgi toplumunda öyle imkânlar ortaya çıktı ki klasik üretim şekli değişti... Bilgisayarla kumanda edilen üretim birimleri, kol kuvvetine dayalı işgücünün, emeğin değerini yok etti...
Bilgisayarla kumanda edilen makineler yüzünden toplu -bir örnek- seri üretim zorunluluğu ortadan kalktı... Aynı maldan milyonlarca üretmek yerine, tüketicinin bireysel tercihine göre aynı maldan binlerce çeşit üretmek mümkün. Bir örneklik zorunluluğu üretimden kalktı, tüketici kendine sunulan bir örnek malı kullanma zorunluluğundan kurtuldu.
Halbuki eskiden "modernleşme" demek, bir örnek olmak demekti... Bir örnek sanayi ürünü kullanmak, bir örnek giyinmek, bir örnek düşünmek, bir örnek kültüre sahip olmak, bir örnek aile yapısı, bir örnek eğitimdi. Buna yabancı dilde, "mass society/mass production/mass communication" deniliyordu. Şimdi "de-massification" dönemi başladı. Bilgi çağı bireyselleşmeyi, çözülmeyi, kişilikle ortaya çıkmasını, bireylerin kişisel tercihlerini ortaya koymalarını teşvik ediyor. Buna imkân veriyor.
Eskiden standart bir toplum vardı. Ortak değer yargıları, ortak kültür, ortak dil, ortak eğitim, ortak aile yapısı dağılmaya başladı.
Toplum bireysel oldu
Toplu üretim, toplu tüketim, toplu yaşamaya dayalı sanayi toplumunda (İkinci Dalga'da) insanlar bireysel tercihlerinden mikro kültürlerinden fedakârlık edip kitleleşmişti. Kitleleşme, insanların bir erime potasında ortak değerler bütünlüğü oluşturmasıydı.
Bilgi toplumu, üretimden başlayarak düşünceye kadar kitleselliği yok edince, "bireyselliğe-kişisel tercihlere" imkân sağlayınca, "birlik kalkıyor-benlik ortaya çıkıyor"... Bireysel tercihler, mikro kültürler kitlelerin parçalanması tehlikesini getiriyor. Halbuki insanlar birlikte, bir arada yaşamaya mecbur.
Toffler "de-massification"un dünyada bir sarsıntı yaratacağını ve bunun neticelerinin ne olacağının tahmin edilemeyeceğini söylüyor.
Çünkü de-massification ile sadece üretimin-tüketimin yapısı değişmiyor. Bilgi çağının, iletişim çağının kişiliği, kişisel tercihleri, kişi gücünü ortaya çıkarması sonucu toplumun yapısı, ailenin yapısı da değişiyor.
Birlik kalkıyor, benlik kalıyor. Kişilik arayışı, mikro milliyetçilik, bölgecilik dağılmaya yol açıyor.
İşte Türkiye'de olan biten de bu...
guras@milliyet.com.tr

