
Taha AKYOL
Objektif
Çok mal haramsız olmaz!
ATALARIMIZ böyle demiş. Bazen okurlarımdan gelen mesajlarda da görüyorum. Bu plazalar, dev şirketler, holdingler...
Hele milyarlı rakamlar?!
"Çok mal haramsız olmaz!"
Atalarımız boşuna mı söylemiş?
Boşuna söylememişler ama kendi zamanları için söylemişler: Geleneksel tarım ekonomilerinde tarla bellidir, ürün bellidir. Yağmura göre, biraz az, biraz fazla; kazanacağın belli! Öküzün çektiği karasabanla tarlayı üç defa, otuz üç defa sürsen de fark etmez. Onun için atalarımız "İşten artmaz, dişten artar" demişlerdi; çok çalışarak değil, dişini sıkarak, yemeyip içmeyip biriktirerek artırabilirsin ancak!
Kervan soyarak, toprak gasp ederek "çok mal" sahibi olmak mümkündü. "Çok mal haramsız olmaz" diyen bu "Ortaçağ iktisat ahlakı"nı bizde en iyi anlatan, merhum hocam Sabri Ülgener'di.
Batı'nın üstünlüğü
Sonra, baktık ki Avrupa'da fabrikalar dağlar gibi mal yığıyor! Hayvan gücüyle değil, buhar gücüyle taşımacılık yapılıyor.
Batı'nın Doğu'ya üstünlüğü, fabrikanın tarlaya, buharın kervana karşı kazandığı zaferle başladı!
Bunu bizde ilk fark edenlerden, mesela Sadık Rifat Paşa risaleler yazarak "Dişten artmaz, işten artar" diye anlatmaya, "çok mal"ın mümkün olacağını kafalara sokmaya çalışmış.
Bizde sosyal bilimlerin kurucusu olan Ziya Gökalp, bu tür atasözlerini eleştiren yazılar yazmış; "Çalışalım, artıralım" düşüncesini yaymaya çalışmış.
Zamanımızda dünyada ve Türkiye'de ortaya çıkan 'akıl almaz' servetlere öfkeyle tepki gösterenler, biraz da bu "Çok mal haramsız olmaz" gibi vecizeleri söylettiren eski ve köklü zihniyetle konuşuyorlar.
Bu eski ve köklü zihniyet, bizde işadamına uzun süre "haramzade" gibi baktı, hatta onları engellemeyi 'ilericilik' zannetti!
Çağımız farklı
Edison'un servetini kendisinden önceki nesiller tasavvur edebilir miydi?! Günümüzde bir Bill Gates, ne soygun yapmıştır ne de vurgun; dehasını verdiği bilgisayar yazılımıyla dünyanın en zengin adamı olmuştur.
Tabii bunlar çok uç örnekler. Daha yaygın olan, artık çağımızda yetenek ve çalışmayla "haramsız çok mal"ın mümkün olmasıdır. Teşebbüs ruhu, ticari liderlik, organizasyon yeteneği, sezgi, hırs gibi gayri maddi vasıflar muazzam miktarda "çok mal" yaratıyor çağımızda!
"Milletlerin zenginliği" böyle oluşuyor.
Ben ofis haline getirilmiş otobüsü ilk defa merhum Sakıp Sabancı'da görmüştüm:
- Gardaşım, vakıt yetmiyor, yolda giderken toplantı yapıyom!
Pazarlama tekniğinde bir yenilik, maliyetleri düşüren bir buluş, dünyadaki bir başarıdan esinleniş, 'şirket evliliği' için seçilen iyi bir eş, alınan bir kredi, ortak olunan yabancı şirketin getirdiği bir teknik, hatta iyi tasarlanmış bir ambalaj... Birdenbire üretim ve satış rakamlarını füze gibi fırlatabiliyor.
Bu muazzam iktisadi varlıkları yaratan manevi özellikleri, yani teşebbüs ruhunu ve yaratıcı düşünceyi harekete geçirmek için piyasa ekonomisi, rekabet, dünyaya açıklık, hürriyetçi demokrasi gibi iktisadi ve siyasi rejimler lazımdır.
Yaşadığımız çağı iyi anlamak ve yaşadığımız çağda mutlu ve kudretli bir Türkiye inşa etmek için, dünün kalıpları değil, çağın bilgileri, bulguları, örnekleri lazımdır bize.
t.akyol@milliyet.com.tr

