
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Sertleşen siyasetçi polemikleri; titiri tatara, tatara titiri
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Parti liderleri arasında, iktidara gelirlerse bütçeyi nasıl yapacaklarını açıklayan hiç kimse var mı?
Nasreddin Hoca:
- Onlar için, bütçe mütçe önemli değil ki, demiş; hepsi de vatandaşları nasıl yükselteceklerini anlatma yarışında.
- Bütçeye boş vererek mi yükseltecekler vatandaşları?
- Gayet tabii, bayrakları nasıl yükseltiyorlarsa tıpkı öyle.
- Nasıl yani?
- Kazıkların üstünde.
* * *
İlk uçak gemisi Mars gezegenine indiğinde, Dünyalı astronotlar büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılanmışlar Marslılar tarafından.
Hepsi de Dünya'daki yaşamı merak ediyormuş.
Bir Marslı da şunu sormuş:
- Üreme yöntemlerinizi de açıklayabilir misiniz lütfen?
Uzay gemisinin kaptanı, anlatmaya çalışmış Dünya'da insanların ne yaparak nasıl ürediğini.
Ama Marslılar hiçbir şey anlamamışlar bu açıklamadan.
* * *
Uzay gemisinin kaptanı, mürettebat arasından bir pilotla, sağlık sorunlarıyla ilgili genç bir hanımı çağırmış yanına:
- Lütfen soyunup, Dünya'da ne yaparak nasıl ürediğimizi, şu Marslılara gösterir misiniz, demiş.
* * *
Çırılçıplak soyunan pilotla genç hanım, göstermeye başlamışlar Dünya'mızda nasıl üreyip gittiğimizi.
Marslılar hayret ve dikkatle izliyorlarmış Dünyalı erkekle kadının ne yaptıklarını.
Cinsel gösteri bitip, çiftler birbirlerinden ayrıldıklarında; yine Marslılardan biri sormuş:
- E peki sonuç nerede?
Kaptan:
- Şey, demiş; sonuç 9 ay 10 gün sonra çıkacak ortaya...
Marslı:
- 9 ay 10 gün sonra mı, demiş; sonuç o kadar geç ortaya çıkacaksa, öyleyse neden o kadar hızlandılar ayrılmadan önce?
* * *
Fuji Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye gelmiş bir turist de, seçim mitinglerini hayretle izledikten sonra sormuş:
- Siz ne zaman giriyorsunuz Avrupa Birliği'ne?
- Eh, demişler; kimine göre 15 yıl sonra, kimine göre 20 yıl, kimine göre 25 yıl sonra...
* * *
Fujili turist:
- Öyleyse bu telaş niye, demiş; hukukun üstünlüğünü, demokrasinin gerçekleşmesini, özgürlüklerin yaygınlaşmasını sağlama konusunda, yapılan toplantılarla atılan nutuklarda?
Gazetecinin biri de:
- Türkiye'nin AB'ye girmesinden önce; nutukçular hemen girmek istiyorlar parlamentoya da ondan, demiş. Bizde paçayı kurtarmak; hukuku da, demokrasiyi de, özgürlüğü de kurtarmaktan önce gelir.
* * *
Parti liderleri tarafından aday gösterilmeyen 2 küskün milletvekili, geçinebilme kaygısıyla Almanya'ya gidip, bir tavuk çiftliğine kapılanmışlar.
Çiftlik sahibi kendilerine, özel bir bant üstünden geçen yumurtaların büyüklerini, küçüklerinden ayırma görevini vermiş.
* * *
Küskünler hemen işe başlamışlar ve önlerinden geçen yumurtaları ayırma konusunda da bir tartışmaya tutuşmuşlar aralarında:
- Dikkat et, o yumurta büyük değil, ayır onu.
- Ne demek büyük değil; asıl senin ayırdığın küçük değil, bırak onu.
* * *
Tartışma uzamaya ve itişip kakışmaya dönüşmüş. Yumurtalar geçip geçip düşüyor, kırılıyor; ortalık birbirine karışan çiğ yumurta sarıları ve aklarıyla iyice berbat oluyormuş.
* * *
Tavuk çiftliğinin sahibi koşa koşa gelmiş. Yumurtaları ayırmakla görevli eski milletvekillerinin söve saya dövüşmeye başladıklarını görünce de, sormuş:
- Yahu mahvettiniz canım yumurtaları; siz daha önce ne iş yapıyordunuz kuzum?
2 eski milletvekili de:
- Bizler milletvekiliydik, demişler.
Çiftliğin sahibi:
- Ah şunu bilseydim, demiş; asla işe almazdım sizi.
Küskün kavgacılar:
- Neden, demişler?
- Neden olacak, sizler sadece ona buna bok atmasını bilirsiniz. Hiçbir zaman da ayırt etmesini beceremezsiniz neyin iyi, neyin kötü; neyin küçük, neyin büyük olduğunu.
* * *
Fazıl Ahmet'ten bir şiirle bitirelim yazıyı:
Hani?
Bu ne türlü ihtiras,
Sarık sardı her papaz.
Mütehassıs çok ama,
Bilmem nerde ihtisas.
İşte gene ortalık
Eski hamam, eski tas.
Piyasada aranan
Hep yalanla iltimas.
Ne umalım kalaydan,
Altın bile tuttu pas.
Rest çekince kumandan,
Generaller dedi: Pas!
c.altan@prizma.net.tr

