
Hasan CEMAL
Sesimiz Baskın olsun!
Hangi partiye oy vereceksiniz sorusu yetersiz. Çünkü 22 Temmuz'da bağımsız milletvekili adayları da var oylarınıza talip olanlar arasında.
Bunlardan biri, Baskın Oran.
Siyaset bilimci bir profesör.
İstanbul'da Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Eminönü, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Kâğıthane, Sarıyer ve Şişli'den oluşan 2. Bölge'den bağımsız milletvekili adayı olan Baskın Oran için doğma büyüme Mülkiyeli denebilir.
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden yetişme bir akademisyen olan Baskın Oran'a kimlerden oy beklediği sorulunca şu yanıtı veriyor:
"Eziliyorum, dışlanıyorum, susturuluyorum diyen herkesten... Bu ülkede hukuk isteyen, demokrasi isteyen herkesten... Özgür birey olmak isteyen herkesten oy istiyorum."
Seçim sloganı çok yalın:
"Sesimiz Baskın olsun!"
Bir sloganı daha var:
"Meclis'in ezberini bozmak için bir ses bile yeter!"
Ezber bozmak!
Bizim siyasette hukuk ve demokrasinin yolunu açmak için bozulması gereken o kadar çok ezber var ki.
Şöyle diyor Baskın Oran:
"Meclis'te bir tek kişi dahi gündemi değiştirmek için yeterli. Çünkü önemli olan ezber bozmak! Sadece bunu yapma memlekete büyük hizmettir.
Bütün parti liderleri tek ses:
'Kuzey Irak'a girelim, terörü yuvasında temizleyelim.'
Ezberi bozacaksın:
'Senin korkun PKK değil, Kürdistan'ın kurulması. 1923'ten beri doğunda ve güneyinde bir düzine devlet kuruldu, korkmadın. Şimdi korkuyorsun, çünkü kendi Kürtlerini mutlu edemediğini biliyorsun ve oraya meyletmelerinden korkuyorsun. O zaman otur, onları mutlu etmeyi dene. Kürtçe türkü söylenmesine bile engel olan zihniyeti artık itlaf et. Irak meselesi dış değil iç politika sorunudur.'
Bağırıyorlar:
'Laiklik elden gidiyor!'
Ezberi bozacaksın:
'İnsanları aldatma. Kasaba sermayesi, yeni burjuvazi biçiminde aşağıdan bastırıyor, güneşin altında yer tutmak istiyor, sense iktidarına ortak istemiyorsun. Bu insanların kasabalı olmalarından gelen din tutkularını ve çeşitli saçmalıklarını kullanıp sınıf kavgasını şeriat tehlikesi gibi sunmaya ve insanları korkutmaya kalkışma. Bu kavga laikçi-dinci kavgası değildir.
Ezberleri bozmanın bir önkoşulu var:
Tutarlı olmak!
Karşındakinin ezberini bozup kendi yandaşınınkine dokunmamak fena geri teper.
Örnekler verelim:
Türk milliyetçiliğini kıyasıya eleştireceksin. Türk teriminin üst-kimlik olarak kullanılmasının resmen bölücü olduğunu ilan edeceksin.
Anlatacaksın:
Bu memlekette kendini Türk olarak nitelemeyen milyonlarca Türkiyeli var; onları zorla mı Türk yapacaksın?
Nereye kadar zorlarsın?
İşkenceye?..
Devam edeceksin:
Genelkurmay'ın e-muhtırasının sonuna zımbalanmış, 'Ne Mutlu Türküm Diyene anlayışına karşı çıkan herkes düşmandır ve öyle kalacaktır' cümlesi bölücülüğün en önde gidenidir, diyeceksin.
Ama sonra, Kürt milliyetçiliğini ele alacaksın. 'Ezen ulus milliyetçiliği'nin kötü, 'Ezilen ulus milliyetçiliği'nin ise iyi olduğuna şiddetle itiraz edeceksin ve hemen İsrail'i örnek göstereceksin.
Devam edeceksin.
Kürt olarak ben azınlık değil, 'esas ve kurucu unsur'um diyorsun. Bu durumda Türkler ve Kürtler dışındakiler ikincil unsur mu oluyor?
Bu nasıl eşitlikçilik?
Kurtuluş Savaşı'nda hem cephede, hem Meclis'te mücadele veren Çerkezler ne olacak mesela? Varlık Vergisi gibi uygulamalarla perişan edilmeden önce Osmanlı'nın ve cumhuriyetin tek girişimci grubu olarak ekonomiyi ayakta tutan gayrimüslimler ne olacak?
Şiddet kullanımı...
Yalnızca taraflardan birini eleştirmekle yetinemezsin; yetinirsen inandırıcılığın sıfırlanır. Diyeceksin ki ben şiddet kullanımına A'dan Z'ye karşıyım. Kim kullanırsa kullansın. Kim başlatmış olursa olsun. Çünkü 'Sen başlattın, yok ben başlatmadım'ın sonu gelmez.
Türban olayı...
Bir taraf üniversiteye sokmam diyor, diğer taraf ise girerim diyor. Üniversitelinin giyimine karışmak isteyene medeni ülkelerde deli derler; bu azgelişmişliğe mahsus bir 'durum'dur.
'Sokmam!' diyenlerin, üniversiteye başörtüsüz sokmayan İran'dan farkları yoktur. Sorarsanız kendilerine, kamu alanlarında başörtüsü olmaz, diyeceklerdir.
Hemen ezberini bozacaksın:
'Sokak da kamu alanı değil mi kardeşim, başörtülü dolaşanları da eve tık!'
Hemen düzeltecekler:
'Resmi daireler...'
Bunu da bozacaksın:
'O zaman PTT'lere pul almaya giden başörtülü kadınları niye sokuyorsun?'
Müslüman kızlar da korumasız. Çünkü dincilerin onları koruması da onlara zarar veriyor.
En az iki sebepten:
(1) Dinciler üniversite hocasının da türban takmasını savunuyor. Oysa burada bir ayrım şart: Hizmet alan-hizmet veren ayrımı... Birincisi istediğini takar; ikincisi takamaz, çünkü devleti temsil etmektedir.
(2) Dinciler, benim öğrencilerimin mini etek giyme hakkını savunmuyor. Hatta benim rakımı yasaklıyor. Yani tutarsız bu insanlar. İnandırıcı değiller. Kendi insanlarına zararlı olurlar, 'laikçiler'e korku malzemesi veriyorlar." (Radikal İki, 10 Haziran 07, s. 5)
Ezber bozmak isteyen Baskın Oran'ın çağrısı böyle. 22 Temmuz'da bağımsız kalmak isteyenlere duyurulur.
h.cemal@milliyet.com.tr

