
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
Orhan Doğan'ın ölümü
Eski DEP milletvekili Orhan Doğan'ı kaybettik. Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde katıldığı kültür sanat festivalinde kalp krizi geçiren Doğan, Van Yüzüncü Yıl Hastanesi'nde dün yaşama veda etti.
Dost canlısı; cezaevinde geçen on yılın ardından güler yüzlü ve insancıl kimliğiyle Kürt sorununun şiddetsiz çözümüne yürekten inanmış, gerçek bir barışseverdi.
2005 yazında Güneydoğu'da gerilimin tırmanması ve çatışmaların yeniden başlaması karşısında "ateşkes" ilanı için nasıl çırpındığının tanığıyım.
Doğan'la dostluğumuz, Kürt milletvekillerinin SHP listelerinden Meclis'e girdiği 1991 yılına uzanır. 1994 Mart seçimlerinde, "dokunulmazlıklar"ın kaldırılmasıyla birlikte Meclis'ten polis zoruyla alınarak cezaevine götürüldüğü günü anımsıyorum. Ensesinden tutularak araca bindirilmiş ve özgür kalması, uzun hapishane ve mahkemelerden sonra on yılı bulmuştu.
2004 yılında Leyla Zana, Hatip Dicle ve Selim Sadak ile birlikte serbest bırakıldı.
Ankara'da Milliyet adına yapacağım röportaj öncesi Leyla Zana'nın da katıldığı dört saatlik uzun bir görüşmemiz oldu. Yeni oluşumun, Demokratik Toplum Hareketi'nin sözcülüğünü Orhan Doğan üstlenecekti. Geçmişin özeleştirisini de içeren değerlendirmeler yapıyordu:
"Biz Kürt siyasetinde ezberi bozduk. Etnik siyaseti ve şiddeti reddediyoruz. Bu hareketin farkı burada. Partiyi halka açıyorum. Aktörleri Kürtlerden oluşabilir ama Türkiye'nin tamamına sahip çıkan bir parti kurmak istiyoruz. Güneydoğu'daki çatışma ortamında kurulan partileri sistem dışlamıştı. 1990'ların şartlarında eylem partilerine dönüştüler. Artık barış ortamına girildi, önceki parti anlayışıyla bu çağı okumanın mümkün olmadığını görüyoruz.
Türkiye'nin toprak bütünlüğüne saygı duyan, üniter yapısını bozmayacak ama dil, kültür ve kimlik haklarını garanti altına alan bir Türkiye ulusu formülünün Kürt sorununun çözümünde çok önemli avantaj sağlayacağını düşünüyoruz."
Güneydoğu'da "ateşkes" bozulduğunda PKK'nın silahı bırakması için çok uğraştı.
2005 Ağustos'unda eski HEP milletvekili Zübeyir Aydar üzerindeki ağırlığını kullanarak aydınların barış inisiyatifine büyük destek sağladı.
Brüksel'de bulunan Aydar ile konuşmuş ve onu ikna etmişti.
Telefonda "ateşkes ilan edileceğini" açıklarken çocuklar gibi sevinçliydi.
Gençler ölmesin, bombalar patlamasın, anaların gözyaşları dinsin istiyordu.
Son dönemde İstanbul'daki "barış ve diyalog" gruplarında karşılaşıyorduk.
Zamansız kaybettik. Sevgili kızına, ailesine sabırlar dileriz. Türkiye'nin başı sağ olsun.
dsazak@milliyet.com.tr

