
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Hımhım ile burunsuz, birbirinden uğursuz
Burnu çarpık, bir gözü şaşı, tavşan dudaklı ve çilli suratlı bir delikanlı:
- Kadınlar, diyormuş; benimle birlikte olmaktan gurur duyuyor ve benimle birlikte olmayı "kadınsı bir başarı" olarak görüyorlar.
Bir arkadaşı; burnu çarpık, bir gözü şaşı, tavşan dudaklı ve çilli suratlı delikanlının yüzüne şöyle bir bakmış:
- Sanırım bir anan hariç olmalı, demiş; senin kadınlar tarafından demiş; "kadınsı bir başarı" olarak değerlendirilmelerinden...
* * *
İnsan da; "yüz surat, hacı Murat" bir parti liderinin, milletin kendisine duyduğu aşkla övünüp durmasını dinlerken, düşünmeden edemiyor:
- Sanırım sadece seçmenler hariç...
* * *
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Biri çıksa da, "Şu kirpiler de çok dikenli" dese ne olur?
İncili Çavuş:
- Ne olacak, demiş; hemen "Kirpi Sevenler Derneği"nden bir sözcü fırlayıp, ihtarda bulunur:
- Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun; onlar bizim göz bebeğimiz. Kirpilerimizi yıpratmayalım lütfen...
* * *
Cennetin kapısında uzun bir kuyruk varmış ve özel bir melek, kuyruktakileri sorguluyormuş:
- Siz dünyadayken ne iş yapıyordunuz?
- Ben efendim, fırıncıydım.
- Ya siz?
- Ben de boyacaydım efendim.
- Peki sizin mesleğiniz?
Mesleği sorulan kişi, önce hık mık etmiş, arkasından da:
- Ben de, demiş; politikacıydım...
- Politikacı mı; nasıl bir meslekmiş o da?..
- Şey işte yani, nutuk falan...
- Hiçbir şey anlamadım, nasıl bir meslek nutuk falan?..
Ve melek, cennettekilere dönüp bağırmış:
- Politikacının ne demek olduğunu bir bilen var mı aranızda?
Cennettekilerden birçok kişi, hep bir ağızdan bağırmaya başlamış:
- Evet, evet... Kendini "kurtarıcı" olarak görme mesleği... Sakın sokmayın cennete, bizi de kurtarmaya kalkmasın.
* * *
Av. Taner Aktop'tan bir fıkra...
3 arkadaş bir tren istasyonuna gitmişler ve trenin gelmesine daha bir hayli vakit olduğu için de, kafeteryada oturup içmeye başlamışlar.
* * *
Bir süre sonra görevli bir memur, kafeteryadakilere:
- Tren geliyor, diye bağırmış.
Oturanlardan birçoğu hemen ayağa kalkıp dışarı çıkmış. Bizimkiler sohbeti koyulaştırdıkları için, zamanında davranamamışlar ve kaçırmışlar treni.
* * *
Neyse ki, bir tren daha varmış.
Bizim 3 kafadarın da kadehleri, bir dolup bir boşalıyormuş.
İkinci trene binecek yolcular, gelip gelip oturmaya başlamışlar kafeteryaya.
* * *
Bir süre sonra görevli memur, yine görünüp bağırmış kapıdan:
- Tren gelmek üzere...
Oturanlar derlenip toparlanmışlar ve bizim 3 arkadaş; lafı uzattıklarından, yine kaçırmışlar treni.
* * *
1 saat sonraki 3'üncü tren ise, son trenmiş.
3 arkadaş da, içe içe zurna gibi olmuşlar ve aralarında tekrarlamaya başlamışlar:
- Aman bu treni de kaçırmayalım, diye.
Ve görevli memur yine bağırmış kapıdan:
- Tren geliyor.
* * *
3 arkadaş zor bela kalkmışlar yerlerinden ama, onlar trene bininceye kadar, tren hareket etmiş. Arkadaşlardan biri, son vagona yetişip çıkmış, ikincisi de onun koluna yapışıp çıkmış, üçüncüsü ise yerde kalmış.
* * *
Bir gülme tutmuş yerde kalanı; iki büklüm olmuş kasıklarını tuta tuta gülüyormuş. Öyle ki, istasyon memuru merak edip sormuş:
- Üzülmediniz mi son treni de kaçırmış olmanıza; neden gülüyorsunuz o kadar?
2 arkadaşı gidip, kendisi istasyonda kalan ve gülmesini bir türlü tutamayan ahbap:
- Asıl gidecek olan bendim; öteki 2'si, beni geçirmeye gelmişlerdi, demiş.
* * *
Kazara parti liderlerinden biri seçilemez de, sadece adayları seçilirse; hatırlanacak bir fıkra işte...
* * *
Fazıl Hüsnü'den bir şiirle bitirelim yazıyı:
Oyun
Oynasak
Biri yıldız olsa
Biri ben olsam
Oynasak
Gelse gecenin biri
Çağırsak gündüzün birini
Biri ben olsam
Oynasak
Alsam yeni doğan çocuğun sesini
Götürsem
Yıldızın birine
c.altan@prizma.net.tr

